İnsanların En Kötüsü

İnsanların En Kötüsü

Allah Teâlâ buyuruyor ki:

Kâfirlerin müslümanları irtidâda icbar etmelerinin sebebi onların dünya hayâtını âhiret üzerine tercih etmeleridir. Allah Teâlâ kâfir olan kavmi hidayette kılmaz. (Nahl sûresi/107)

Kâfirlerin, bekası olmayan ve zevâle ma'ruz olan dünya hayatını, muhabbetleri sebebiyle âhiret üzerine tercih ederek heva-yı nefsaniyyelerine tâbi' olmaları kendilerinin küfür üzerinde ısrarlarına ve başkalarını da küfre icbar etmelerine sebeb olmuştur. Binaenaleyh bu suretle kâfirlerin iradelerini küfre sarfetmeleri sebebiyle Allah Teâlâ onları tarîk-ı necâta ulaştırmaz ve hidayet etmez.

Bu âyet-i celîleden müstefâd olan hüküm: Dünya hayatına lüzûmundan fazla kalben muhabbet etmenin insanın helâkine ve küfrüne mueddi olacağıdır.

İbadetten alıkoyan bağlar dörttür: Dünya, mahlûkat, şeytan ve nefs. Dünyadan sıyrılmak, mahlûkattan ayrılmak, şeytan ve nefs ile muhârebe etmek lâzımdır.

Hikâye olunur ki:

Halife Me'mûn halka hitab ediyordu. Gözüne bir sinek kondu ve onu eliyle kovdu. Sinek tekrar tekrar geldi, durdu. Hattâ Me'mûn hutbesini kesmek zorunda kaldı. Vaktâki namaz kılındı. Me'mûn mutezili fikirlerde Basralıların şeyhi, Ebû Hüzeyl'i çağırttı ve ona:

-Allah sineği niçin yarattı? Diye sordu. Ebû Hûzeyl:

-Zalimlerin kibir kanatlarını indirmek için, dedi.

Me'mûn da:

-Doğru söyledin, dedi ve ona hediyelerde bulundu.

Zulmedilen -kâfir bile olsa- zulümden kaçınmak lâzımdır. Çünkü mazlûmun duâsına icâbet olunur.

Nûşirevan birgün avda iken beraberindeki arkadaşlarından ayrıldı ve yolu bir bahçeye vardı. Orada bulunan bir çocuğa:

-Bana bir nar verir misin? dedi. Çocuk da verdi. Sonra Nûşirevan narın tanelerinden bolca su çıkararak susuzluğunu giderdi ve bu hal onun hoşuna gitti. İçinden bu bahçeyi sâhibinden alırım diye geçirdi ve tekrar bir nar daha istediğinde bu defa aldığı narın suyu az çıkınca çocuğa bunun sebebini sordu. Çocuk da:

-Herhalde melik zulme meyletti, dedi. Bunun üzerine melik tevbe etti ve tekrar bir başkasını isteyince, birinciden daha iyisini buldu. Çocuk bu sefer:

-Umulur ki, melik tevbe etmiştir, dedi.

Nûşirevân bu hadiseyle zulümden intibâha geldi ve ismi adâletle bâki kaldı.

Nûşirevan öldüğünde tabutuyla memleketin her tarafında dolaştırılırken bir münâdi şöyle sesleniyordu:

-Kimin bizde hakkı varsa gelsin, alsın. Üzerinde bir dirhem bile hakkı olan hiçbir kimse bulunamadı.

Denilmiştir ki, şu on grup mağrûrlardandır:

1- Allah'ın kendisini yarattığını bildiği halde ona ibadet etmeyen,

2- Allah'ın kendisini rızıklandırdığını bildiği halde ona güvenmeyen,

3- Dünyanın geçici olduğunu bildiği halde ona itimad eden,

4- Kabrin kendisinin menzili olduğunu bildiği halde onu mâmûr etmeyen,

5- Ölümün kendisine ulaşacağını bildiği halde ona hazırlanmayan,

6- Hesaba çekileceğini bilip fakat ona huccetini hazırlamayan,

7- Vârislerinin kendisine düşman olduğunu bildiği halde onlar için mal toplayan,

8- Sıratın kendisini âteşe düşürecek yer olduğunu bilip günahını hafifletmeyen,

9- Cehennemin fâcirlerin yurdu olduğunu bildiği halde ondan kaçmayan,

10- Cennetin iyilerin yeri olduğunu bildiği halde onun için amel yapmayan.

Küfür dört vecihtir:

1- Küfrü'l-İnkâr: Allah'ı tanımamak ve bunu dille itiraf etmek,

2- Küfrü'l-cühûd: Kalb ile Allah'ı tanımak, fakat ikrar etmemek. Yâni bilerek inkâr. İblis'in küfrü gibi. Nitekim Allah Teâlâ: "O bildikleri (Kur'an) onlara gelince onu inkâr ettiler" buyuruyor. (Bakara/89)

3- Küfrü'l-inad: Kalben inanmak, fakat lisan ile ikrar ve itiraf etmemek. Ebû Talib'in küfrü gibi. Nitekim o, şöyle diyordu: "Şüphesiz ben bildimki, Muhammed'in dinî, dünyada insanların dinlerinin en hayırlısıdır. Kınanmaktan ve ayıplanmaktan korkmasaydım beni o dinin içinde bulurdun."

4- Küfrü'l-nifak: Dil ile ikrâr edip kalb ile itikad etmemektir.

Hazret-i Peyamber -sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

-Sana insanların en kötüsünün kim olduğunu haber vereyim mi? Yalnız başına yiyen, arkadaşlarından kıskanıp yedirmeyen, yalnız başına sefer eden ve kölesini dövendir. Sana bundan da kötüsünü haber vereyim mi? İnsanları sevmeyen, insanların da sevmediği kimsedir. Sana bundan da kötüsünü haber vereyim mi? Şerrinden korkulan, kendisinden hayır umulmayan kimsedir. Sana bundan da kötüsünü haber vereyim mi? Başkasının dünyası uğruna âhıretini satandır. Sana bundan da kötüsünü haber vereyim mi? Dini kendine siper edinerek dünyâyı yiyendir.