Genç Kölenin Cömertliği

Genç Kölenin Cömertliği

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

«Cenâb-ı Allah kerimdir, kerem sahiblerini sever ve âli-cenâb kimseleri de sever.»1
«Cennet eshıyânın (cömerdlerin) hânesidir.»2
«Cûd ve kerem Cenâb-ı Allah azîm sıfâtındandır.»3
Bir kimsede ki cömerdlik sıfatı vardır, ne büyük hasletdir...
«Cûd ve sehâ ile mevsûf olunuz ki Cenâb-ı Allah hakkınızda cömerdlikle muâmele buyursun.»4
«Cenâb-ı Hak buyurmuştur ki, sen infâk et! ben de sana infâk edeyim.»5

* * * * *

Abdullah bin Ca'fer -radıyallahu anh, bir gün kendi çiftliğine giderken yolu üzerinde bir bahçeye inip istirâhat eyledi. O bahçenin siyah genç bir bahçıvanı vardı. Bahçeyi beklerdi. O gencin yanına bir köpek geldi. Genç, köpeği görünce köpeğe bir ekmek atıverdi. Köpek onu hemen yedi. Bir ekmek daha verdi. Onu da yedi. Üçüncü bir ekmek daha verdi köpek onu da hemen yedi. Abdullah bin Ca'fer Hazretleri o gencin haline nazar etdi ve:

- Sana bir günde ne kadar ekmek verirler? diye sordu. Genç de:

- «Şu gördüğün üç ekmekden fazla vermezler« dedi. Abdullah da

- «Niçin bir günlük nafakanın hepsini kelbe verdin? Sen kendini aç koydun» dedi. Genç köle de şöyle cevab verdi:

-«Bu mekân köpek yeri değildir. Bildim ki bu kelb uzak yerden gelmiş ve çok acıkmışdır. Onu aç göndermeği revâ görmedim. Onun karnı doysun da ben bir gün aç kalır oruç tutarım»

Bu sözü işidince Abdullah bin Ca'fer yanında hazır bulunanlara hitâben dedi ki:

- Bana niçin bu kadar cömerdlik yapıp malını dağıtırsın diye levmederler. Meğer ben cömerd değilmişim, bu genç benden daha cömerddir.

Abdullah bin Ca'fer o genç köleyi ve o beklediği bahçeyi sâhibinden satın alıp genç köleyi âzâd etti, bahçeyi de ona bağışladı.

Böylece yukarıda zikredilen iki hadîs-i şerîfin sırrınâ mazhar oldu. Hadîs-i şerîfde şöyle buyurulmuştu:

«Cûd ve sehâ ile mevsûf olunuz ki cenâb-ı Allah hakkınızda cömerdlikle muâmele buyursun... Cenâb-ı Allah buyurmuşdur ki: Sen infâk et ben de sana infâk edeyim.»

İşte bu genç köle bir saat içinde hem kölelikden ve hem de fakirlikden kurtuldu ve hem de dünyaca zengin oldu. Âhiretce nâil olacağı mükâfât-ı ebediyye ise şübhesiz daha büyükdür.


Dipnotlar: 1-2-3-4-5: el-Câmiüs-Sağîr

Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Musâhabe, c. 3 s, 130-132