Dua Belâyı Defeder

Dua Belâyı Defeder

Allah Teâlâ buyuruyor: "Ey Resûl-i Ekrem! Benim kullarım sana Rabbimiz uzak mıdır, yakın mıdır? diyerek benden sual ettiklerinde sen onlara cevap ver ki ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duâsını ben kabul ederim, duâ ettiklerinde benden duâlarının kabulünü istesinler ve bana imân etsinler. Me'mul ki onlar imânları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olur ve irşâd olunurlar." (Bakara: 186)

Duânın kabulü üç şeye mütevakkıfdır:

1 - Kazâya muvafık olmak.

2 - O kimse hakkında duânın kabulü hayırlı olmak.

3 - İstenilen şey muhal olmamaktır.

Duânın kabulünde adâbına ve şerâitine riâyet etmek lâzımdır. Bu şerâitin cümlesi mevcud olduğu halde kabûl olunmak ciheti gâlib ise de fakat kabulü yine, meşiyyet-i ilâhiyye muallakdır. Binaenaleyh dilerse kabul eder dilerse kabul etmez. Maamafih duâ etmek de aynı ibâdetdir. Hususiyle dûa etmek, Cenâb-ı Hakk'a arz-ı ihtiyac ve iltica eylemek de müstakilen bir ibâdet makamına kaim olacağından lisanen duâ etmek ve kalben de Cenab-ı Hakk'ın kaza ve kaderine râzı ve teslim olmak evlâ ve ercahdır. Şu kadar ki duânın en mühim şartı "helâl lokma"'dır.

Âyet-i celilede:

"Rabbimiz size: Bana duâ edin, duânızı kabul ederim dedi. Zirâ o kimseler ki onlar duâdan kibir ettiler yakında zelil ve hakir oldukları halde cehenneme dahil olurlar." (Mü'min sûresi: 60)

Duâ; insanların muhtaç oldukları şeyleri Cenab-ı Hak'tan tazarrû' ve niyâz ederek kemâl-i tevâzû' ile istirham edip istemeleridir. Buna nazaran mânâ-yı nazm: ?Siz benden muhtaç olduğunuz şeyleri kemâl-i tevâzû' ile isteyin. Ben de sizin duânızı kabul edeyim ve istediğinizi vereyim." demektir.

Duânın kabulünün mühim şartlarından biri de duâ esnâsında Allah Zü'l-celâl hazretlerinden gayri hiç bir şeye i'timâd etmeyerek teveccüh-i tâm ile kat'i suretde Hak Teâlâ Hazretlerine bel bağlamakdır.

Binâenaleyh biz kullar, biz mü'minler kâdir-i mutlak olan Vâhibü'l-atâya Zü'l-celâl Hazretlerine dâima duâ, tazarrû ve niyâzda devâm üzere olmaklığımız vecibe-i ubûdiyetimizdendir. Yoksa yalnız sıkı ve darda kaldığımız zamanda muvakkaten duâ edip sâir serbest zamanlarımızda duâyı terk ile ihmâl ve gaflet etmekliğimiz şübhesiz doğru değildir. Nitekim şu hadis-i Şeriflerde Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

* "Serbest ve geniş vakitlerinde yani sıhhat, servet, âsâyiş ve emniyet gibi esbâb-ı istirâhat mükemmel olduğu zamanlarda Cenâb-ı Allah'a ibâdet, tâat ve duâ ile kendini arzet ki muzâyakalı zamanda seni lutf ile hıfz eylesin."

* "İcâbet olunacağına yakıynen inanarak duâ ediniz. Ve biliniz ki Allah Azze ve Celle gâfil bir kalbin duâsına icabet etmez."

* "Din kardeşi hakkında gıyâbi olarak edilen duâ dergâh-ı icâbetden reddolunmaz."

* "İyilik görenlerin iyilik gördüğü kimseler hakkında duây-ı hayriyeleri de reddolunmaz."

* "Ezân ile kamet arasında yapılan duâ müstecab olur, o arada duâ ediniz."

* "Kul ebeveynine duâsını terk ederse rızkının inkıtâına sebep olmuş olur."

* "Bir babanın oğlu için duâsı bir Peygamberin ümmeti hakkındaki duâsı gibi makbuldür."

Kezâ evlâdın vâlideyne dâima duâsı lâzımdır. Duâyı terkettiği vakit hadis-i şerifde buyurulduğu üzere rızkının inkıtaına sebeb olmuş olur.

* "Hükümdâr-ı İslâm'ın muvaffakıyeti ve muzafferiyeti için duâ etmek sebeb-i mağfiretdir." Binaenaleyh umera ve vukelâ ve kumandan ve asâkir-i islâmiyenin muvaffakıyet ve muzafferiyeti için de duâ etmekliğimiz lâzımdır.

* "Duâ rahmet-i ilâhiyenin ihsânına vesile ve miftahdır. Abdest namazın, namaz da Cennet'in anahtarıdır." buyurulmuşdur. Binaenaleyh namazlarımızın akabinde duâ etmeden namazdan fâriğ olup gitmek büyük gafletdir.

* "Duâ mü'minin ma'nevi silâhıdır."

* "Duâ ibâdetin iliği mesâbesindedir."

* "Duâ belâyı def' eder." buyurulmuştur.

Binaenaleyh görünmez ve hatıra gelmez belâlardan dâima Cenâb-ı Hakk'a sığınarak tazarrû ve niyâz etmekliğimiz lâzımdır.

* "Kaderden hazer, sakınmak, kaderi def' edemez. Lâkin sâlih kimselerin duâsı nâzil olmuş ve nuzûl edecek olan belâ ve mesâibi def' ve ref'a medâr olur. Böyle olunca ey Allah'ın kulları duâ ediniz" buyurulmuştur.

* "İnsanların en âcizi duâdan âciz olanıdır."

*Ebu Hureyre - radıyallahu anh- den rivayet olunduğuna göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

Üç kimsenin duâsı reddolunmaz:

1. Âdil sultan'ın,

2. İftar edinceye kadar oruçlunun,

3. Mazlûmun duâsı. Allah onu bulutların üzerine çıkarır, semânın kapılarını açar ve şöyle buyurur: "İzzet ve celâlim hakkı için bir müddet sonra da olsa sana muhakkak suretde yardım edeceğim."

Binâenaleyh mazlûmun duâsından hazer etmek lâzımdır. Yâni zulm ve haksızlık yapıp mazlûmun -kalbini yıkıp da- Cenâb-ı Hakk'a karşı "Ah!.." ettirmemek lâzımdır.

(Ramazanoğlu Mahmud Sâmi (k.s.) Musâhabe - 3, s. 206-228)