İşi Sağlam Yapmak

İşi Sağlam Yapmak

Allah, amel sahibinin yâni iş adamının iş yapınca iyi ve güzel yapmasını sever.” (Taberânî)

Bu hadis-i şerifteki “Yuhsinu” kelimenin masdarı olan “ihsân” şu manalara gelir:

1. İyilik etmek

2. Bir şeyi iyi ve güzel yapmak

3. Bir şeyi iyi ve güzel gibi bilmek

4. Bir hadîs-i şerîfte beyan buyrulduğu vechile “Cenâb-ı Hakk’a O’nu görür gibi kulluk etmek.”

Bu dört mânânın her birine göre hadis-i şerîfin meâlleri:

1. Cenâb-ı Hakk, herhangi bir âmilin iş ve hareketinde dâimâ iyilik etmesini nefsinden başkalarına da faydalı olmasını sever.

2. Cenâb-ı Hakk, herhangi bir iş sâhibinin yaptığı işi güzel yapmasını (baştan savma yapmamasını) sever.

3. Cenâb-ı Hakk, iş sahibinin yaptığı işini iyi bilmesini sever.

4. Cenâb-ı Hakk, herhangi bir amel ve harekette bulunan kimsenin Allah’ı görür gibi davranmasını sever.

Birinci mânâ; Maddeci, hodgâm ve muhteris insanları takbîh eden, her işte cemiyetin ve ictimâî nizâmın daima düşünülüp korunmasını tavsiye eyleyen âlî bir düstûrdur. İslâm’da diğergâmlık esastır. Bir hadis-i şerîfte meâlen: “İnsanların hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır.” buyurulmuştur.

İkinci mânâ; Herhangi bir meslek ve sanata mensûb olan adamların o meslek ve san’atlarında dâimâ yenilikler yapmasını, işi hep güzele ve kemâle götürmesini, terakkî hamlelerini bir an gevşetmemesini öğütleyen bir teceddüd ve tekâmül rehberidir.

Üçüncü mânâ; Bize intisab ettiğimiz iş ve mesleğin sırlarını öğrenmeyi o iş ve meslekte “İhtisas” elde etmemizi körükörüne hareket ve taklîdlerden kaçınmamızı, cehâletin ve geri bırakan göreneklerin demir perdelerini yırtarak her işte akl-ı selîm ile işe yarayan faydalı bilgi kaidelerini rehber edinmemizi işâret buyuran bir meâldir.

Dördüncü mânâ; Bütün bu mânâlar mânevî istikamet vechini gösteren yüksek bir irşâd kaynağıdır. Amel ve hareketlerimizde “Cenâb-ı Allah’ımızı görüyormuşuz” gibi davranmamızı, onun gizli ve âşikâr her şeyimizi görmekte, işitmekte ve bilmekte olduğunu düşünmemiz ve buna tam bir ihlâs ile inanmamız, bizi yanlış yollara sapmaktan kurtaracağı gibi aramızda ve hayat mücâdelemizde de daima tâze kuvvet ve hamleler kazanmamızda en büyük murâkıp ve âmil olur.

o

Rızık talebi ve ticâretle ilgili hadîs-i şerifler:

• “Ey insanlar! Andolsun ki, Allah’ın size emrettiği neyse ben size ondan başkasını emretmiyorum. Sizden nehyettiği şeylerden başkasını da yasak etmiyorum. Rızkı aramakta iyi ahlâklı olun, hilekârlığa, ihtirasa gayr-i meşrûya sapmayın! Ebu’l-Kasım’ın rûhu (kudreti) elinde bulunan Allah’a yemîn ederim ki, herhangi birinizin rızkı, ecelinin onu aradığı gibi kendisini arar. O halde ondan (rızıktan) size çetin bir güçlük gelirse (rızkınızı çıkarmakta çetin zorluklara uğrarsanız) onu Aziz ve Celîl olan Allah’a itaatte arayın. (Allah’ın emirleri dâiresinde hareket edin.)” (Taberânî)

• “Alış verişte çok yemin etmekten sakının zira bu (muvakkaten) nafaka sağlarsa da sonunda (bereketi) silip götürür.” (Ahmed b. Hanbel, Müslim)

Bu hadis-i şerifte sakınılması emredilen yemin, doğru yemindir. Yalan yemin az da olsa esâsen haramdır.

• “Kim borçlusuna soluk aldırır, onun ödeyebilmesine vakit ve imkân bırakırsa yahut (alacağını) ondan büsbütün silerse o kıyâmet günü Arş’ın gölgesinde bulunur.” (Müslim)

“Bakara Sûresinin 280. ayet-i kerimesinde meâlen: “Eğer (borçlu) darlık içinde bulunuyorsa ona geniş bir zamana kadar (mühlet verin). Sadaka olarak bağışlamanız ise sizin için daha hayırlıdır.” buyurulmaktadır.

• “Hiçbir kimse kendi elinin işinden (kazancından) yediği kadar hayırlı bir yiyecek asla yememiştir. Hakîkat Allah’ın Peygaımberi Dâvud (a.s) bile kendi elinin işinden (kazancından) yerdi.” (Buhârî)

Kur’ân-ı Kerîm’in Enbiyâ Sûresinin 80. Sebe Sûresi’nin 10. âyetlerine nazaran Dâvud (a.s) demirciydi, zırh yapar ve bu sûretle kendi kazancı ile geçinirdi.

• “Sözü ve muâmelesi çok doğru olan, kendisine emniyet edilebilen tâcir, peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle birlikte haşrolunacaktır.” (Nesâi)

Namuslu ve şerefli tâcirliğin hâiz olduğu bu yüce mertebenin kadrini bilmeyip veya bilmezden gelip de ihtikârla, karaborsacılıkla hile ve hud’alarla hareket edenlerin aklına gafletine şaşmamak elden gelmez. Nihâyet gireceği çukur, bir karatopraktır.