Rasûlullah (s.a.v.) buyuruyor:
«Kim Allah için haccederse, ne refes ve ne de fıska sapmazsa (memleketine, evine) anasından doğduğu günde olduğu gibi tertemiz ve günahsız olarak döner.» (Buhârî)
Refes’in manazı cinsi münasebette bulunmak, herhangi bir suretle şehvete mağlub olmak ve ale’l-ıtlak kötü söz söylemektir. Fısk da gerek günah işlemek, gerek kavga etmek; mücâdele etmek gibi hal ve hareketlerde istikamet haddinden çıkmaktır. Bunlar haccın kabûlüne mânî olan günahlardır.
* * *
«Her umre ondan sonraki umreye kadar olan küçük günahlar için keffarettir. Mebrur haccın yani günahlardan sâlim ve sırf Allah için olan haccın cennetten başka mükâfatı yoktur.» (Buhârî, Müslim)
Umre, haccın muayyen günleri dışında yapılan ziyarettir.
* * *
«Birbiri ardınca hem hacc ve hem umre yapın. Zira bunlar körüğün demir, altın ve gümüş pisliğini giderdiği gibi fakirliği ve günahları giderir. Mebrur bir hacc için cennetten başka bir sevab yoktur. Yani onun mükâfatı ancak cennettir.» (Ahmed bin Hanbel, Tirmizî)
Dârekutnî ve Taberî’nin İbn Ömer -radıyallahu anhüma-’dan rivayetine göre birbiri ardınca yapılan hacc ve umre; hem ömrü, hem rızkı artırır.
* * *
«Allah’ın elçisi üçtür:
1-Gaza eden (düşmanla savaşan),
2-Hacceden,
3-Umre yapan.» (Nesâî)
* * *
«Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir:
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize hutbe îrâd etti de buyurdu ki:
«-Ey nas! Allah size haccı farz kılmıştır. O halde haccedin.» Bunun üzerine bir adam:
«-Her sene mi ya Rasûlallah!» dedi. Hazret-i Peygamber Efendimiz sûkut buyurdu. Nihayet o adam bu sözü üç defa tekrarlayınca Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
«-Eğer evet deseydim muhakkak ki, her sene için farz olurdu. Siz ise elbette buna güç yetiremezdiniz.» Sonra şöyle dedi:
«-Ben size emir ve nehyi terkettiğim müddetçe siz de bana lüzumsuz sualler îrad etmekten vazgeçin. Sizden evvelki ümmetler peygamberlerine karşı hem böyle faydasız sualleri çoğaltmaları, hem ihtilafa düşmeleri sebebiyle helak olmuştur. O halde ben size bir şey emredersem ondan gücünüz yettiği kadarını yerine getirin. Bir şeyden de nehyedersem onu bırakın.» (Ahmed bin Hanbel)
“Şüphesiz âlemler için çok feyizli ve ayn-ı hidâyet olmak üzere konulan ilk ev yani Mâbed elbette Mekke’de olandır.” (Al-i İmran Sûresi, 96)
Buhârî ve Müslim’in Ebû Zerr -radıyallahu anh-’ten rivâyet ettikleri bir hadiste de açıklandığı üzere maksat Kâbe-i muazzamadır. O beyt, Mescid-i Aksâ’dan eskidir. Bütün dünyanın en kadîm mabedidir.
Ramazanoğlu Mahmûd Sâmî, Musâhabe-5, 111-114