İster Otur İster Yat Adımını Dikkatli At

Değerli emekli arkadaşlarım! Hepimiz yıllarca çalışarak bir görevi tamamladık. Emekli olunca da sakin bir hayat yaşamaya çalıştık. Tam işler yolunda giderken birden bire bir virüsle karşılaştık. Hiç tanımadığımız bir virüs... O bizi tanıyor mu bilmiyorum ama biz yetmiş yılı aşkın ömrümüzde onu hiç görmedik.

Değerli emekli arkadaşlarım!

Hepimiz yıllarca çalışarak bir görevi tamamladık. Emekli olunca da sakin bir hayat yaşamaya çalıştık. Tam işler yolunda giderken birden bire bir virüsle karşılaştık. Hiç tanımadığımız bir virüs... O bizi tanıyor mu bilmiyorum ama biz yetmiş yılı aşkın ömrümüzde onu hiç görmedik.

Geçen gün televizyonda uzay canlısı gibi acayip bir resim gösterdiler meğer onun resmiymiş. İnsan içine çıkacak bir yüzü olmayan bu sefil virüs nasıl da hayatımızı alt üst etti.

Çin diyorlar... Niçin Çin?

– Yarasa yedikleri için...

Sevgili Çinli kardeşim:

– Sen yaptın, demiyorum ama hiç yarasa yenir mi?

Sana bir soru sorayım:

– Hiç canlı yarasa gördün mü?

Galiba görmedin, onun yüzünü gören, onun yüzündeki çirkinliği fark eden, yarasa değil, mide bulantısından yemek bile yemez.

– Ben yerim!

İyi halt edersin... Sana kalsa kedi-köpek bile yersin... Ama bundan sonra yiyemezsin çünkü Çinli yetkililer kedi-köpek yemeği yasak etmişler.

Nerde bizim “Hayvan Hakları” savunucuları? Neden bugüne kadar yenen kedi-köpeği görmemişler?

Demek ki biz görmeden daha neler yemişler... Yesinler ama:

– Yedik! desinler.

Değerli emekli arkadaşlarım!

Aslında bizim konumuz “Çinlilerin ne yediği” değil, bizim ne ettiğimizdir. Biz çok mağduruz. Dışarıya çıkamıyoruz, hapis hayatı yaşıyoruz. Ya herkes çıksın veya hiç kimse çıkmasın!

Sokağa çıkma kısıtlamasını delen de bir... Efendi gibi kurallara uyan da bir...

Adam:

– Canım sıkıldı çıktım! diyor.

Senin için doktorlar hayatlarını tehlikeye atıyor senin canın sıkılsa ne olur! Bir de hava atar gibi maskesiz dolaşıyorsun. Dışarı çıkma yasağı kalkar kalkmaz gece yarısından sonra caddelerde tur atıyorsun.

Değerli okuyucular!

– Bizi ne ilgilendirir! diyemiyoruz.

Çünkü ilgilendiriyor. Yavaş yavaş evdekiler:

– Sen de çıkıp dolaşsana... diyor.

Bu durum evde fitneye sebep oluyor:

– Bak! Ayşe hanımın kocası seksen beş yaşında, her gün parka gidip yürüyüş yapıyor. Sen hasta gibi koltukta pinekleyip duruyorsun.

Çok zaman geçmez, süpürgenin ucuyla seni dürterler:

– Çık biraz dolaş, derler, dışarıya çıkmaya mecbur ederler

Yasağın ilk günlerinde sana gösterilen toleransa, güler yüze ne bakıyorsun... O zamanlar “Evde kal” sözünün bu kadar uzayacağını bilmiyorlardı ki. Eğer bilselerdi sizi bu kadar uzatırlar mıydı?

Yetkililere buradan sesleniyorum:

– Aile saadetimizi tehlikeye sokmayın!

Değerli emekliler!

Biz bu olayları defterimize anında kaydediyoruz. Siz bunları çok sonra okuyorsunuz. Belki de şu anda olaylar bitmiş, bütün virüsler gitmiş, her şey eskisi gibi olmuş olacak.

Yine emekli arkadaşlarınızla çarşı-pazar dolaşacaksınız ama hiç bir şey almayacaksınız. Güvenlik güçleri yolunuzu kesmeyecek, kimlik sormayacak, ağzınız burnunuz açık, hiç bir maske takılmayacak.

İstediğiniz zaman çöpleri atmak için dışarı çıkacaksınız, istediğiniz zaman parklarda oturacaksınız. Arkadaşlarınızla beraber Eminönü’nde gezeceksiniz, bedava otobüslere bineceksiniz. Hiç kimse size:

– İki metre sosyal mesafeyi koru! diyemeyecek.

Emir veremeyecek. “İstanbul’dan dışarı çıkma.” diyemeyecek. Arkadaşlarınızla toplanıp bedava dozer seyredeceksiniz.

– Eve gidince yerim, diyerek akşama kadar aç gezeceksiniz.

Değerli emekli arkadaşlar!

Unutmayalım ki her şeyin bir sonu vardır. Şu anda ne kadar sona yaklaştık bilemiyorum ama siz yine ayağınızı uzatıp istediğiniz kadar evde oturamayacaksınız. İstediğiniz gibi yan gelip yatamayacaksınız. Televizyonda istediğiniz kanala bakamayacaksınız.

Sizin evde yapabileceğiniz tek hareket abdest almak olacak; namaz kılmak için:

– Camiye git! diyecekler.

İşte sonu gelecek olan şey, evde geçen iki aylık saltanatınız olacak. Belki de o günleri hatırlayarak:

– Ah! Nerde o eski “Korona” günleri diyeceksiniz.

Aman arkadaşlar öyle demeyin! Evde rahat oturtmasalar da bu günleri özlemeyin. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle