İnsan ve Kulluk

İnsan ve Kulluk

Allah Teâlâ buyuruyor:

"Ey insanlar! Sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet, yani kulluk edin, ta ki takva sahibi olasınız." (Bakara. 21)

Ayet-i celîlede sarahatle tevhid ve Muhammed Aleyhi's-salatü ve's-selâm'ın nübüvvetinin hak olduğundan bahis olunmaktadır ki bu iki esas, îmanın aslıdır."Nas" gerek mü'min, gerek kâfir, gerekse münafık bütün insanlar için müşterek isimdir. "Nida", gafilleri uyarmak, gaibleri huzura getirmek, sakinlere hareket, cahillere ma'rifet vermek içindir. Masiva ile meşgul olanları meşguliyetlerinden uzak kılıp Hakk'a döndürmek, Allah'a kulluktan yüz çevirenlere istikamet vermek, aşıklara heyecan, sadıkların şevkine şevk katmak içindir.

Bazı arifler demişlerdir ki:

İnsan düşünmelidir ki, Cenab-ı Hak ona ibadeti esnasında eğer kulun ibadeti külfet olmaktan çıkıp zevk haline gelmişse her ibadetinde şuna benzer şeyler söylemektedir: Ey bunca merhalelerden sonra bana kulluğa ünsiyyet etmiş kulum, doğmadan evvel benimle olan ünsiyetini unutma! Ey çok çok unutan kulum! Hatırla ki sen hiç anılacak, dile gelecek bir şey değilken ben seni evvela topraktan, sonra nutfe, sonra kan, sonra kan pıhtısı, sonra bir çiğnem et olarak halkettim. Sonra damarlar, deriler, sinirler ve nice hassalar verdim, evvela cenîn idin, sonra tıfl, sonra sabiyy, sonra genç, sonra olgun, sonra ihtiyar oldun.

Bütün bir ömür boyu her nefes benim ni'metimle yaşadığın halde benden gayrilerin hizmetine koşmaktasın. Nefis ve hevana kulluk ediyorsun ve dünya karşılığında dîni satıyorsun. Seni böylece yarattığımı, ilim verdiğimi, kuvvet verdiğimi ve mükerrem kıldığımı unutma. Buradaki hitap hem ruha hem de bedenedir.

Et-Teysîr'de şöyle denilmektedir: İnsan kelimesi Nisyandan müştak olunca burada insana ıtab ve telkin vardır, ıtab şöyledir: "Ey nas! Ni'metlerime nankörlükle, emirlerime asilikle mukabele ettiniz". Telkin de şöyle: "Ey, bize kasten değil, unutarak; isteyerek değil, gafletle muhalefet eden insan, unutmandan dolayı seni ma'zur gördük, imanından dolayı da bağışladık."

"O Rabb ki, yeryüzünü sizin ikamet ve istirahatınız için bir döşek, göğü tavan ve kubbe gibi bir bina yaptı. O gökten bir su indirip onunla türlü türlü meyvelerden, mahsullerden sizin için rızık çıkardı. O halde kendiniz bilip dururken Allah'a eşler koşmayın." (Bakara, 22)

Şu gördüğünüz semavat ve arz ve onlardakiler size namütenahi ni'metler olarak halkolunmuş ve size müsahhar kılınmıştır (hizmetinize verilmiştir). Bunu Allah'dan başkası yapamaz. Bunu bilip durduğunuz halde başkalarına da kulluk ederek Allah'a şerikler tutmayın.

Yine muhakkak ki Cenab-ı Hak mevcudatı halketmiş ve her birine bir nasib takdir etmiştir, insanın nasîbi ve hazzı muhabbetullah ve ma'rifetullah olarak takdir olunmuştur. Her kim ki nasîbinden kesilir, ayrı düşerse helak olur. Siz de Allah'a muhabbet ve ma'rifet nasîblerinize nail olmağa ve kazandıktan sonra elinizden kaçırmamağa gayret ediniz. Sevilmeyecek şeyleri sevmekle muhabbet hususunda Allah'a şerik koşmayınız. Şirk vadilerinde helak olursunuz. Ayet-i celîlede:

"İnsanlardan öyleleri vardır ki Allah'dan gayri dostlar edinirler ve onları Allah'ın sevileceği şekilde severler."

"Mü'minler ise en çok Allah'ı severler" (Bakara, 165) yani, sevgi konusunda Allah'dan başka bir takım ilahlar edinenler, iman ettiklerini zannetseler de gerçekte mü'min değildirler. Binaenaleyh, bu konuyu iyi anla ve öteden beri gelen taklidî îman ile aldanma. Çünkü tahkikî îman: yerini bulabilen imandır.

Muaz bin Cebel -radıyallahü anh-diyor ki:

"- Ya Resûlullah! Pekiyi ben nasıl kurtulacağım ve ihlasa ereceğim?" Resûl-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"- Bana iktida et, yakine ermeğe çalış, amelinde kusur olsa bile lisanına sahip ol, yani gıybetten sakın, hamele-i Kur'an'dan olan kardeşlerini gıybet etme. Kendini onlardan üstün görme, ahiret amelinin içine dünya ameli katma, insanların arasını açıp darmadağın etme, kıyamet gününde ateşin köpekleri de seni darmadağın ederler. Amelinle insanlara gösterişte bulunma, riyadan sakın."

Ebû Yezid Bestâmi -kuddise sirruh- der ki: Nefsimi otuz sene Hakkın ibadetine verdim. Bir gün birisi dedi ki:

-Yâ Ebâ Yezid, O'nun hazineleri ibadetle doludur. Eğer O'na vasıl olmak istiyorsan ibadetinde züll ü inkisar sahibi ol. İhlasa ermeğe çalış.