Yurt dışında müze gezip heykel ve tablo izlemek, “Hazret-i Îsâ’nın Son Akşam Yemeği” tablosunu hayranlıkla seyretmek, Batı’nın gözünde bizi alaturkalıktan kurtarmaz. Orta Doğu ülkelerine satılan dizilerle bambaşka bir Türkiye imajı çizsek de ne taklitten vazgeçebiliyoruz ne de tam müslüman olabiliyoruz! Yakalandığımız “taklit illeti” bizi, hayat tarzını değiştirmeye, bu da onlarla beraber haşrolmaya kadar götürüyor!
Abdullah ibni Abbas -radıyallâhu anhümâ-’dan nakledildiğine göre, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- saçlarını düz bir şekilde salıverirdi, müşrikler ise ikiye ayırırlardı. Ehl-i kitap...
Dergi yazılarını okumak için abonelik gerekmektedir!


YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!