Rasulullah sallâllahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
"Allah bir kuluna hayır dilediği zaman onun zenginliğini kalbinde yaşatır; ona kalp zenginliği verir. Takvayı yani Alah korkusunu gönlünde yerleştirir. Allah bir kuluna da şer dilediği vakit fakirliğini iki gözünün önüne getirip gösteri (Tirmizî)
Kalbi zengin olanlar hayatta daima müsterih yaşarlar. Kendilerini kötü ihtiraslara kaptırmazlar. Gönlünde Allah korkusu yerleşenlerin kalbi "yakîn" nurlarıyla dolar. Gaflet ve günahlardan derhal tevbe ederler. Aç gözlü insanlar malca ne kadar zengin olurlarsa olsunlar kendilerini fakîr ve muhtaç sayarlar. Bu hal gözlerinin önünde bir şerr, bir bela olarak dikilip kalır. Bu yüzden onlar daima ızdırap içinde yaşamağa mahkum olurlar. Kalp zenginliği nasıl büyük bir nimetse açgözlülük de öyle kötü ve amansız bir şerrdir.
***
"Allah'ın senin üzerine farz kıldığı şeyleri eda et ki, insanların en çok ve en iyi ibadet edenlerinden olasın. Allah'ın sana haram kıldığı şeylerden uzaklaş ki, insanların en yüksek takva sahiplerinden olasın. Allah'ın senin için takdîr ettiği kısmetine, rızka razı ve kani' ol ki, insanların en zenginlerinden olasın."
(Beyhaki)
***
"Helalinden kazanmak, hayır yollarında sarfetmek suretiyle takvaya riayet eden kimsenin zenginliğinde hiç bir beis yoktur. Sıhhatli olmak takva sahipleri için zenginlikten de hayırlıdır. Gönül hoşluğu da nimet cümlesindendir." (Ahmed b. Hanbel)
"Zenginlik yalnız mal, para vesaire çokluğundan ibaret değildir. Ancak asıl zenginlik kalp zenginliğidir. Yani kanaattir." (Buhari, Müslim)
Haris olan adam ne kadar zengin olsa daima fakirdir.
***
"Kim, harcamada iktisada riayet ederse Allah onu zengin yapar. Kim de saçar savurursa;
israf ederse Allah onu fakirliğe düşürür. Kim tevazu yani alçak gönüllülük gösterirse Allah onun kadrini, şerefini yükseltir. Kim zorbalık yaparsa Allah onu hor ve hakîr kılar, yahud
helak eder." (Bezzaz)
***
"Masrafta iktisat, geçimin yarısıdır. İnsanlarla dostluk ve mahabbet aklın yarısıdır. İlmî soruda naziklik, samimîlik ve güzellik bilginin yarısıdır." (Taberanî, Beyhakî)
Arapça'da "infak" Türkçede kullandığımız "beslemek, doyurmak" demek değildir. "Pazarda bolluk ve ucuzluk, malı harc ve sarfedip tüketmek" v.s. manalarına gelir. Bu hadîs-i şerifte geçen nafaka da bu manalaradır. Masraf kelimesini ise sarfetmek, harcamak manasına kullanıyoruz. Sure-i Furkan'daki:
"Onlar ki, harcadıkları vakit ne israf ne de sıkılık yapmazlar. Harcamaları ikisi arası ortalama olur" ayet-i kerimesinin manası da bu istikamettedir.
"İsraf etmemek ve böbürlenmemek şartiyle yiyin, için sadaka verin ve giyin."
(Ahmed b. Hanbel)
"Canı her istediğini yemek de israf cümlesindendir" (Ebu Davud)
"Ademoğlu kendi karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır. Ademoğluna belini doğ-rultacak hayat ve sıhhatini muhafaza edecek miktarda lokmalar yeter. Eğer mutlaka fazla yemesi lazımsa o halde karnının üçte birini yiyeceğine, üçte birini içeceğine, üçte birini de nefes almaya tahsis etsin." (Ahmed b. Hanbel)
"Rasulullah -sallâllahü aleyhi ve sellem- şu iki nevi şöhretten nehy etmiştir: Elbisenin çok ince veya çok kalın olmasından; çok yumuşak veya çok sert ve katı olmasından; çok kısa veya çok uzun olmasından. Fakat O, bunlar arasında itidali (orta yolu) ve iktisadı tavsiye buyurdu."
İki nevi şöhretten maksat kişinin kendini yalan yere varlıklı ve refahlı göstermesi yahud, takva sahibidir, derviştir, olgun adamdır, desinler diye kıyafetini kalenderane mutasavvifane kılıklara sokmasıdır.
Peygamberimiz -sallâllahü aleyhi ve sellem- ince, yumuşak ve uzun elbiseleri birinci nevi şöhretten, kalın, katı, kısa elbiseleri de ikinci nevi şöhret gösterileri ve misalleri olarak beyan buyurmuştur.
ÖĞÜTLER
*Ahiret gününe inanan Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin huzurunda muhasebeye iman ve itikad eden bir mü'minin ölünceye kadar beş vakit namaza devam etmesi farz-ı kat'î olduğu gibi ne kadar geçmiş namazları varsa onları da kazaya devam ve müsaraat eylemesi elzemdir.
* Kur'an-ı Kerim tekrar tekrar okundukça ferah, sürür ve zevk-i ruhani hasıl olur. Mahluk insanların yazdıkları kitaplar ise bir veya bir kaç defa okumakla istiğna husule gelir.
* Eğer bir kimse namaza devam ettiği halde ıslah-ı nefs edememiş ise o kimsenin kılmakda olduğu namaz indellah şayan-ı kabul olamıyor demektir. Binaenaleyh namazda huzura, ta'dil-i erkana, taharete, adaba ve sair erkan-ı salata (namazın rükunlerine, esaslarına) riayet ve dikkat etmemiz lazımdır.