Allah Teala kafîrlere mukareneti menetmiştir. Velev ki yakınlarımız olsun. Çünkü akrabanın akrabaya sirayeti ve tesiri daha ziyade olur. Şu halde küfr-ü dalalinden ve şerlerinden mahfuz olmak için kafirlerden uzak durulmalıdır.
"Ey mü'minler! Babalarınızı, kardeşlerinizi eğer onlar küfrü, iman üzerine tercih ve ihtiyar ederlerse dost edinmeyin. Eğer sizden bir kimse onları dost edinirse işte o dost ittihaz eden kimseler zalimlerdir. "(1)
Zira kafirlere mukarenetle nefislerine zulmetmişlerdir. Çünkü yakın olan kimselere onların küfr-ü dalâli sirayet eder ve bilhassa akrabanın akrabaya te'siri daha ziyade olur. Şu halde kafirlerden uzak olmalı ki, onların şerrinden mahfuz olmalı.
Fahr-i Razîve Hazin'in beyanları veçhile ayet-i celîleden maksad mü'minleri kafirlerden ve münafıklardan hiç bir ferdle dostluk etmekden nehiydir. Yani; "Hiç bir mü'min hiçbir kafiri ciddiyetle dost ittihaz etmesin velev ki o kafir, mü'minin anası, babası ve biraderleri gibi yakın akrabasından olsa bile," demektir. Diğer bir ayet-i kerîmede ise:
"Ya Ekreme'r-rusül! Sen de ki: Ey mü'minler! Eğer sizin babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz vesair akrabanız, kavm-ü kabileniz, kazanmış olduğunuz mallarınız ve kesad arız olmasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz eğer size Cenab-ı Allah'dan, Resulünden ve fîsebilillah düşmanlarınızla muharebeden ziyade muhabbetli ise hakkınızda emr-i ilahî gelinceye kadar gözetinki emr ilahî geldiğinde ne olacağını bilirsiniz.
Tahkfk Cenab-ı Allah kavm-i fasikîne hidayet etmez." (2)
Yani, sizin için pek sevgili olarak şu sayılan şeyler Allah Teala ve Resûlünden daha ziyade sevgili ise sizin üzerinize azabı icab eden emr-i ilahî gelinceye kadar akıbet emre intizar etmek üzerinize vacibdir.
Bu ayet-i celîle: Din uğrunda görülecek meşakkate ve dünyaca terettüb edecek bilcümle mazarratlara tahammül etmek lazım olduğuna delalet eder. İnsan için dîni uğrunda her şeyini, gerek malını ve gerekse canını fedaya hazır olmazsa akıbet vehametten halî olamayacağına dahi bu ayet-i celîlede işaret vardır.
Çünkü Cenab-ı Hak bu ayetde:
"Eğer şu umür-ı dünya size umür-ı dînden daha ziyade muhabbetli ise akıbetde gelecek belaları gözetin," buyurmuştur. Bu ise umür-ı dîne riayet olunmadığı süretde her türlü tehlike mevcut olduğunu beyan etmektir.
"Ya Ekreme'r-rusül! Sen Allah'a ve yevm-i ahirete iman eden mü'minleri Allah'a ve Resûlüllaha muhalefet eden kimselere muhabbet eder bir kavim olarak bulamazsın velev ki o muhalefet edenler mü'minlerin babaları, oğulları, biraderleri veyahut kavm ü kabileleri olsun yine muhabbet etmezler. İşte şu Allah'ın düşmanlarına muhabbet etmeyen mü'minlerin kalblerine îman yazıldı. Allah Teala ehl-i îmanı kendi indinden nur kalble takviye buyurdu. Allah Teala o mü'minleri altından nehirler akan cennetlere idhal eder. Onlar ebedî cennetde kalıcı oldukları halde Allah Teala onlardan razı ve onlar da Allah Teala 'dan razı olur ki işte o kafîrlere muhabbeti terk eden mü'minler Allah'ın sevgili kulları ve cemaatıdır. Ey mü'minler Allah'ın dostları, cemaatı ancak necat buluculardır." (3).
Cenab-ı Barî Teala Musa aleyhisselam'a hitaben:
- Hiç benim için amelin var mıdır? Buyurduk da Kelîmullah Musa aleyhisselam-:
- Ya Rabb! Salat, sıyam, tasadduk ve zikrim senin içindir, dedi.
Hak Çelle ve Ala Hazretleri buyurdu ki:
- Namaz sana burhan, oruç kalkan, sadaka gölge, zikir nurdur. Bana mahsus amelin nedir?
Musa aleyhisselam da:
- Ya Rabb! Sana mahsus olan amele beni delalet eyle, dedi.
Hak Çelle ve Ala Hazretleri buyurdu ki:
- "Ya Musa! Benim için bir velîye muhabbet ve bir düşmana adavet eyledin mi?"
Musa kelimullah'ın ma'lümu oldu ki Hubb-ü buğz ikisi de fıllah (Allah için) olmak gerekdir. Teemmül et...
Dipnotlar: (1) Tevbe Suresi/23 (2) Tevbe Suresi/24 (3) Mücadile Suresi/22.