Kalp Krizi ya da Enfarktüs

Kalbimiz, kanın devir daimini sağlayan bir pompa. Tamamen kaslardan oluşuyor. Her kas dokusunun işlev görebilmesi için oksijen, şeker gibi enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Bunları sağlayan koroner arterlerden birinde kan akımının azalması veya durması sonucunda kalp kası hücreleri ölüyor ve iş görmez hale geliyor. Kalp kası iş görmez hale gelince doğal olarak tüm organlar sırayla iş görmez hale geliyor.

İnsanlığın “kalpsizlik krizine” girdiği, karar verici, kontrol edici mekanizmaların gönül dünyasından, ulvi hakikatlerden bu kadar uzaklaştığı bir çağ yaşanmış mıdır bilmiyoruz. Her şeyin rakamlarla değer bulduğu, ekonomik karşılığı kadar ilgi gördüğü bir zamanda “Gördüğü ilgi/hakettiği ilgi” oranının en az olduğu mefhum “Kalp’tir” muhtemelen. Tabii bahsettiğimiz, dergimizin orta sayfalarında başlık yapılan kalp. Yoksa göğsünüzün orta- sol yanındaki organınız gün geçtikçe popülaritesini artıyor. Çünkü…

  • Memleketimizde ölümlerin 1/3 ü kalp damar hastalıklarından oluyor.
  • Yılda üç yüz bin kişi kalp krizi geçiriyor ve bu kişilerin yaklaşık 2/3’ü ölüyor.
  • Amerika’da kalp krizlerinin yıllık maliyeti birkaç tane on milyar dolar…

Rakamlarla sayfalar doldurmak mümkün. Çok sıfırlarla, okuru biraz korkutarak dikkat çekmek kötü bir iş değildir ama zaten herkes izlediği TV programları sayesinde ölümün ayakkabısının bağından yakın olduğunun farkında zaten. Biz biraz pozitif mesaj vermeye çalışıp ne yaparsak bu evhamlı havadan kurtuluruz sorusuna cevap arayalım.

Nedir kalp krizi?

Kalbimiz, kanın devir daimini sağlayan bir pompa. Tamamen kaslardan oluşuyor. Her kas dokusunun işlev görebilmesi için oksijen, şeker gibi enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Bunları sağlayan koroner arterlerden birinde kan akımının azalması veya durması sonucunda kalp kası hücreleri ölüyor ve iş görmez hale geliyor.

Kalp kası iş görmez hale gelince doğal olarak tüm organlar sırayla iş görmez hale geliyor.

En sık neden, kalp kasına kan sağlayan bir arterdeki “damar sertliği olarak bilinen hadisenin aktörü” aterosklerotik plağın yırtılmasıdır. Sonuçta arter tıkanır ve beslediği doku ölür. Kan akımının kesilmesi ile doku ölümünün arası 15-30 dakika.  3-4 saat içinde olay geri dönüşümsüz hale geliyor ve enfarktüs adını alıyor.

Şiddetli bir göğüs ağrısı, nefes darlığı…

112, ambulans, acil servis…

EKG, kan tahlili yapalım, troponin bakalım...

Bir saat içinde tanı kesinleşir. Bazen hızlıca anjiografi laboratuvarında müdahale, stent uygulanması, bazen de…

  • Müdahale edilemeyecek kadar sıkıntılı damar yapısı var hocam
  • Ne yapalım?
  • By-pass ameliyatı için cerrahiye sevk...

Neyse ki hastaneye yetiştirilebilen hastalarımızın çoğu bir şekilde hayatta kalıyor. Problem geliştiği andan itibaren hastamızın yapabileceği bir şey yok. Hekim arkadaşımız da işini bilir zaten.

Bu yazının amacı “ne yapalım da hadiseyi, krize dönüştürmeden çözelim?” sorusuna pratik cevaplar. Yapılacak iş; sanat eserine zarar verecek şeylerden uzak durmak.

Risk gruplarını madde madde irdelersek;

  • İleri yaş: Dünyada geçirdiğimiz her gün damar sağlığımızda bir şekilde yıpranma oluyor ve risk puanımız artıyor. Ama Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Şâfi-i Kerim Allah Teâlâ Hazretleri, her ne hastalık indirmişse onun devasını da indirmiştir. Ancak tek bir hastalığın ilacı yoktur” buyurdu. Kendisine: "O hangi hastalıktır?" diye sorulduğunda: “İhtiyarlık!” cevabını verdi. Öyleyse bu madde hakkında bir tavsiyemiz olamayacak.
  • Aktif sigara kullanımı… Konu artık vahim olmaktan çıktı. Pandemi zamanında yaşadığımız endişenin yüz bin katını yaşamamız gereken bir zamandayız ama umurumuzda değil. “Yeşilay’ımızın” aydınlattığı günleri görürüz inşallah. Bu mel’un alışkanlığa ait bilgileri müstakil bir yazıda ancak anlatabiliriz.
  • Yüksek tansiyon: Belki en kolay anlaşılır sebep. Şimdi bir su borusu düşünün, içinden geçen su, olması gerekenden çok daha yüksek basınçla geçiyor. Ne olur? Damar duvarı zarar görür. Tamirci tabiriyle çapaklanır, küçük parçacıklar kopar. Damarı tıkar, kalbiniz ölür. Bahsettiğimiz de çelik galvaniz boru değil. Biyolojik, çok naif damar dokusu. O zaman tansiyonumuzu “MUTLAKA” düzenli ölçüyoruz. Yüksek çıkarsa önce hayat şeklimizi düzeltiyoruz. (Kilo verme, spor...) Hekimimiz verirse ilacımızı alıp, dakikası dakikasına düzenli kullanıyoruz. İsterseniz yanında limon suyu için, abartmamak kaydıyla akşamları sarımsak çiğneyin ama ilacınızı kullanın. 
  • Diyabet (şeker hastalığı): gıdalarla aldığımız enerji veren tüm maddeler vücudumuzda glikoza dönüşür. Yeteri kadar insülininiz varsa hücre içine girer ve hayat kaynağı olur. İnsülin yetersizse damar içinde adeta zehir olarak dolaşır. Esas zarar da damar yapısında olur. Görme kaybı, böbrek yetmezliği, kalp krizi hep damar duvarı hasarına bağlı gelişir. Mutlaka sağlıklı diyet (kısa vadeli abartılı olanından değil, kararında ve sürekli), kilo verme, spor şarttır. Hekimimiz ilaç önerdiğinde kullanılıyor ama “üç aylık şeker çok kötü insülin gerekli” dendiğinde ciddi bir direnç geliyor bey amcalardan. İnsülin iğnesinin etkisi kesinlikle çok daha önemli. Bu arada “HbA1C –üç aylık şeker” takibi için haftada bir aile hekimimizi yormayalım adı üstünde “üç aylık!”
  • Obezite: Yukarıda bahsettiğimiz hikâyenin devamı aslında. Glikoza dönüşen enerji, ihtiyaç kadar kullanılıp fazlası yağ hücrelerine çevriliyor ve depolanıyor. Kalp krizlerinin en az %20’sinin sebebi fazla kilolar.
  • Kolesterol yüksekliği: Yediklerimizin miktarı gibi içeriği de önemli kuşkusuz. Bilim dünyası da bu konuya çok önem verdiği için bazen kafası karışıyor. Senelerce yumurta zararlıyken sonra U dönüşü yapılıp “değilmiş galiba” denebiliyor. Ama eldeki veriler katı yağ ve kırmızı ete biraz mesafe koymak lazım diyor.
  • Erkek cinsiyeti: Cinsiyet farklılığına dair yapılan çalışmaların ortak sonucu: dünyadaki her on hastalığın dokuzu erkeklerde sık görülür. Haddi aşmamak için yorum yapmadan geçelim!
  • Düşük fiziksel aktivite: İşleyen demir ışıldar, işlemeyen paslanır desek amaç hâsıl olur aslında. Kalp krizi geçirenlerin yaklaşık %7-12’sinde ana sebebin hareketsizlik olduğu gösterilmiş. Sağlık haberlerinde sıkça paylaşılan “günlük on bin adım” meselesinin faydalı olduğuna dair yeni çalışmalar da var. “Yedi bin yeter, ama on iki bine kadar çıkın, çıktıkça ömrünüz uzar” başlıklarıyla internette bulabilirsiniz. En garantisi haftada toplam 2-3 saat, orta düzeyde spor yapmak.
  • Pozitif aile öyküsü: Yine değişmesi mümkün olmayan parametre. Ama dedeniz – nineniz kalpten gittiyse daha dikkatli olmak mümkün. Özellikle 55 yaşından önce miyokard enfarktüsü geçirmiş birinci dereceden erkek akraba (baba, erkek kardeş) veya 65 yaşından önce miyokard enfarktüsü geçirmiş birinci derece hanım akraba (anne, kız kardeş) olması, kişinin kalp krizi riskini anlamlı ölçüde artırıyor.
  • Yaşadığınız bölgenin havasının kalitesi, aşırı sıcaklar diye uzayıp giden birçok başlık var ama biz bu ana sebepleri halledersek onları sonra düşünürüz inşallah...

Kalbinizin sağlıklı, yüreğinizin geniş, gönlünüzün ferah olduğu günler geçirin hep inşallah…   

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle