Hazret-i Ömer -radıyallahu anh'ın şu mealde bir sözü düstur halinde her müslümanın kalbine nakşolunmalıdır:
"Sizden biriniz candan bir arkadaşından sevgi ve samimiyet görünce ona sımsıkı sarılsın. Çünkü bu her zaman ele geçmeyen bir devlettir."
Kur'an-ı hakim; hayırlı bir dosttan mahrum kalmanın hicran ve hüsranını şu ayet-i kerîmede ne kadar beliğ olarak beyan buyuruyor:
"Kıyamet gününde mücrimler bizi ancak bizden önceki mücrimler sapıttı. Artık bizim için ne şefaatçiler ne de candan bir dost yoktur, diyecekler."1 Dünyada mücrimlerle ülfet edip candan dost kazanmayanlar şefaatçi de ümid etmiyorlar.
Bu ayet-i celîlenin şerhinde Ruhu'l-Beyan Tefsîrinde şöyle beyan olunur:
Kıyamet gününde bir mü'min muhasebeye getirilir. Hasenatı seyyiatına müsavi gelir. Bir haseneye muhtaç olur ki kendisinden bir alacaklı da'vacı olan hasmına verip de onu razı edebilsin. Allah Teâlâ Hazretleri buyurur ki:
"Eğer bir hasenen olursa seni cennete koyarım. Bak, nasdan talebet, ola ki sana bir hasene hediye eden olur. Varıyor babasından ve anasından bir hasene istiyor. Diyorlar ki: Bu günkü günde biz de bir haseneye muhtacız. Me'yus olarak yerine avdet ediyor. Ya Rabbi! Bir hasene vermediler, diyor. Allah Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: Ey Kulum! Benim rızam için bir sadık dostun da mı olmadı?
O zaman kul sadık bir dostu hatırlıyor, gidiyor ondan bir hasene istiyor. O sadık dostu veriyor, avdetle Rabb Teâlâ'ya haber veriyor. Hak Teâlâ Hazretleri:
"Kabul ettim, buyuruyor. Muhakkak seni de o sadık dostunu da affettim," buyuruyor.
İşte bir sadık dost kazanmanın fazileti. Din kardeşinin kan kardeşinden üstünlüğü zahir oluyor.
Nitekim şu ayet-i celîle bu fazileti açıklıyor:
"Ey mü'minler! Allah'tan korkun sadıklarla beraber olun."2
Bu ayet-i celîlede Cenab-ı Hak sadıklarla ülfet etmenin ehemmiyetine binaen ittikaya mukarin olarak te'kîden doğrularla beraber olmağı kafi olarak emir buyuruyor. Şu iki hadîs-i şerîf de bu hakikati îzah ediyor:
Sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor:
"Salih ve sadık ehibbayı çoğalt. Ola ki onlar şefaat ederler."
"Salih ihvana sahib olmak insanın saadet ve selametindendir."
Hak Teâlâ Hazretleri Davud -aleyhisselam-'a vahy buyurmuş,
"Ey Davud! Ne sebepten seni böyle yalnız olarak görüyorum?"
Davud -aleyhisselam- şu cevabı vermiş:
Ya Rabb! Seni razı kıldım diye insanları gücendirdim.
Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmuş:
"Ey Davud! Kendine gel, sadık ve candan kardeş bulmağa bak! Yalnız benim rızamı kastetmeyen bir sevgi ile sana yaklaşmağa çalışanlarla dost olma. Zira benim muhabbetimden mahrum olan bir kimse sana dost değildir. Senin kalbine kasvet verir ve seni benden uzaklaştırır."
Bir hadîsi kudsîde mealen şöyle buyurulmuştur:
"Ancak benim için sevişen, benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirine yardımda bulunan ve sırf benim rızamı tahsil için insanlarla dost olan kimselere benim de muhabbetim muhakkak ve katidir."
Hakîki mü'minlerin esaslı vasıflarından, güzel ahlakından bazılarını şu hadîs-i şerîf mealleri bildirmektedir:
Mü'min gayet sıcak kanlı, ince ruhlu ve yüksek seciye sahibidir. Pek çabuk sevilir ve kendisi ile anlaşmak çok kolay olur. Bu sıfatları haiz olmayanda hayır yoktur.
Mü'minleri birbirlerine şefkat ve merhametli olmakta ve yekdiğerini ma'nevî kardeşlik hissiyle sevmekte sanki tek bir can gibi yekvücud olarak görürsün. Onların herhangi bir azası müteessir olsa diğer azaları derhal onun teessürüne ve ızdırabına koşarlar.
Bazı hikmet ehilleri oğullarına verdikleri öğütte şöyle demişlerdir:
Oğlum istediğin kimselerle arkadaş ol,fakat şu dört kimseden sakın:
1- Ahmakla arkadaş olmaktan sakın. Çünkü ahmak sana fayda vereceğim niyetiyle zarar verir.
2- Hırslı, tama'kar kimse ile arkadaş olma. Çünkü o seni bir lokma ekmeğe, bir yudum suya, bir çekirdeğe satmakta tereddüt etmez.
3- Cimri ile arkadaş olma. Çünkü cimri, kendisine muhtaç olduğun bir vakitte seni perişan eder.
4- Korkakla da arkadaş olma. Çünkü o seni de, ana babanı da rüsvay eder, sonunda aldırmaz bile.
Dipnotlar : 1. Şuâra: 99-101, 2- Tevbe: 119