BANA ALLAH’IM YETER
Ey kardeşim, sana muhtaç bir garîbim iyi bil! Ve fakat şunu da bil ki bana Allah’ım yeter!
Ey kardeşim, sana muhtaç bir garîbim iyi bil! Ve fakat şunu da bil ki bana Allah’ım yeter!
Bir gün İran taraflarından Büyük Kavuklu bir Hoca gelir.1 Adı Molla Kabız’dır bu hocanın… Ve bir anda İstanbul’da popüler oluverir. Ancak Halid b. Velid (ra) gibi bütün savaşları zaferle taçlandırarak popüler olmak var,2 “Bevvâl-ı Zemzem”3 gibi popül
Tevbe yâ Rabbi hatâ râhına gittiklerime Bilip ettiklerime bilmeyip ettiklerime.
Ebu’d-Dahdâh radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize altıyüz hurma ağacı bulunan bahçesini bağışlayan bir infak eri!...
Geçen ayki yazımızda görüldüğü gibi Vakit Gazetesi’nin bu yazısı, masa başı gazeteciliğinin ısmarlama yazılarından biridir. Şeyh nedir, Tarikat nedir, İslam, iman, irfan, gelenek nedir bilmeyen, savcılığa ihbar yazısı olarak planlanıp kurgulanmış, b
-Ben bakırdan mâmül odunla yanan bir semâverim. Ateş, kül, is, duman… Bir defa da demem ki “Yandım kurtarın aman!” Dem uğruna çektiğim acı, aklı olana göre değil ya, benim de fıtratım bu, ne yapayım? Sabır, sükûnet, dayanıklılık… Seçin beğenin birin
“Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusu1, genelde ümmetin, özelde milletimizin inanç ve toplumsal birlikteliği hakkında içtenlikli özeleştirilere ve yeni açılımlara vesile olabilecek niteliktedir. Bu noktadan hareketle bu kez vahdet toplumunun ya da
Hükümdarların etrafında birçok hizmetçi ve köleleri olur. Bunlar Sultana en güzel hizmeti sunabilmek için aralarında yarış ederler. Hizmetteki edeb, nezaket, anlayış, kabiliyet, basiret ve firasetleri derecesinde de hükümdarın sevgisini kazanır ve on
İnşirâh Sûresi, Duhâ‘dan sonra Mekke’de nâzil olmuştur. Sekiz âyettir. Rasûl-i Ekrem gönül ferahlığına kavuşturulduğu için bu isim verilmiştir. Bu ferahlık, kalbinin îman ile rahatlatılması, hikmet ve bilgi ile aydınlatılması ve günahlardan arındırıl