En Değerli On Huy

En Değerli On Huy

Enes -radıyallahu anh-’dan:

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in maiyyetinde idim. Üzerinde kenarı kalın bir libas (ridâ) vardı. Bir bedevî onun bu ridâsını öyle bir şiddetle çekti ki, o libasın kenarı onun mübârek boyun tarafında iz bıraktı, sonra şöyle dedi:

Ğ Yâ Muhammed! -sallallâhu aleyhi ve sellem- Benim şu iki deveme nezdindeki Allâh’ın malından erzak yükle! Çünkü benim için ne kendi malından ne de babanın malından (erzak) yükleyecek değilsin.

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- (biraz) sükût ettikten sonra buyurdu ki:

Ğ Mal, Allâh’ın malıdır. Ben de O’nun kuluyum. Sonra şöyle buyurdu:

Ğ Ey Arâbî! Bana yaptığın şu şeyin tıpkısı cezâ olarak hakkında tatbik edilsin mi?

Bedevî:

Ğ HayırÉ

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- sordu:

Ğ Neden?

Bedevî:

Ğ Çünkü sen kötülüğe kötülükle mukâbele etmezsin, dedi.

Bu cevap karşısında Peygamber -sallallâhu aleyhi vesellem- güldü. Sonra onun bir devesine arpa, bir devesine de hurma yükletilmesini emretti. (Buhârî, Müslim)

Hazret-i Âişe -radıyallahu anhâ- der ki:

Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem, şahsan uğradığı bir haksızlığa, zulme karşı intikam almazdı. Meğer ki, o kötülük Allâh’ın ve halkın haklarına tecavüz mâhiyetinde olsun. Peygamberimiz hiç bir hizmetçiyi, hiçbir kadını dövmemiştir.

* * *

Huzur-i saâdete gelen bir zât, Rasûl-i Ekrem -sal­lallâhu aleyhi ve sellem-’in mehâbetinden titremişti. Bunun üzerine Efendimiz:

Ğ Korkma! Müsterîh ol! Çünkü ben, bir hükümdar değilim. Ben ancak kadîd (et kurusu) yiyen Kureyş’ten bir kadının oğluyum, buyurarak onu sükûna dâvet etmişti. (Beyhakî)

* * *

Beni (medih ve senâda) Meryem’in oğlu İsa (hakkında) mubâlağa edildiği gibi haddi aşmayın. Ben ancak bir kulum. O halde (bana sadece) “Allâh’ın kulu ve peygamberi.” deyin.” (Buhârî)

* * *

Mü’minlerin en fazîletlisi, ahlâkı en güzel ola­nıdır.” (İbn-i Mâce)

* * *

Huyların şerefli ve değerli olanları (başlıca) ondur ki, bunlar bir adamda bulunur, oğlunda bulunmaz; oğlunda bulunur, babada olmaz. Kölede bulunur, efendisinde bulunmaz. Allah onları (ebedî saâdetini, bahtiyarlığını) dilediği kimselere taksim eder. Onlar da şunlardır:

1- Doğru sözlülük.

2- Harbde (sebat ve) sadâkat.

3- Sâil (dilenciy)e vermek; yardım etmek.

4- Yapılan iyiliklere iyilikle mukâbele etmek.

5- Emâneti korumak.

6- Akraba ile iyi münâsebeti devam ettirmek.

7- Komşusunun hak ve hürmetini gözetmek.

8- Arkadaş (ve dost) hak ve hürmetine riâyet et­mek.

9- Misâfire (ziyâfet vermek) yedirip içirmek.

10- Bunların başı hayadır, utanmaktır.” (Hâkim, Beyhakî)

* * *

“Utanmak imandandır.” (Buhari, Müslim)

* * *

“Kim insanlardan utanmazsa, Allah’tan da utanmaz.” (Taberânî)

Ramazanoğlu Mahmud Sâmi, Musâhabe-5, s. 221-226