Sunuş

Dini Satmak  Kendini Harcamaktır

Dünya bir pazardır. Burada herkes her gün nefsini satışa çıkarır ve öyle ya da böyle bir fiyata razı olur. Kimi aldığı fiyatla kendini kurtarır, kimi ise israf olur. Ama ilginçtir, kimse fiyatını ucuz görmez. Herkes fiyatına razıdır. Hakikat şu ki herkes razı olduğu fiyatın bedelini ödeyecektir. “Meğer ben ucuza gitmişim” idrakinin çıkıp geleceği vakit muhtemelen her şey için geç olacaktır.

Dünya pazarında fiyatımızın ne olması gerektiğini Rabbimiz belirlemiştir. Mü’min rayicini Allah’ın biçtiği pahaya göre belirleyen insandır. O, Allah’ın verdiğini yine Allah’ın istediği yer için sarf eder. Allah’la yaptığı ahit bunu gerektirir. Rayiç belli olduğu halde Allah ile ahitlerini menfaat, makam, statü gibi az pahalara satanlar, kendi nefislerinin kıymet ölçülerini dünya derekesine indirgeyenlerdir.

Kendi kıymetini bilmeyenin kimse kıymetini bilmez. İnsana bu dünyada verilecek en büyük ceza işte bu değersizliğe razı olmasıdır. Zaten Allah kendisini ve ahdini unutanları kendi nefislerini unutmakla cezalandırmıştır. Herkesin seçimi kendine aittir. Burada herkese, istediği verilecek, kim kendini kime ve neye satmak istiyorsa ona satabilecektir.

Bizim rayicimiz Akabe’de mallar ve canlar karşılığında cennet şeklinde belirlenmiştir. Bunun dışında razı olunan her fiyat dünyaya aittir. Dünyaya ait her fiyat ise sayılıdır, sınırlıdır. Dolayısıyla zarardır, ziyandır. Fani kıymet ölçülerine razı olanlar kendilerini israf etmişlerdir. Kendini israf eden, Allah’la ahdini satmıştır. Allah’la ahdini satan dinini dünyaya satmıştır. Dinini satan kendini israf etmiş, kendini harcamıştır.

“Dininizi Satmayınız” başlığı ile işte böyle bir çağrıyı kapağımıza taşıdık. Dini dünyaya ait hiçbir şeyle değişmemek gerektiğini vurguladığımız bu çağrıyı belki her gün, her saat hatırlamamız gerekiyor. Hayat seçimlerden oluşuyor ve imtihanımız ahdimizi satmamak şeklinde bir mesuliyet ile sürekli yenileniyor. Umarız bu sayımız bu mesuliyetin hayatımızın ana mihveri olmasına yardımcı olur.

Altınoluk dostları ile her sene mutat yaptığımız buluşmalarımızı bu sene rûberû yapamadık. Ancak dostlarımızla sanal da olsa buluşmaya gayret ediyoruz. Marifet Meclisleri isimli hediye kitabımızın beğenildiğini işitiyor, hamd ediyoruz. Bu kıymetli eser, bugünlerde ayrı kaldığımız için ne kadar kıymetli olduğunu günbegün daha çok idrak ettiğimiz sohbet gündemini hayatımızın merkezine taşıyor.

Mesafelerin açıldığı, salgının gönülleri de silkelediği bir zamanda iyi ki Altınoluk gibi bir dostumuz var. O dost bizi her ay Hak dostlarının ölümsüz gündemleri ile buluşturuyor, ahdimizi unutturmuyor. İyi ki Altınoluk gibi bir kardeşimiz var; herkesin nefsini farklı rayiçlere sattığı şöhreti kötü bir piyasada bize hakiki kıymetimizi hatırlatıyor. Bu güzel dostun kıymetini takdir etmek istiyorsanız onu bir dostunuz, yakınınız, kardeşinizle buluşturunuz efendim.

Gelecek sayımızda buluşmak ümidiyle hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

PAYLAŞ:                

Mehmet Lütfi Arslan

1972 yılında Vezirköprü’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Merzifon’da tamamladı. 1995 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

1