İlahi Kamera Kayıtta iken...
Allah’ın son elçisi (sallallahü aleyhi ve sellem)’nin, insana, Allah’ın seni hangi halde görmesini istemiyorsan onu yapmaktan kaçın anlamına “Allah’ı görüyormuş gibi yaşama” telkininde bulunduğunu biliyoruz.
Allah’ın son elçisi (sallallahü aleyhi ve sellem)’nin, insana, Allah’ın seni hangi halde görmesini istemiyorsan onu yapmaktan kaçın anlamına “Allah’ı görüyormuş gibi yaşama” telkininde bulunduğunu biliyoruz.
“Mü’min, kendisi için sevdiğini kardeşi için de ister,7 komşusu açken tok yatmaz;8 misafirine ikram eder.9 Ve mü’min, bal arısına benzer; temiz olanı yer, temiz işler ortaya koyar;10 sâdıklarla beraber olmaya çalışır;11 boş şeyler konuşmaz,12 insanla
Derin derin, ciddî ciddî düşünmek gerekir. Yüzeyselliğin bir ur gibi bütün dünyayı sardığı bir zamanda bu iş belki rağbet görmez ama, problemlerimizi çözmenin başka yolu da yoktur. Derinden düşünmek gerekir. Pansuman tedbirlerle kendimizi aldatmak ...
Bir rivayete göre de Ebû Cehil’i, Muâz ile Muavviz’in yaraladıkları daha sonra onu Abdullah ibni Mes‘ûd radıyallahu anh’ın öldürdüğü belirtilmiştir. Ayrıca Muavviz ile Avf’ın Bedir Gazvesi’nde Ebû Cehil’in bacağını kestikleri, Ebû Cehil ile oğlu İkri
Salar bizi hayrete görünen çark-ı felek Ona hayal fânusu gayet uygun bir örnek Sen güneşi ışık bil, dünyayı da say fânus Biz o fânus içinde dönüp duran kelebek
Peygamber Efendimizin ashabından biri hastalanmış, Efendimiz de âdeti gereği onu ziyarete gitmişti. Adam bitkin düşmüş, hatta olayı nakleden Enes (r.a.)’ın ifadesiyle ‘küçülüp civciv kadar kalmıştı’. Efendimiz, hastanın durumuna hayret etti ve ona; ...
Ne yerden kârbân-ı gam göçer olsa konar bende Belâ râhında şimdi bir muayyen menzil oldum ben
İnsanın dünyevî varlığında, Allah’ın Rahîm-i Mutlak’lığı tarafından insana Kendisini bulma ve sevme potansiyeli verilmiştir. İşte ancak bu aşk ile O’nun bilinmek muradı bu dünyada bizden zuhur edebilir. Tevhîd-i ilâhîye îmân etmiş ve Ümmet-i Muhammed
Sadece ney veya Mevlana ile de sınırlı değil. Kadim bir medeniyetin ve şanlı bir tarihin çocukları olarak asırlarca süren mücadele ve uğraşlarla biriktirilip bize miras bırakılmış büyük kültürel hazinelerimiz var; Yunus Emre’miz var, Mimar Sinan’ımız
Şuur Arapça’da; hissetmek, kendinin ve etrafındaki şeylerin farkında olmak, kendi hareketlerini objektif olarak gözlemleyebilmek, irade sahibi olmak gibi manalarda kullanılır. Allah Teâla’nın mahlûkatı arasında insanlar ile beraber melekler, şeytanla...