Hz. Ebubekir'in Duası

Hz. Ebubekir'in Duası

Allah Teala buyuruyor:

"İnsanın sağında ve solunda cânab-i ilahiden umum ahvalini gözetmek ve ef'al ve akvalinden her ne sadır olursa onları muntazaman deftere yazmağa me'mur olan iki melek oturucudur. İnsan bir söz söylemez illa onun huzurunda hazır bir melek amelini gözeticidir." (Kaf süresi/17-18)

İnsanın sağ tarafında oturup hasenatım yazan melek seyyiatı yazan meleğin amiridir. İnsan bir hasene işledikte sağ tarafında duran melek derhal on sevap yazar. Ama bir günah işlediğinde sağ tarafındaki melek sol tarafındakine "Sen yedi saat terk et, yazma, belki me'muldür ki bu adam tövbe ve istiğfar eder de günaha keffaret olur" demekle seyyîatın derhal yazılmayıp yedi saat te'hir olunduğu mervîdir.

Enes bin Malik'den rivayet olunduğuna göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-:

"Kulun kalbi istikamette olmadıkça imanı istikamette olmaz, lisanı istikamette olmadıkça da kalbi istikamette olmaz."

Yine Enes bin Malik'den rivayete göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem:

"Kul, dilini muhafaza edemediği müddetçe imanın hakikatine ulaşamaz. " buyurmuştur.

Yezidü'r-Rakkaşî'nin naklettiği bir rivayete göre, Said bin Müseyyeb şunları anlatmaktadır:

Hazret-i Ebu Bekir -radıyallahu anh-'ın hastalığı ağırlaştığında ashab-ı kiram'dan bir kaç kişi ziyaretine gelmişlerdi. Bir aralık kendisine:

- Ey Resülullah'ın halîfesi! Bu ağır hastalık sebebiyle ahirete göç edici olduğunu görüyoruz, dediler.

Ebü Bekir -radıyallahu anh-bu söze cevaben:

Allah Teala'ya arzolunacak bir takım sözler vardır ki Allah Teala sabah ve akşam bu sözleri söyleyen kimsenin ruhunu ufuk-ı mübinde sakin kılar, dedi.

Ufuk-ı mübin nedir diye sorduklarında:

- Arşın altında bir düzlüktür. Orada bahçeler, ağaçlar ve nehirler vardır. Orayı her gün bin rahmet kaplar. Her kim ki o sözleri söyleyerek vefat ederse Allah Teala onun ruhunu işte o mekana koyacaktır, dedi. Ve o sözleri şöylece söyledi:

"Ya ilahe'l-alemin! Mahlükatı yaratırken elbette ki senin ona hiç bir ihtiyacın yoktu. Onu halk edişin Senin ona ikramından ibarettir. Sonra mahlukatının bir kısmını cennetlik bir kısmım da cehennemlik olarak iki kısma ayırdın. Ey Allahım beni cehennemlik eyleme cennetlik kıl.

Ya Rabbi! Sen azîmü'ş-şan insanları yaratmazdan evvel onlara çeşitli istikametler murad buyurdun ve onları muhtelif fırkalara ayırdın. Bazılarını bedbaht, bazılarını bahtiyar eyledin. Bazılarına doğru yolu, bazılarına ise şaşkınlığı nasip eyledin. Beni Senin taatın ile bahtiyar eyle. Sana isyan edip de bedbaht olanlardan eyleme.

Ya İlahî! Yaratmadan evvel her insanın neler işleyeceğini biliyordun. Hiçbir kimse senin ma'lümun olan şeyin haricine çıkamaz, beni kendi taatında isti'mal eylediğin kullarından eyle.

Ya Rabbi! Sen azîmü'ş-şan murad etmedikçe kimse bir şey isteyemez, murad buyur da beni Sen azîmü'ş-şan'a yaklaştıracak şeyler isteyeyim.

Ey Allahım! Kulların bütün hareketlerini sen takdir buyurdun. Senin iznin olmadan hiçbir şey hareket edemez. Benim bütün hareketlerimi senin takvan üzere eyle.

Ya Rabb! Hayrı da şerri de Sen halk ettin ve kulların bazılarını hayra bazılarını şerre hadim kıldın. Beni hayra hadim olanlardan eyle.

Ya İlahî! Sen azîmü'ş-şan hem cenneti hem cehennemi halk ettin ve bunlardan her birine ayrı ayrı insanlar ve sakinler murad ettin. Beni cennet sakinlerinden eyle.

Ya Rabbe'l-alemîn! Sen azîmü'ş-şan insanların bir kısmına hidayet bahşederek hidayetinle gönüllerini ferahlatıp şad eyledin. Bir takımlarına ise dalalet verip şaşkınlık içinde ruh darlığına duçar ettin. Benim gönlümü iman ile ferahlatıp kalbimi imanın ziyneti ile nurlandır.

Küfre, taşkınlığa ve isyana karşı bana nefret ver de doğru yolda yürüyenlerden eyle.

Ey Allahım! Bütün işleri sen takdir buyurdun ve her şey senin murad-ı ilahin ile sana avdet edecektir. Vefatımdan sonrası için de, evveli için de Sen bana makbul bir hayat takdir buyur.

Ve beni Sen azimü'ş-şan'a son derece yaklaştır.

Ya Rabbi! Kim itimadını ve ümidini Senden gayriye bağlayarak gecesini ve gündüzünü geçirebilir?

Benim yegane dayanağım ve ümidim sensin!

Her türlü kuvvet ve kudret ancak aliyyü'l-azim olan Allah Teala'ya bağlanmak suretiyle husule gelir.