İmânın Şâhidleri

İmânın Şâhidleri

Allah Teâlâ buyuruyor:

“Rabbiniz kendi üzerine (şu) rahmeti yazdı. İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıp da sonra arkasından tevbe etmiş ve düzelmiş ise şüphesiz ki O (Allah) gafûr ve Rahîmdir.” (En’am sûresi, 12)

İnsan cehâleti sebebiyle günah işlemiştir. Sonra fenâlıktan tevbe edip muâmelâtını ıslah etmiştir. İşte bu gibiler hakkında Allah gafuru’r-rahîmdir. Ve bu gibiler için afvını farz kılmıştır.

Hadîs-i şerîfte de:

Günahlarından hâlis olarak tevbe eden kişi hiç günah işlememiş gibidir. buyurulmuştur.

Bir insan hâlis tevbe ederse hiç günah işlememiş gibi temizlenir.

“Gerek itaat ve gerekse isyânının zerresi gâib olmaz. İtaat eden mükâfât bulur, isyân eden mücâzât görür.” (Zilzâl sûresi, 7-8)

Şu halde dâire-i itaatte bulunarak kendini Cenâb-ı Hakk’a sevdirmeli. Necât bundadır.

Hakk teâlâ hazretleri:

“Şirkten tevbe edip iyi amel (ve harekette) bulunan kimselerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Allah çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir.” (Furkan sûresi, 70) âyet-i celîlesinde önce tevbeyi beyân buyurmuştur. Îmân ve amelin makbûl ve tam olması için, evvelâ tevbe lâzım geliyor.

Seyyiâtın, hasenâta tebeddül etmesi hakkında bu âyet-i celîle tefsîrinde beyân buyurulmuştur ki:

Meselâ yüz seyyie işleyen bir kimse sıdk ve ihlâs ile tevbe eder, ameli salîh işlerse yüz hasene verilir. Bir kimse rü’yâsında âlem-i âhirette günalarından hesaba çekildiğini görmüş. Günah-ı sağirelerini söylemiş, kebîresini inkâr etmiş. Sağîrelerine mukâbil hasene verildiğini görünce, kebirelerinin de olduğunu söyleyerek onun da mukâbilinde ecrini istemiş

Gözyaşı

Hakk yolcularının Cenâb-ı Alllah’a yaklaşabilmeleri için yegâne sığınak gözyaşıdır.

Çünkü:

Gözyaşı: İçin, tahassür ifâdesi ve gözün niyâzıdır.

Gözyaşı: Nedamet mânâsını taşır, Allah’a bir nevî tevbedir.

Gözyaşı: Aşkın derûnî hislerini coşturan kelimesiz ve sedâsız lisanıdır.

Gözyaşı: Ârifin kalbinin tercümanıdır.

Gözyaşı: Mağfiret için Allah’ın kullarından istediği istirhamıdır.

Gözyaşı: Hakk’ın rahmetini tahrik ve merhametini celbeder.

Gözyaşı: Günahkârın sıdk ve ihlâs ile Rabblerine eyledikleri ubûdiyet incisinin dâneleridir.

Gözyaşı: Allah için öyle bir sermaye-i sadeftir ki, rahmet, merhamet ve mağfiret habbelerini içinde taşıyan seyyidü’l-istiğfar ve tevbe-i nasuhtur.

Gözyaşı: Günahların gufrânıdır.

Gözyaşı: Muhlisin habbe-i ihlâsıdır.

Gözyaşı: Âsînin kurtuluş ipidir.

Gözyaşı: Hulâsâ, vuslata erenlerin yegâne istinadgâhıdır.

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri şöyle buyurmaktadır;

“Siz zanneder misiniz ki, şâhidsiz dâvânızı yani mü’min olduğunuzu isbât edebilirsiniz Cenâb-ı Hakk şâhid taleb edecektir.” (Ankebût sûresi, 1-2)

Bir dâvâcı var, bir de dâvâlı. Dâvâcı olanın mahkeme huzûrunda dâvâsını isbât için iki şâhid lâzımdır. Şu halde cümlemiz mü’miniz, îmânımız vardır, diyoruz. Bunun isbâtı lâzımdır. İki şâhid ise amel ve ibâdettir. Amel ve ibâdet olmayınca dâvâ sâbit olmaz.

“Şunlar ki îmân ettiler ve günahlarına tevbe ederek Cenâb-ı Hakk tarafına hicret ve teveccüh ettiler. Nefs ve şeytan ile mücâhede ederek dâire-i isyândan dâire-i itaata hicret ve evâmir-i ilâhiyeyi îfâ ve yasaklardan kaçınmağa dikkat ve nefislerini icbâr ettiler. Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına tâlib oldular. Onlar için Allah’ın rahmeti vardır.” (Bakarû sûresi, 218)

Yalnız bir duâ ile sözde kalmak fayda vermeyip, her halde rahmet-i ilâhiyeye nâil olmak için amel ve ibâdet şarttır. Bu sûretle talibleri Cenâb-ı Hakk mağfiret eder.

Cihâd ikidir; biri küffâr ile, diğeri nefs ile harb etmek demektir.

Bir insan bir kula hizmet ediyor, mukâbilinde ücretini, mükâfatını alıyor. Şu halde mahlûkattan mükâfat alınırsa Cenâb-ı Hakk için çalışan acaba mükafatsız mı kalır? Bir kimse bir kuldan müteaddid defalar ihsân görürse ona dâimâ minnettâr kalır. Ve hatırından çıkarmaz. Şu halde Cenâb-ı Hakk’ın binlerce nîmetini gördük, şükr etmek lâzımdır. Tefekkür edilmezse küfrân-ı nîmet edilmiş olur.

“Eğer yasak edildiğiniz büyük (günüh)lardan kaçınırsanız, sizin (öbür) kabahatlerinizi örteriz.” (Nisâ sûresi, 31) buyurulmaktadır.