Zekat

Zekat

Zekat, Arapçada malın artıp çoğalması mânâsınadır. Çünkü maldan zekatı çıkarıp vermek malda bereket celbine, nefsin cömertlik fazîleti ile donanmasına sebep olur.

Zekatın bir mânâsı da taharettir, zira zekat malı habasetten, nefsi de pintilikten temizler.

Zekatta tezkiye, tezkiyede de nema ve artma manası vardır. Nitekim ayet-i kerimede:

"Onların mallarından bir zekat al ki onunla kendilerini temize çıkarmış, mallarına bereket vermiş olasın." (Tevbe, 103) buyrulmuştur.

Zekata kulun ubudiyette sadakatini göstermesi bakımından "sadaka" adı da verilmiştir. Nitekim şöyle denilmiştir ki: "Kim zekatı vermezse Allah onu hıfz-ı maldan mahrum eder, kim sadaka vermezse Allah onu afiyetten mahrum bırakır. Kim de öşrü (toprak mahsûlünün zekatını) vermezse Allah onu toprağın bereketinden uzaklaştırır. Kim duayı bırakırsa Allah da ona icabeti bırakır. Kim namazda tembellik gösterirse Allah da ona ölüm anında kelime-i tevhidini söyleme kolaylığı göstermez."

Peygamberimiz -sallallahü aleyhi ve sellem- ;

"Zekatını vermeyen hiç bir kavim yoktur ki: Allah Teâlâ yağmuru ondan men'etmiş olmasın" buyurmuştur.

Ebu Mes'ud el-Ensarî -radıyallahu anh- demiştir ki: Sadaka ayeti nazil olup da Resûlullah -salallahü aleyhi ve sellem- bize sadaka ile emrettiği sıralarda sadaka verme kudreti olmayan her hangi birimiz çarşıya gider arkasında ücretle yük çekerek -yani hammallık ederek- iki avuç hurma kazanır ve kazanandan sadaka verirdi. Bu gün ise bunlardan bazılarının yüzbinlerle serveti vardır.

Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ashabını sadaka ve zekat vermeğe teşvik buyurunca Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh malik olduğu sekizbin dirhem servetinin yarısını, dört bin dirhemini tasadduk etmiştir. Ve "Ya Resûlallah! Servetimin nısfını işte getirip Cenab-ı Hakk'a ikraz ediyorum. O bir yarısını da aileme koydum." demiştir.

Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve selem- Efendimizde dua buyurup "Verdiğin ile alıkoyduğun malına Allah Teâlâ bereket versin" demiştir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu duası hürmetine Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh'ın malında geniş bir feyiz ve bereket hasıl olmuştur. Hatta irtihalinde milyonu mütecaviz bir servet ailesine kalmıştır.

Esma Bint-i Ebi Bekir -radıyallahu anha- dan Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.

"Ey Esma! Kesenin ağzını boğma! Allah da sana nasibini imsak eder" Bir rivayette: Malını sayıp zabtetme Allah da sana nimetlerini sayıp esirger. Bir rivayette: Sakın çömlekte para saklama. Sonra Allah da sana senden imsak eder. Ey Esma gücün yettiği kadar az olsa da sadaka ver, buyurmuştur. Zira saklamak tul-i emel ve buhl alametidir. Ayet-i kerimelerde:

"Kim cimrilik ederse ancak kendi nefsine cimrilik etmiş olur. " (Muhammed süresi, 38)

"Allah'ın kendi fazlından ihsan buyurduğu emvalde cimrilik edenler, düşkünlere muavenetten kaçan bahiller, kendileri için hayır zannetmesinler. Belki o buhl onlar için şerdir. Zira layık olan mahallere sarf etmekten esirgediği malı başına bela olacaktır. Yarın mahşerde kıyamet gününde malları lale(toka) olarak boyunlarına takılır. Halbuki göklerin ve yerin mirası Cenab-ı Allah'ındır. Ve Allah Teâlâ sizin amellerinizi bilir. " (Al-i İmran, 180.) buyurulmuştur.

Yine, Tevbe sûresi 34-35 ayetlerde de şöyle buyurulmuştur:

"O kimseler ki onlar altınla gümüşü cem' ederler de o cem ettikleri altın ve gümüşü Allah Teâlâ yoluna sarfetmezler. Onlar için acıtıcı azabı onlara müjde et.. O günde ki bahillerin cem' edip sakladıkları altın ve gümüş, cehennem ateşinde kızdırılıp alınları, yanları ve arkaları onunla dağlanacağını hatırlasınlar. Ve onlar hakkında denilir ki: 'Şu sizin nefsiniz için cem' ettiğiniz malınızın azabıdır. İşte şu malın gıdasını tadınız."

Akil olana yakışan sadakaya rağbet ve meyl göstermektir. Zira sadakada malı temizleme ve malın çoğalması ile nimeti verene bir şükran, rızıkta bolluk, ömürde bereket, sıla-i rahme teşvik, şeytana kahr, Allahın rızasına, meleklerin ve insanların muhabbetine nailiyet, müminin kalbine sürûrun dolması, nefsinden maraz ve illetlerin, malından ve evladından afat ve beliyyatın def'i, dost kazanma, bedenin günahlardan temizlenmesi gibi hassalar vardır.

Hadis-i Şerifte

"Zekatınızı vermekle malınızı muhafaza, fukaraya tasadduk ile hastalarınızı tedavi, dua ve tazarru' ile bela ve mesaibi reddediniz." buyurulmuştur.