Faiz Batırır, Zekât Artırır...

Faiz Batırır, Zekât Artırır...

Allah Teala faizi noksanlaştırır, sadakaları ise artırır. Nimet kadri bilmeyen hiçbir günahkâra da asla muhabbet etmez. (Bakara;276) Yani Allah Teala faiz karışan malın bereketini giderir ve neticede o malı mahveder, sadakası verilen malı da artırır; ahirette de ecrini kat kat verir. Binaenaleyh sahibi hakkında o mal mübarek olur. Faize ısrarla dalan ve hakkı hukuku setredip gözetmeyen günahkarları Allah Teala sevmez.

Fahr-i Razi'nin beyanı vechile faiz zahirde malı artırır gibi görünürse de hakikatte noksanlaştırdığına, sadaka ise malı noksanlaştırır gibi görünürse de hakikatte artırdığına;manada bereket olduğuna ve muteber olanın da zahir değil, hakîkat olduğuna da ayet delalet eder.

Ayetteki "mahk" bir şeyin tedricen azalması ve bereketinin kalmamasıdır.

Faizin dünyada malı noksan etmesi, faiz karışan mala noksanlık olduğu gibi ayrıca ribayı alan kimsenin haysiyetine de noksan arız olmasıdır. Zira faizde ısrar eden kimsenin her ne kadar malı çok olsa da akıbeti fakirliğe ve malının bereketi zevale maruz olacağı gibi o kimse halk arasında mezmum, itimada ve itibara layık olmayan fasık unvanıyla ma'ruf ve kasvet-i kalp sahibi olur.

Sadakanın dünyada ziyadece verilmesi, sadaka veren kimsenin Allah'ın fakir kullarına yardım etmesi, Cenab-ı Hakk'ın da kendisine yardımına sebep olur. Zira her gün bir meleğin:

Allah'ım her infak sahibine infakına mukabil halefini kolay kıl, her pintiye de telefi kolaylaştır! duasıyla nida ettiğini Resül-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz beyan buyurmuştur.

Salim akıl sahibi bir mü'mine yaraşan dünya ziynetine kapılmayıp ondan ancak helal ve tayyîb, yani haramdan uzak ve temiz olanını tedarik etmeye çalışmalıdır.

Hasan Basrî der ki: Helal ve tayyîb demek, kıyamet gününde bir suale ma'ruz bırakılmayacak rızık demekdir. İşte mü'mine gereken budur.

Hadîs-i şerîfde:

"Allah Tayyîbdir. Ancak tayyîb olanı kabul eder" buyurulmuşdur.

İlim ve hikmet ancak helal lokmadan zuhur eder. Aşk ve kalb rikkati ancak helal lokmadan husüle gelir. Yersiz gadab, haramlara meyil, mübahlara düşkünlük de haram ve şüpheli lokmalardan zuhura gelir. Hülasa olarak, lokma helal ve tayyîb değilse fasid amel zuhura gelir. Cenab-ı Hak ayet-i celîlede: "Ey Resûller! Tayyîb şeylerden yiyin ve salih amel işleyin! buyurmuştur. (Mü'minun; 51)

Tayyîb demek, haram şüphesi bulunmayan demektir.

Ebü Hüreyre -radıyallahu anh' den mervidir ki,

- "Nas üzerine bir zaman gelecektir ki, bir kimse helâlden mı haramdan mı kazandığına ehemmiyet vermeyerek alacaktır." Buyurulmuştur. (Buharî)

Bu hadis-i şerif mücizat-ı nebeviyyedendir. Zira hadîste söylenenler aynen olmuştur.

-"Haram lokmadan beslenen, büyüyen vücüd-ı insana nar-ı cahîm daha evladır" buyurulmuştur. (Münavî)

-"İki dirheme malik olanın hesabı bir dirheme malik olan kimsenin hesabından daha zordur." (Münavî)

-"Haram lokma yiyen kimsenin kırk gece namazı kabul olunmaz, kırk gün de duasına icabet olunmaz." (Râmuz)

-"Bir zaman gelecek ki, insanlardan riba yemeyen kalmayacak. Riba yemese bile onun tozu toprağı ona isabet edecek." (Râmuz)