İlim İbadettir

İlim İbadettir

Ebu Zer -radıyallahu anh- Rasûl-i Ekrem sallellahu aleyhi ve sellem Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Ya Eba Zer! sabahladıkta Kitabullah'tan bir ayet öğrenmek sana yüz rekat nafile namaz kılmaktan hayırlıdır. Ve sabaha girip ilimden bir bab öğrensen sana bin rekat namaz kılmaktan hayırlıdır."

Muaz radıyallahu anh da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den şöyle rivayet eder:

"İlim talebi ibadettir. İlmin müzakeresi tesbihtir. İlimden bahsetmek cihaddır. Bilmeyene öğretmek sadakadır. İlim düşman üzerine silahtır. Dostlar, yanında zinettir. Melaike-i kiram ehl-i ilmin dostluğuna rağbet ederler ve kanatlarıyla ikramen mesh edip okşarlar, onlar için istiğfar ederler. Çünki ilim kalblerin hayatıdır. Kalblerin ölümü ise cehildir."

Haberde varid olduğuna göre:

- Ya Rasûlallah amellerin hangisi daha faziletlidir? diye sorulduğunda Resûlullah:

- Allah'ı bilmek, diye buyurdular.

- Hangi amel mertebeyi artırır, diye soruldu:

- Allah'ı bilmek, diye buyurdular.

- Ya Rasûlallah, biz amelden soruyoruz, siz ilimden cevab veriyorsunuz, dediklerinde Rasûlullah (s.a.):

- İlim ile yapılan az amel faide verir. Fakat cehaletle yapılan çok amel faide vermez buyurdular.

Allah'ı bilmek, yani marifetullah'a sahib olmak ise tasfiye-i batın yapmadan ve kalbi zikrullah ile cilalamadan müyesser olmaz.

Büyüklerin bütün gayreti kalbleri ve batınları ıslah etmek noktasında toplanmışdır, kalıbları ve zahirleri değil. Çünkü zahir halkın nazar ettiği yerdir, batın ise Hakk'ın nazar ettiği yerdir. Hakk'ın nazargahını ıslah eylemek ise halkın iltifat edeceği şeyleri ıslah etmekden ehemm ve elzemdir..

Ayet-i kerimede:

"Allahü Teala Adem Aleyhisselam'a esma'nın küllisini talim etti." (Bakara, 31) buyuruluyor.

Meleklerin, Hazreti Ademi ve zürriyetini halk etmekteki hikmeti nedir? diye sual etmeleri üzerine Vacib Teala Hazretleri, "Sizin bilmediğinizi ben bilirim" buyurmuştur. (Bakara, 30)

Ve hılkat-ı Adem'deki hikmet, ilimle mümtaz olmasıdır. Hazret-i Adem'in kalbine ilham suretiyle bütün esmayı talim buyurdu.

Bu Ayet-i Celile, ilmin cümle faziletlerden efdal olduğuna delalet eder. Çünkü ilimden ziyade bir şeref olmuş olsaydı Vacib Teala ve Tekaddes Hazretleri Adem aleyhisselamın faziletini onunla isbat ederdi. Halbuki Hak Teala faziletini ilim ile isbat etmiştir.

Keza bir başka ayet-i kerimede:

"Allahü Teala dilediği kimseye hikmet verir. Ve bir kimseye ki hikmet verilmiştir, muhakkak ki o kimseye çok hayır verilmiştir. Ve bunları düşünmez ve hissemend olmaz, ancak ehl-i lüb, akıl ve irfan sahibleri tezekkür eder, öğüt alırlar" buyurulmaktadır. (Bakara, 269)

Bu ayet-i celile, müminler için ilim tahsiline say ü gayret etmeğe ve insan için ilimden ziyade hiç bir fazilet olmadığına delalet eder.

Büyükler derler ki, ilimde kemale ermek, amelde kemale ermekden efdaldir. Fakat ilimde bir kusur işlemek de amelde bir kusur işlemekden tehlikelidir. İnsanın akidesinin sağlam, kalbinin temiz olması, sağlam ilim elde edip kemale erebilmesinin ilk şartıdır. Allah Teala'nın medh ettiği ilim de bu ilimdir.

İşte enbiya aleyhimüssalatü vesselam hazerâtı Cenab-ı Hak'dan bu ilmin kendilerine ziyade edilmesini istemişlerdir. Cenab-ı Hak:

"Habibim! Sen ya Rab ilmimi ziyade et ve Kur'an'ın nefis malumatını ihsan et" (Taha, 114) buyurarak ziyade ilim talebinden geri durma demek istemiştir.

Bu ayeti celile insan için ilim öğrenmeğe sa'y eylemesi ve Cenab-ı Hak'tan daimi ilminin ziyade olmasını taleb etmesinin bir vazifei vecibe olduğuna vazıhan delalet eder.

Abdullah İbn-i Mesud hazretlerinin bu ayeti okudukta:

"Ya Rabbi ilmimizi artır, iman-ı yakin ihsan buyur" diye dua ettiği mervidir.