Allah Teâla buyuruyor:
"Ey îman edenler, sabırla ve namazla Allah'dan yardım isteyin. Şüphesiz ki Allah sabredenlerle berâberdir.
Allah yolunda katlolunmuş bulunanlara "ölüler" demeyin. Bilâkis onlar diridirler. Fakat siz anlayamazsınız.
And olsun, sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele. Ki onlar kendilerine bir belâ geldiği zaman biz Allah'a âidiz ve biz ancak O'na dönücüleriz, diyenlerdir. İşte onlar o kimselerdir ki, Rabblerinin mağfireti ve rahmet hep onların üzerinedir ve onlar doğru yola erdirilenlerin tâ kendileridir. (Bakara sûresi: 153-157)
"Hepinizin ilâhı tek bir ilâhdır. O'ndan başka hiç bir ilâh yokdur. O hem rahmandır, hem rahîmdir." (Bakara; 163)
Hadîs-i şerîfde vârid olmuşdur ki:
"Allah Teâlâ mahlûkatı cem' etdiği zaman bir münâdi:
-Nerede ehl-i fazîlet olanlar? diye çağırır. Ehl-i fazilet hemen kalkıp sür'atle cennete doğru koşarlar. Melekler onları karşılayıp:
-Cennete sür'atle koşup gitdiğinizi görüyoruz. Siz kimlersiniz? derler. Onlar da kendilerinin ehl-i fazîlet olduklarını söylerler. Melekler onlara fazîletlerinin ne olduğunu sorduklarında:
-Zulme uğradığımızda sabrettik, kötülük gördüğümüzde de afvetdik, derler. Melekler de:
-"Öyle ise hemen girin cennete, böyle ameller işleyenlerin ecri ne güzeldir!" derler.
Sonra bir münâdi daha:
-Ehl-i sabır nerededir? diye çağırır. Bir kısım kimseler de kalkıp sür'atle cennete doğru koşarlar. Melekler onları da karşılayıp kendilerine kimler olduklarını sorarlar. Onlar da:
-Biz ehl-i sabrız, derler. Kendilerine neye sabrettikleri suâl edildikde:
-Allah'a itâata sabretdik, Allah'a ısyân olacak şeylere karşı sabretdik, derler. Melekler de:
-"Öyle ise siz de girin cennete!" derler.
Sonra bir münâdi daha çağırır ki:
-Nerede birbirlerini Allah için sevenler? Bunu duyan bir kısım zümre hemen kalkıp koşarak cennete doğru giderler. Melekler onları da karşılayıp kimler olduklarını sorarlar. Onlar da, Biz birbirimizi Allah için sevenleriz, derler. Kendilerine bunun ne olduğu sorulunca, Allah'ın rızâsını kazanmak uğrunda birbirlerimizi sevdik, cennette de beraber olmak istiyoruz derler.
Cüneyd (k.s) demiştir ki: "Hayatı nefsiyle olanların hayatı ruhu çıkmakla nihâyet bulur. Hayatı Rabbıyle olan ise şu tabiî hayatdan aslî ve hakîki hayata intikal eder."
Bazı ma'rifet ehilleri demişlerdir ki:
-Gaybın insanı yoklaması ya mal cihetinden olur ya can, yahud akraba, yahud kalb ve ruh cihetinden olur.
İmtihana maldan ferağat ile cevab veren kurtulur, nefisden ferağat ile cevab veren yüksek dereceler kazanır, akrabasını kaybedip de sabredene büyük mükâfat ve kurbiyyet verilir, hak yoluna can verene de her dem vuslat verilir.
Hadîs-i şerîfde buyurulmuşdur ki: Başına bir musîbet gelen kul:
"Biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz" "Allah'ım uğradığım bu musîbete mukabil ecrimi Sen ver ve kaybettiğimden daha hayırlısını ihsan eyle!" derse Allah o musîbete mukabil ecrini verir ve kaybetdiğinden daha hayırlısını ihsân eder."
Sabır kalb işidir. Allah'ın o işdeki lutuf ve hikmetini anlamağa çalışmak, onun kaza ve kaderine gönülden râm olmakdır. Kul, Allah'ın sâhib olduğu mülküne dâhildir. Kul, nasıl olur da mâlikiyle münâzaa, münâkaşa eder ve kazasına râzı olmaz?
İbn-i Mes'ud -radıyallahu anh- der ki: "Benim semâdan yere düşmem, Allah'ın kaza etdiği bir iş hakkında "Keşke şu iş olmasa idi!" demekliğimden daha hayırlıdır."
Hazret-i Ali -kerremallahu vecheh- de der ki: "Uğradğı bir musîbet karşısında kim ellerini dizlerine vurur ve rızâ göstermezse o musîbet mukabilinde alacağı ecri kaybeder.
Büyükler demişlerdir ki: Kul, Allah'dan gelen bir musîbete sabretmekle mükellefdir ve bu sabırdan ecir alır. Çünkü Allah'dan gelen bir şey ancak O'nun adl ü hikmetinin muktezâsıdır. Mü'min Allah'ın ancak hakkı kazâ edeceğine iman ederek kazâya râzı olur. Fakat başa gelen musibet zorba kimseler tarafından açıkça zulmedilmek maksadı ile gelmişse ona sabırla mükellef bulunmayıp mukabele etmeli, zulmü def' etmeğe, hakkını da te'min etmeğe çalışmalıdır. Bu hususda öldürülürse şehid olur. Ayrıca bilinmelidir ki gelen her belâ insandaki bir şeyi temizler.
Peygamberimiz buyurmuştur ki:
-"Bana yapılan ezâ hiç bir nebîye yapılmadı."