İnsanoğlu Virüse Teslim

Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da patlak verdiğinde Korona virüsünün, nam-ı diğer (Covid-19)’un birkaç ay içerisinde tüm uluslararası gündemleri unutturup, doğusundan batısına dünyayı bu denli sarsacağı, bu denli esir alacağı kimin aklına gelirdi.

Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da patlak verdiğinde Korona virüsünün, nam-ı diğer (Covid-19)’un birkaç ay içerisinde tüm uluslararası gündemleri unutturup, doğusundan batısına dünyayı bu denli sarsacağı, bu denli esir alacağı kimin aklına gelirdi.
Evet, tarih boyu birçok salgın hastalıklarla sınanmıştır insanoğlu. Ama bugün ulaştığı bilimsel zenginliğe, ekonomik ve teknolojik imkânlara rağmen geçmişte yaşadıklarından çok daha çetin, çok daha büyük bir sınanmayla karşı karşıya bulunuyor.
Virüsün ilk çıktığı günden bu satırların yazıldığı saatlere kadar ortaya çıkan tablo gerçekten de ürperten cinstendi. Küresel çapta on binlerce vakaya, her saat başı binlerce yeni vaka ekleniyordu. Ürperten rakamlara ulaşan ölümlerin önüne bir türlü geçilemiyordu. Bu korkulu sürecin daha da vahimleşmesinden endişe ediliyordu.
Virüs, Çin’i kasıp kavurduktan sonra önce İran, ardından Avrupa kapılarına ve neredeyse bütün yeryüzü coğrafyasına ulaştığında Almanya Başbakanı Merkel durumun vahametini “2. Dünya Savaşı’ndan beri en büyük sınamayla karşı karşıyayız” sözleriyle açıklamıştı. İngilizlerin Başbakanı Boris Johnson ise “İngiliz halkının çok büyük bir bölümü sevdiklerini kaybedecek” söyleriyle özetledi virüsün neden olacağı muhtemel tahribatı. Avrupa’da, hatta tüm dünyada, virüsün en çok vurduğu ülke olan İtalya’da Sağlık Bakanı kontrolden çıkan virüse karşı verdikleri mücadeleyi “kaybedilmiş savaş” diye nitelendirdi ve İtalyanlar olarak “kıyameti”  yaşadıklarını söyledi.
İtalyanların “kaybedilmiş savaş” diye niteledikleri, fiziki olarak yok mesabesindeki bir canlıya karşı yürütülen savaşta, dünyanın süper güçlerinin yanı sıra tüm insanoğlu büyük bir acziyet içerisine düşmüş durumda. Zengin-fakir, makam-mevki, etnik yapı, din, mezhep hiçbir ayrım yapmayan virüs, insanoğlunu öylesine korku, panik ve endişeye sürüklemiş vaziyette ki insanlar kapandıkları evlerinde kaderlerini beklemekten başka bir şey yapamıyorlar. Korona karşısında acziyetini kabul etmek zorunda kaldı insanoğlu.
Biyolojik Silah Olarak Korona, Gerçek Mi Komplo Teorisi mi?
Virüsün ortaya çıktığı günden bu yana Kovid-19’un laboratuvarda üretilmiş bir virüs olup olmadığı sorusu hep gündemde kaldı ve hâlâ daha tartışılıyor. Korona virüsünün, kaynakları tükenen 8 milyar nüfuslu dünyayı silkelemek için yapılmış bir üst akıl projesi olduğunu ileri süren de oldu, Korona virüs ile dünyanın sonunu getirecek sürecin başladığını söyleyecek kadar uç noktada değerlendirmelerde bulunanlar da.
Kimilerini göre evet, Korona virüsü biyolojik silah olarak üretilmişti. Kimi araştırmalara göre ise (mesela Columbia Üniversitesi, Edinburgh Üniversitesi ve Sydney Üniversitesinden araştırmacıların katıldığı bir çalışmaya göre) modern bilimin böyle bir canavarı üretmesi imkânsızdı!  Johns Hopkins Üniversitesi de Korona virüsünün laboratuvarlarda kasıtlı olarak üretildiği iddiasının doğru olmadığını ileri sürdü. Salgınların domuz, yarasa, kuş gibi hayvanlarda yaygın olarak bulunan bir virüsün zamanla mutasyona uğrayarak insana geçebilir hale gelmesiyle ortaya çıktığını, yeni Korona virüsünün de büyük ihtimalle bu şekilde salgına dönüştüğünü savundu.
Ancak tüm bu verilere rağmen farklı iddialar da ileri sürülmedi değil. Mesela, gazeteci yazar Abdullah Çiftçi, daha Korona virüs meselesi gündemde yokken 2016 yılından bu yana “küresel üst aklın” virüs saldırısı düzenleyebileceğini dillendiriyordu ekranlarda. Çiftçi’ye göre, dünyayı perde arkasından yönlendirmek isteyen küreselciler, virüs korkusu üzerinden 4. sanayi devrimine hazırlığı test ediyorlardı. İnsanlar evlere kapatılarak, paranın hayatımızdan çıkarılması, eğitim de dâhil olmak üzere bütün ihtiyaçların evden ve bilgisayar ortamından yürütülmesi senaryosu deneniyordu. Çiftçi’ye göre ne ABD, Çin’e, ne de Çin, ABD’ye saldırmıştı; test edilen toplumlardı. Korona 150 ülkede görülecek, ulus devletlerin yetersiz konuma düştüğünü öne sürecek Dünya Sağlık Örgütü marifeti ile insanların kontrolleri için deri altına yerleştirilecek biyometrik çiplerin tavsiye edildiği bir süreç başlayacaktı.

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

PAYLAŞ:                

Beytullah Demircioğlu

1967 İstanbul’da doğdu. Ortaöğretimini Üsküdar İ.H. Lisesi’nde tamamladı. Mısır El-Ezher Üniversitesi / Usul-ud Din Fakültesi’nden 1991 yılında mezun oldu. 1991 yılında Altınoluk Dergisi’nin yazı iş

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle