İlk Mâbed

İlk Mâbed

Allah Teâlâ buyuruyor: "Nâsın ibadeti için yeryüzüne evvelâ temeli atılan ve yapılan Beyt o Beyt'dir ki, çok hayrı ihtivâ eder ve âlemlere hidâyet olub Mekke şehrinde kurulan Beyt'dir. Zira O Beyt'de Vahdâniyyet'e delâlet eden açık ve zahir âyetler ve Makâm-ı İbrahim vardır. Eğer bir kimse o Beyt'e giderse katl ve soygunculuk gibi şeylerden emin olur.

Beyt-i şerif î ziyaret için gidip gelecek kadar azığa ve binite muktedir olan nâs üzerine Allah Teâlâ'nn rızası için "Hacc" farz oldu. Eğer bir kimse kudreti olduğu halde hacc etmezse, küfrân-ı nimet ederse zararı kendine âid olur. Zira Allah Teâlâ âlemlerden ğanîdir, hiç kimsenin haccına ve sair ibadetine ihtiyacı yoktur." (Al-i İmran, 96-97)

Makâm-ı İbrahim ile murad: Beyt'i bina ederken duvar yukarı kalkıp boyu ulaşamayacak bir hale geldiğinde iskele kurmak üzere konulan taşa İbrahim -aleyhisselâm- ayağını basdığında taşın yumuşayıb ayaklarının taşa batmasıyla husule gelen eserdir ki, el'an o taş da mevcuddur.

Ebû Zerr radıyallahu anh' den rivayete göre şöyle demiştir:

"Bir kerre ben: Ya Rasûlallah! İbadet için yeryüzünde en önce hangi mescid bina edildi? diye sordum.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

-Mescid-i Haram, buyurdu.

Ben:

- Sonra hangisi? dedim,

- Mescid-i Aksâ, buyurdu. Sonra ben:

- Bu iki Mescid'in kuruluşu arasında ne kadar zaman vardır? dedim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- Kırk sene, buyurdu. Sonra: "Namaz vakti girdikten sonra namaz sana nerede yetişirse namazı orada kıl, çünkü faziletli namaz, vakti içinde kılınandır." buyurdu. (Buhari, Tecrid-i Sarih Terc: 9/147)

"Zikret Habibim o zamanı ki, o zamanda biz, İbrahim -aleyhisselâm-'a Beyt-i Şerifin mekânını tayin ve o mekanı ona merci' kıldık. Ve İbrahim -aleyhisselâm- 'a vahy etdik: "Sen bana hiç bir şeyi şerik kılma ve Beyt'imi ziyaret ve tavaf edenlere ve kâim olub ibadetle meşgul olanlara ve rükû ve sücud edenlere Beyt'imi tathir et. Bu suretle tavaf edecek olanlara Beyt'in temiz ve hazır olmasını tavsiye etdik." (Hac, 26)

Ebu's-Suud Efendi'nin beyânına nazaran, İbrahim aleyhisselâm-'ın Kâbe'yi binâsı Kâbe'nin ikinci defaki binasıdır.

İlk olarak Âdem aleyhisselâm binâ etmiş, bu bina Nûh aleyhisselâm tufanında kaybolmuştur.

İkinci olarak İbrahim aleyhisselâm binâ etmiş.

Üçüncü olarak zaman-ı cahiliyyede İslâm'ın zuhûrundan evvel Kureyş tarafından binâ edilmiş ve bu bina da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz nübüvvetle ba's olunmazdan evvel binâ edilmiştir.

Dördüncü defa; Abdullah İbni Zübeyr,

Beşinci defa; Haccâc-ı Zalim tarafından binâ edilmişdir.

Bütün müslümanların kıblegâhı olan Beyt-i Muazzama Mekke-i Mükerreme şehrinin ortasındadır. Mukaddes ve muazzez mevkii tâ âlemin yaradılışından beri müstesna ve muhterem olub, Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-'ın oraya indiği rivayet edilir.

İslâm âleminde Kâbe'den daha şerefli bir bina yoktur. Çünkü onun inşâsını emreden, âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ Hazretleridir. Bu emri tebliğ eden ve hendesî vaz'ıyyetini tebliğ eden Cibril aleyhisselam'dır. Yapıcısı İbrahim aleyhisselâm, yardımcısı İsmail aleyhisselâm'dır.

İbrahim aleyhisselâm'ın Kâbe'yi inşâsından sonra Cebrail aleyhisselâm gelmiş ve Hacc farîzasının nasıl icra edileceğini tarif etmiştir. Sonra İbrahim aleyhisselâm Kur'ân-ı Mübin'de Makâm-ı İbrahim diye beyan buyurulan ve orada namaz kılınan mübarek makamdan:

"Ey Nas! Rabbiniz 'Beyt'ini ziyarete davetlisiniz!" diye ilân etmiştir. (Hac, 27)

Sonra İsmail aleyhisselâm ile birlikte bütün hacc mevkilerinde tevakkuf edip hacc menasikini ifâ etmiştir. Cenâb-ı Hakk bu davet etme işini daha sonra Rasûlüne verdi. O da insanları İslâm'a çağırdı. İşte bunun için âkıl olanın Allah'ın davetine icabet etmesi ve O'na dönmesi icab eder. Çünkü gerçek maksud ve hakiki Kâ'be O'dur.