Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor:
* "Allah'tan faydalı ilim isteyin; menfaat vermeyecek bilgiden Allah'a sığının!" (İbn-i Mâce)
* "İnsanlara muhtâç oldukları faydalı ilimleri öğretin. Fakat bu bâbda kolaylık gösterin, güçlük göstermeyin. Müjdeleyin, ürkütmeyin; nefret ettirmeyin, herhangi biriniz öfkelendiği vakit sükût etsin." (Buharî)
* "İlim öğretin; fakat unf ve şiddet göstermeyin! Zirâ güler yüzlü muallim sert olandan hayırlıdır." (Beyhâkî)
* "Kim kendisine ilmî bir mes'ele sorulur da onu gizler, söylemez ise Allah, onun ağzına kıyamet günü ateşten gem vurur." (Tirmizî)
* "Şüphesiz ki, Allah Teâlâ şu kitap sebebiyle; yâni Kur'an'a îman; ona göre amel edip etmemek bakımından bazı kavimleri, yükseltir ve o sebeple diğerlerini de alçaltır." (Müslim)
* * *
* "Dîn'in medâr-ı kıyâmı ve direği nasîhattır. İhlâstır, samîmiyettir." Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu cümleyi üç defa tekrar buyurdu. Dedik: "Yâ Rasûlallah bu nasîhat kimedir?"
Buyurdu:
"- Allah'a, Rasûlüne, müslümanların imamlarına ve umum halkadır." (Buharî)
Allah'a nasihat, onun birliğine sağlam itikad, -ibâdet ve tâatında tam ihlâstır. Rasûlüne nasihat, onunun risâlet ve nübüvvetini tasdîk, şeriatını hüsn-i kabûl, emir ve nehyine inkıyaddır. Kitabına nasîhat, Kur'an-ı Kerîm'i tasdîk ve hükümleriyle ameldir. Müslümanların imamlarına yâni bugünkü tâbirle devlet reislerine nasihat, meşrû olan emirlerine itaattır. Ammeye nasîhat ise herkesi doğru yola irşâd ve hayra delâlet etmektir.
* * *
* "Allah bir kuluna hayır murad edince onu dinde fakîh kılar. Yâni o kuluna dînin hükümlerini öğrenmeye istidâd verir. Ona kuvvetli hâfıza, anlayış verir. Onu dünyaya tapmaktan korur. Ayıplarını gözlerinde canlandırır. Yâni yaptığı kusurun derhal farkına varıp tevbe eder." (Beyhakî)
İmam Ahmed bin Hanbel hazretleri der ki, "Zühdün yâni kalbi dünyanın kötü heveslerinden ayırmanın üç derecesi vardır:
1- Kalpten haram temâyülleri söküp atmaktır ki, bu müslümanların avâm tabakasının zühdüdür.
2- Helâlin fazla mikdarına temâyülü kalpten çıkarmaktır ki, bu havâss'ın zühdüdür."
3- Kulu Allah'tan alıkoyan herşeyden kalbi temizlemekdir ki, bu da ârifler'in zühdüdür."
* * *
* "Allah bir kuluna hayır dilediği zaman onun zenginliğini kalbinde yaşatır; ona kalp zenginliği verir. Takvâyı yâni Allah korkusunu gönlünde yerleştirir. Allah bir kuluna da şer dilediği vakit fakirliğini iki gözünün önüne getirip gösterir."(Tirmizi)
Kalbi zengin olanlar hayatta dâima müsterih yaşarlar. Kendilerini kötü ihtiraslara kaptırmazlar, Gönlünde Allah korkusu yerleşenlerin kalbi "yakîn" nûrlarıyla dolar. Gaflet ve günahlardan derhal tevbe ederler. Aç gözlü insanlar malca ne kadar zengin olurlarsa olsunlar kendilerini fakîr ve muhtâc sayarlar. Bu hal gözlerinin önünde bir şerr, bir belâ olarak dikilip kalır. Bu yüzden onlar dâimâ ıztırap içinde yaşamağa mahkûm olurlar. Kalp zenginliği nasıl büyük bir nimetse açgözlülük de öyle kötü ve amansız bir şerrdir.