Bağışıklığı Korumayan Yöntemler

"Sulhu olmayan cenk” ifadesi, manevi sahada olduğu gibi fiziki sağlıkta da güzel bir tanımlamadır. Dünyada aldığınız ilk nefesle birlikte düşman saldırılarına maruz kalırsınız. Hem de en yakınlarınızın sebep olduğu tehditlerdir bunlar. Ellerini kurallara uygun yıkamadan vücut ağırlığı ölçmeye çalışan hemşire hanımdan, okuldan gelir gelmez kardeşini sevmek isteyen abi-ablaya kadar birçok odak mikrop denen düşman neferlerini taşır üzerimize.

"Sulhu olmayan cenk” ifadesi, manevi sahada olduğu gibi fiziki sağlıkta da güzel bir tanımlamadır. Dünyada aldığınız ilk nefesle birlikte düşman saldırılarına maruz kalırsınız. Hem de en yakınlarınızın sebep olduğu tehditlerdir bunlar. Ellerini kurallara uygun yıkamadan vücut ağırlığı ölçmeye çalışan hemşire hanımdan, okuldan gelir gelmez kardeşini sevmek isteyen abi-ablaya kadar birçok odak mikrop denen düşman neferlerini taşır üzerimize.
Cenk demek için iki taraf lazım. Birinci kısmı anladık; mikroplar. İkinci kısım? O da vücudun bağışıklık sistemi. Bağışıklık sistemi anne karnındayken gelişmeye başlar. Teknik ayrıntıya girmeden kısaca geçecek olursak; kemik iliği, bademcikler, dalak gibi birçok organ ürettiği hücreler ve bunlardan kaynaklanan silahlarla düşmana karşı savaşır.
Dünyaya yeni geldiğimizde annemizden geçen hücreler bizi bir müddet idare eder. Annemizin geçirdiği hastalıklar sebebiyle oluşmuş bağışıklık elemanları yaklaşık 6-12 ay koruma sağlar, oradan sonra ya aşılanarak ya da o hastalığı geçirerek mikrobun şifresini öğrenip arşivde saklarız.
Kızamık gibi bazı mikropların tek tipi vardır ve ömürde bir kez geçirilir. Tekrar karşılaşıldığında vücut kendini savunabilir. 1846’da Faroe Adaları’nda bir kızamık salgınında 2000 kişi ölmüştü. O sırada ada nüfusunun belki yarısı idi bu rakam. Niye bu kadar kayıp peki? Çünkü ummanın ortasındaki bu küçücük dağlık adada o güne kadar kimse kızamık geçirmediğinden şifre bilinmiyordu. 
Grip mikroplarında iş biraz karışıktır. Hem çeşitlilik çoktur, hem de antijenik yapı değişebilir. Bizim gibi kimlik numaraları vardır onların da, bu sene sizi hasta edip gider, seneye numaradaki 1-2 haneyi değiştirip savunma sistemini yine atlatır. Bir diğer ihtimal de yeni icat mikroplar çıkmasıdır. Corona örneğinde olduğu gibi bazı cinsleri esas itibarıyla insanda bulunmadığından savunma sistemimiz tarafından tanınmaz ama “fıtrata aykırı işler” yapıldığında (mesela insan cinsinin yemesi akla mantığa uymayan şeylerin yenmesi) mutasyona uğrayıp insanda hastalık yapmaya başlar. 
Biz yine cenk meydanına dönelim.
Sağlıklı bir insan bir mikropla karşılaştığında daha önce hastalık geçirildiği için tanınan bu düşman bertaraf edilir. Ya da aşı ile bağışıklık sistemi eğitilmiştir; mikrop ilk defa gelmesine rağmen tanınır ve hayat hakkı tanınmaz.
Peki, hakkında hiç malumat olmayan bir mikropla temas edildiğinde ne olur? 
İşte o zaman immün sistem (bağışıklık sistemi) devreye girer.
Düşmanın analizi yapılır; bakteri, virüs, mantar gibi ayırt edilir. Hangi hücrelerin mücadele edeceği kararlaştırılır ve savaş başlar.
Nadir mikroplara karşı insanın hiç şansı olmaz, kuduz gibi. Hastalık oluştuktan sonra kurtulan nerdeyse yoktur. Çoğunlukla ise mikrobun hiç şansı yoktur. İmmün sistem envai çeşit silahıyla mikrobu bertaraf eder. Aslında bu yazıda vermek istediğimiz mesaj buradan sonra başlıyor. Mevcut savunma sistemimizi nasıl geliştiririz, güçlendiririz?
Tahmin ediyorum bu satıra kadar sabırla okuyan takipçilerimiz, çocuk sahibi ebeveynler, corona virüsle yatıp influenzayla kalkanlar “ tamam işte biz de bunu bekliyorduk” diyecekler.
Ama üzgünüz, beklediğiniz cevabı bulamayacaksınız.
Çünkü bağışıklığı artıran bir şey yok maalesef.
Daha kötüsü arttıran yok ama zayıflatan, gerileten, güçsüzleştiren çok fazla düşman var.
En önemli mesele şudur: size verilen/ lütfedilen savunma sisteminizi yıpratmayın, yok etmeyin.
Kontrolsüz şeker hastalığı, -haram olduğu devlet kurumlarınca tescillenmiş – sigara, uygunsuz hayat şartları, kötü beslenme… diye uzayıp giden bir liste. 

 

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle