İnsanlar Madenler Gibidir

İnsanlar Madenler Gibidir

Hadis-i şerifte buyurulmuştur ki:

“İnsanlar madenler gibidir. Irk (soy ve kan) dessâstır. (Yani iyi ve kötü gizli birçok hasletleri câmidir. İrsiyetin mayasıdır.) Kötü edep ve terbiye de kötü ırk gibidir.” (Beyhakî)

Bu hadîs-i şerîf daha uzun olmak üzere Buhârî ve Müslim’de de vardır.

İbn Melek der ki: “İnsanların madenlere benzetilmesi istîdadlarına göre şeref derecelerinin birbirinden farklı olmasındandır. Madenler de öyledir. İyi maden cevherlerini meydana çıkarmak için nasıl mücâhede lâzımsa güzel ahlâk cevherlerini yakalamak uğrunda da öyle çalışmak gerekir. Câhiliyet devrinde hayırlı, fakat İslâm’a düşman olanlara misâl olmak üzere bilâhare İslâm’la şereflenince mânevî yüce mevkîler işgal eden bazı ashâbı hatırlamak yeter.”

Bu hadîs-i şerîfte asaletin, millî, ahlâkî ve harsî terbiyenin büyük rolüne işâret edilmektedir.

On Güzel Ahlâk

• “Mü’minlerin en fazîletlisi, ahlâkı en güzel olanıdır.” (İbn Mace)

• “Huyların şerefli ve değerli olanları (başlıca) ondur ki, bunlar bir adamda bulunur, oğlunda bulunmaz; oğlunda bulunur, babada olmaz. Kölede bulunur, efendisinde bulunmaz. Allah onları (ebedî saâdetini, bahtiyarlığını) dilediği kimselere taksim eder. Onlar da şunlardır:

1- Doğru sözlülük.

2- Harbde (sebat ve) sadâkat.

3- Sâil (dilenciy)e vermek.

4- Yapılan iyiliklere iyilikle mukâbele etmek.

5- Emâneti korumak.

6- Akraba ile iyi münâsebeti devam ettirmek.

7- Komşusunun hak ve hürmetini gözetmek.

8- Arkadaş (ve dost) hak ve hürmetine riâyet etmek.

9- Misâfire (ziyâfet vermek) yedirip içirmek.

10- Bunların başı hayadır, utanmaktır.” (Hâkim. Beyhakî)

Ahlâkta Micazın Tesiri

Ashâbdan bir zât, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e sordu:

- Yâ Rasûlallah! Cennete gireceklerle, cehennemlik olanlar bu dünyada bilinebilir mi?

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Evet!

Sahâbi yine sordu:

- Öyle ise amel edenler neye o amelleri yapıyorlar?

Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi vesellem:

- “Herkes ve herşey hangi mizac ve tabiatta yaratıldı ise (yahut) kendisine hangi mizac ve tabiatın icabı kolaylaştırıldı ise ona göre hareket eder.” buyurdu. (Buhâri)

Nitekim Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri şu âyet-i celîlesinde;

“Habîbim sen: Herkes kendi meşreb ve mizacı üzere amel eder. de” (İsra sûresi, 84) buyurmuştur:

Yaratılıştaki istîdad

• “Herkes, kendisi için yaratılan şey ne ise ona (yani yaratılışındaki istîdad ve kâbiliyete göre) hazırlanmıştır. Binâenaleyh o istîdada uyan amel, hareket ve meslek ona kolaylaştırılmış, uymayanlar güçleştirilmiştir.” (Ahmed bin Hanbel)

Hayatta öyle adamlar görülüyor ki, meslek edindikleri işlerden ziyâde edinmedikleri mevzûlarda inkişaf etmekte, meslek seçiminde yapılan geçmiş hatâların husranını ömürleri boyunca çekmektedirler.

Onun için ilk ve taze istîdadlar üzerinde inceden inceye tetkikler yapmadan ve bu husûsta erbâbının mütalaasını almadan meslek tayinine gidilmemelidir.

Güleryüz tatlı söz

• “Hakîkat, siz malınızla insanları tatmin etmeye güç yetiremezsiniz. Ancak sizden (görecekleri) güleryüzlülük ve ahlâk güzelliğidir ki, onları tatmin edebilir.” (Ebû Naîm, Hakîm, Beyhakî)

Dilinize sâhip olun

• “Ashâbımın (aralarında vukûa gelen savaşlar ve benzerleri) anılırsa siz (ta’ndan ve aleyhlerinde söz söylemekten kaçının, dilinizi) tutun. Yıldızlardan ahkam çıkarılması bâbında birşey zikredilirse (o bahse dalmaktan kendinizi) tutun. Kader (bahsi) anılırsa (yine ileri gitmeyip dillerinizi) tutun.” (Taberânî)

• “Allah, ya hayır söyleyip de (ecir) kazanan, yahut susup da selâmet bulan kula (kişiye) rahmet etsin.”