KALBİN ŞİFASI ZİKİRDİR

0

Bu yolda en dikkat edilecek şeylerden birisi kimseyi incitmemektir. İnciten insan zayıf kalıyor. Terakki edemediği gibi bir de üzerinde kul hakkı oluyor. Yine bu manevi yolda kimseden incinmemek gerekiyor. Başkası seni incitecek şeyler yapacak ama sen incinmeyeceksin.

 

Selman TAN: Efendim buradan zikirde usule ne kadar çok dikkat edilmesi gerektiği anlaşılıyor değil mi?
Cemalettin PEREK: Evet zikirde usul çok önemlidir. Usul sizin o zikre ne kadar ehemmiyet verdiğinizi gösterir.

Hanımların evinin bir köşesinde bir mescit olacak. Erkeklerin de yine evin bir köşesinde Allahla başbaşa kalacakları, teheccüt kılacakları, ders yapacakları özel bir yerleri olması gerekir. Yemek yapılan bir yerde, ibadet edilmeyen bir yerde, mâlâyani ile meşgul olunan bir yerde, veya masiyet ehlinin oturduğu bir yerde çekilen tespih ile özel olarak ayrılmış devamlı ibadet edilen yerde çekilen tesbihatın farkı aşikardır. Alınacak feyzü İlâhi çok farklı olur. Manevi terakki bakımından bunlar birbirleriyle aynı olmaz. Mesela televizyonun bulunduğu bir odada yapılan zikirden huzur almak çok zordur. Bunlar manen istifade için ipuçlarıdır.

Sami Efendi Konyalı Dişçi Mehmet Efendi’ye haber gönderiyor “Kahveci Mevlüt Efendi’nin dersini bir kontrol edin” diye. Dişçi Mehmet Efendi kontrol ederken görüyor ki bağış sırasında okunan surelerin arasına Kahveci Mevlüt Efendi Kafirun Suresi’ni de ilave ediyor. Bunu niye ilave ettiğini sorunca Mevlüt Efendi “Bu sure arada kalmasın diye okuyordum” diyor. Dişçi Mehmet Efendi “Sana ders nasıl tarif edildi ise dersini öyle yap” diyor. Demek ki buradaki önemli husus verilen derse ne ilave yapacağız, ne de eksik bırakacağız. Verilen ders tehir de olmamalı terk de edilmemelidir. Bunlar manevi terakkiye mani oluyor.

Kayserili Hacı Şaban Efendi anlatmıştı. Sami Efendi Şaban Efendi’ye bir mektup gönderiyor ve mektupta 18 isim var. Bunlarla ilgili olarak buyuruyorlar ki; “Bu kardeşlerimiz derslerini çekmiyorlar, mesûliyetten kurtulmaları için yüklerini iki senedir biz üzerimize almıştık eğer ders çekmemeye devam edecekler ise ihvanlıktan silelim.” Bunun üzerine Şaban Efendi bu isimleri çağırıp Sami Efendi’nin mektubunu okuyunca hepsi gözyaşlarıyla nedamet getirmişler. O kardeşlerin ahiret selameti için Sami Efendi’nin gösterdiği nasıl bir merhamet ve şefkat değil mi?

Tâhâ Suresi 124. ayeti kerimede “Kim benim zikrimden yüz çevirirse dünyada ona dar bir maişet veririm, ahirette âmâ olarak haşrederim” buyuruluyor. Böyle bir ceza ile karşılaşmak istemeyiz değil mi?

S. TAN: Efendim bu anlattığınız örneklere bakınca bir mürşidin sizin de ifade ettiğiniz gibi şefkatini ama aynı zamanda evlatlarının terbiyesi hususunda ne kadar hassas olduğunu görüyoruz. Bir de çok kuvvetli bir bağ görüyoruz.
PEREK: Evet rabıta yani bu bağ iki taraflı olur. Mürşit ve müridin birbirlerine bağı ile ilgili bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Kayseri’nin bir köyünden Çoban Durmuş ağa vardı. Bu Durmuş ağa muhabbet ehli ümmi bir dervişti. Bizim eve gelir bazen kalırdı. Anlatacağım hadise yaşandıktan sonra gelip kendisi bana anlatmıştı.
Durmuş ağa Sami Efendi’nin bir tarihte Kayseri’ye geleceğini duyuyor. Koyunları bırakıp gidemeyeceği için Kayseri’deki sohbete katılamayacak. Bundan dolayı içi yanıyor. Üstadının sohbetini dinlemek istiyor, onu görmek istiyor ama göremeyeceği için de içi yanıyor. Kendisi “Allahım üstadımı bana göster diye sabaha kadar ağladım” diye anlatıyordu. Ertesi gün Sami Efendi Kayseri’ye giderken şoföre bir toprak yolu işaret ederek “Şuradan dönelim” diyor. Şoför “Efendim Kayseri yolu orası değildir” diye cevap veriyor. Sami Efendi: “Biliyoruz evladım ama bu tarafa döneceğiz” diyor.

Bir müddet gittikten sonra Sami Efendi bu sefer doğru dürüst yol olmayan bir tarafı işaret ederek “Bu tarafa gidelim” diyor.

Şoför yine “Efendim köye diğer yoldan gidebiliriz” diye cevap veriyor. Sami Efendi “Biz bu tarafa gidelim” buyuruyor. Meğer Durmuş ağa sütleri daha lezzetli olsun diye sürüyü dağ tarafında otlatıyormuş. Durmuş ağa devamını şöyle anlattı “Dağın yamacına bir araba yanaştı, içinden inenler oldu. Hayret ettim normalde buraya bir arabanın gelmesi mümkün değil. Biraz yaklaşıp dikkatlice bakınca Sami Efendi’yi gördüm. Sami Efendi’nin bana eliyle gel diye işaret ettiğini gördüm. Elimdeki asayı attığım gibi koşarak yanına gittim. Elini öptükten sonra bana “Evladım bu sana bugünün hatırası olsun” diyerek tesbihini verdi, gönlümü yaptıktan sonra tekrar arabasına binerek yoluna devam etti. Demek ki aşk kuvvetli olursa mürşit müridin ayağına kadar gidiyor. Daha doğrusu aralarındaki kuvvetli bağ birbirlerini çekiyor.

Musa Efendi bir gün demişti ki; “Cemalettin Efendi yakınımızda hizmet edenler var ama bize dünyanın öbür ucundakiler kadar uzak. Dünyanın bir diğer ucundan bazı olanlar var onlar da bizim dizimizin dibinde.”

S. TAN: Efendim müsadeniz olursa biraz da manevi hayata dair sormak istiyorum. Mesela manevi hayatta en dikkat edilecek şey size göre nedir?
PEREK: Bu yolda en dikkat edilecek şeylerden birisi kimseyi incitmemektir. İnciten insan zayıf kalıyor. Terakki edemediği gibi bir de üzerinde kul hakkı oluyor. Yine bu manevi yolda kimseden incinmemek gerekiyor. Başkası seni incitecek şeyler yapacak ama sen incinmeyeceksin. Bu elbette kolay başarılacak bir durum değildir. Genellikle böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızda ya cevap verir hakkımızı ararız, ya da sükût ederiz. Ama daha ötesi gerekiyor, kalben de incinmemek.
En çok iyilik yaptığınız, en çok ikramda bulunduğunuz kimselerin sizi incitmesi daha çok olur. Maalesef kime daha çok ikramda, ihsanda bulunursak imtihan ondan daha çok geliyor. Layık olmayan kimseye gereğinden fazla gösterilen alaka onun taşıyamamasından dolayı gelip sana zarar olarak dönebiliyor. Bu noktada basiret sahibi olmak gerekiyor.

S. TAN: İncitmemek ve incinmemekten sonra dikkat edilecek başka bir husus olarak neyi tavsiye ediyorsunuz?
PEREK: Dikkat edilecek bir başka husus, yapılan bütün muamelemiz Allah rızası gözetilerek yapılmalıdır. Nefsin menfaatinin girdiği iş karışır. Allah rızası gözetilerek yapılan işte yanlışlık olmaz. Niyeti doğru olan insanın istikameti doğru olur. Sözü düzgün olur, insanlarla ünsiyyeti düzgün olur. Bunları kazanabilmenin ilk noktası ise niyet düzgünlüğüdür.
Hacı Şaban Efendi “Allah sizi niyetinizle me’cur etsin” derdi. Benim de aklımdan bu duayı duyunca ‘birisi niyeti bozuk olarak gelirse bu o insana beddua olmaz mı?’ diye geçirdim. Bana dönerek “Siz niyetiniz düzgün olarak geldiğiniz için size dua olur inşallah” demişti.

Hadis-i şerif’de şöyle buyrulmaktadır: “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır.” Hedefte insanların rızası değil Allah’ın rızası olmalı her zaman.

Niyet kalpte bir anda oluşuverir, onu çok iyi kullanmak lazımdır.

Bununla ilgili bir şey anlatayım. Yine bir gün Hacı Şaban Efendi’nin huzurunda aklıma şöyle geldi. ‘Elhamdülillah haramdan sakınıyoruz, namazlarımızı kılıyoruz, zekatımızı veriyoruz, iyi- kötü hayır hasenatta bulunuyoruz, zikr ediyoruz. Avam insanlara baktığımız zaman herhalde biz iyilerdenizdir.’ Benim aklımdan böyle geçer geçmez, Hacı Şaban Efendi “Evet siz kendinizi avam terazisinde tartarsanız iyi olduğunuzu görürsünüz fakat evliya terazisinde tarttığınız zaman da hiç olduğunuz açığa çıkar. Biz kendimizi evliya terazisinde tartacağız” demişti.

Bu önemli bir ölçüdür, kendimizi evliya terazisinde tartmaya çalışmalıyız. Bu şu demektir, peygamber varisi olan evliyanın yolunu takip etmek Peygamber efendimizin yolunu takip etmek demektir.

S. TAN: Büyüklerimizin size direk olarak yaptığı tavsiyelerden hatırladıklarınız olur mu?
PEREK: Sami Efendi Üstadımız demişti ki: “Cemaleddin Efendi ölüm gençliğe yaşlılığa bakmıyor, onun için ahiret gayretimizi artıralım.”
Musa Efendi Üstadımız da özel olarak çağırarak şöyle bir tavsiyede bulunmuştu: “Biz dahi sohbetlerden istifade ediyoruz. Sohbetlere adabına uygun şekilde devam edip istifademizi artırmaya çalışalım.” Sohbetler çok önemlidir.

Kardeşlerimiz manevi yoldan istifade etmek istiyorlarsa derslerini zamanında yapmalı, teheccüt namazına devam etmelidirler. Teheccüde mutlaka kalkmalı, gök kapıları açıldığı zaman Allah ile beraber olmaktan mahrum olunmamalıdır.

Hasan’ı Basri Hazretleri’ne birisi için demişler ki; “Şu zatın yüzü ne kadar nurlu.” Hasan-ı Basri Hazretleri “O zat teheccüde devam ediyor da yüzüne seherin nuru vurmuş” buyuruyorlar.

Ayrıca muhabbetin kesintiye uğraması yine istifadenin önündeki engellerdendir. Murakabe ehli istifadeyi Arşı Rahman’dan alır ama düştüğü zaman yine rabıtaya müracaat etmek zorundadır.

S. TAN: Günümüzün karşılaşılan en sık imtihanı sizce hangisidir?
PEREK: Bugünlerde en fazla karşılaşılan hastalıklardan birisi dünya muhabbetini gönle sokmaktır. Yediden yetmişe bu iptila herkesi sarmış durumdadır. Bu çok ince bir husustur. Dünya muhabbetine kapıldıkca gönlümüz Allah’tan gafil oluyor demektir. Muhabbetimiz Allah’a değil dünyaya oluyor demektir. Gönlün Allah’tan gafil oldukça Allah seni o herkesi yiyip yutan dünyanın peşinden koşturur durur.
S. TAN: Kalbi korumak ve selim üzere tutmak için nasıl bir hassasiyet gerekir?
PEREK: Vücuttaki bütün azaların ayrı ayrı vazifeleri vardır. Gözün ayrı, kulağın ayrı, dilin ayrı, elin ayrı ayrı vazifeleri vardır. Fakat kalbin tek bir vazifesi vardır o da Allah’ı zikretmek, Allah’tan gafil olmamaktır.
Sami Efendimiz “Kalp bir yanda kalıp insan bir yanda olursa o insan duvardaki resim mesabesindedir” buyururdu.

Malum Kuran-ı Kerim de 30 küsür yerde kalp, 250 yerdeyse zikir kelimesi geçmektedir. Buradan anlıyoruz ki insana düşen vazife onları birbirinden ayırmamaktır. Kalp zikretmek için yaratılmıştır. Kalbin şifası zikirdir. Rabbimizin devamlı kalbimize nazar ettiğini hiç unutmamak gerekir. Bilhassa namazda kalp Allah’tan başka hiçbir şeyle meşgul olmamalıdır. Yoksa o namaz hakiki namaz olmaz.

Bazen görüyorum, bir vasıtada giderken, sokak ortasında, bir müşteriyle konuşurken tespih çekiliyor veya ders yapılıyor. Yasak savma bir zikirden istifade edilemez. Herkes vaktinde ve özel bir mekanda oturup Allah ile başbaşa kalsın.

S. TAN: Efendim etrafınızda gördüğünüz ve manevi gelişime daha çok mani olduğunu düşündüğünüz ahlak-ı zemimeler hangileridir?
PEREK: Bazı kimselerde küsme, gücenme çok oluyor. Bilhassa Anadolu’da bununla çok karşılaşıyoruz. Bir kimsenin bir başkasına eğer içinde küslük var ise bilsin ki terakki edemez, bulunduğu yerden yukarı çıkamaz.
Kötülük yapana iyilik yapacağız, bizi mahrum edene infak edeceğiz, bize gelmeyene biz gideceğiz.

Malum iki şeyi unut buyuruluyor. Biri, insanların sana yaptığı kötülük diğeri de senin insanlara yaptığın iyilik. Sen eğer iyilik yaptığın kişinin başına iyiliğini kakarsan sevabın gidiyor, başkasının yaptığı kötülüğü unutmazsan devamlı buğz halinde oluyorsun. Bu sefer içinde düşmanlık olduğu için gıybet ediyorsun, kendi huzurun gidiyor.

İki şeyi de unutma buyuruluyor, başkalarının sana yaptığı iyiliği ve ölümü. Bugün tam tersi bir durum yaşanıyor, kötülükler unutulmuyor iyilikler ise hemen unutuluyor. Bir kişiye 99 defa iyilik yapıyorsun bir istediğini yerine getirmediğin zaman senden kötü kimse olmuyor.

Dilimiz çok önemli. Bir çok günahın başı dilimiz oluyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir gün “Ya Muaz insanların yüzüstü sürünüp cehenneme atılmaları dillerinden başka bir şeyden değildir” buyurmuştur.

Yine günümüzde en dikkat edilecek hususlardan birisi gözümüze sahip olmaktır. İnsan harama bakmaktan utanır ama televizyona bakarken kimse utanmıyor.

Malum dört şeye bakmak sevaptır buyruluyor. ‘Kabeye bakmak, Kuran’ın yüzüne bakmak, ana babanın yüzüne bakmak ve mürşidi kamilin veya salih bir zatın yüzüne bakmak.’ Bunlara bakmak yerine herkes televizyonlara bakmayı tercih ediyor.

Bolluk zamanında olduğumuz için dikkat edeceğiniz bir husus da az yemek olmalıdır. Ölçülü yemek yemeliyiz. Sami Efendi bir gün bana “Sakın ha sakın öğün aralarında aburcubur yeme” demişti. Yerken de eğer gafil olmadan zikir haliyle yersek yediğimiz nimet midede zikretmeye başlar. Vücudumuza feyiz olur, şifa olur.

Bir de Rabbimiz’den niyazım insanımızı bu faiz belasından, bankalardan kurtarmasıdır. Şimdi bankalarla irtibatlı olmayan kimse kalmadı. İnşallah ihtiyacı olan kimselere borç para veren müesseseler kurulur da bu büyük günahtan insanımız kurtulur. Rabbim hepimize, neslimize helal lokma nasip eylesin.

S. TAN: Sizi okuyacak olan genç okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
PEREK: Gençlere söylemek istediğim bir şey var: İnsanı yoldan çıkaran en tehlikeli şey şeytan olarak bilinir değil mi? Evet tehlikelidir ama ondan daha tehlikeli olanı insanın kendi içindeki nefsidir. Size ondan daha tehlikeli olanı söyleyeyim mi? İşte oda sûi akran yani kötü arkadaştır. Kötü arkadaş koyun postuna bürünmüş canavardır. Ondan aslandan kaçar gibi kaçmak lazımdır.
Yuşa aleyhisselam’a Cenab-ı Hak “Senin kavminin hayırlılarından 40 bin kişiyi, şerlilerinden de 60 bin kişiyi helak edeceğim” buyuruyor. Yuşa aleyhisselam “Ya Rabbi şerlileri anladım ama hayırlıları niye helak edeceksin?” deyince Allah-u Taala “Onlar benim azametimden korkmadılar, şerlilerle, kötülerle oturup kalktılar, onlarla beraber oldular” buyuruyor.

Kötülerle ünsiyetimiz sadece gerekiyorsa iş için ve onları îkaz için olmalıdır. Bir insanın ibadeti eksik olsa da iyilerle birlikte olursa Rabbi Teaâlâ onu da iyilerden ayırmıyor. Hatta bu hususta bir de müjde var, Rabbimiz “Eğer iyilerin dairesinden ayrılmazsa onun günahlarını da sevaba tebdil ederim” buyuruyor.

Seni yorduk Selman, hakkını helal et. İlahi rahmete vesile olur inşallah.

S. TAN: Estağfurullah efendim biz sizi yorduk ama istifade ettik. Her menkıbede, her mevzuda farklı farklı hikmetler zuhur etti. Efendim kısa bir dua ile bitirelim mi?
PEREK: Ya Rabbi hepimizin halini rızâna muvafık eyle. Amin. Sırat-ı müstekımdan ayırma. Niyetlerimizi halis, amellerimizi makbul eyle. Dünyamızı ma’mur, ahiretimizi saadetli eyle.
Kalplerimizi nurlandır, gönüllerimizi sürurlandır. Aşkullah, muhabbetullah, zikrullahtan bizi bir an bile ayırma. Bizi iyilerden, dostlarından, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in yolundan ayırma.

Bütün kardeşlerimize aile efradıyla birlikte Firdevs-i âlâ’ya ulaşmak için vesileler ihsan eyle. Havzu Kevserden kana kana içerek Cemalinle müşerref olmayı cümlemize nasip eyle. Amin.

Ümmet-i Muhammet’i hıfz-ı emânında eyle. Ümmet-i Muhammet’i mağfiret eyle. Şerlerden muhafaza eyle.

Cehennem ateşini bize gösterme Ya Rabbi. Affınla muamele eyle, huzuruna nurani sıfatla varmayı nasip eyle.

Rızıklarımızı bol eyle, hamdimizi çok eyle, borcumuzu yok eyle. Kul hakkı olanlarımızın da helalleşmesini nasip eyle. Amin.

Hepimizi şeriatı garrâya hâdim eyle. Asr-ı saadet’in hali ile hallenmeyi bizlere nasip eyle. Akibetlerimizi hayr eyle. Amin, amin bihurmeti Tâhâ ve Yâsîn.

Lillahil fatiha.

Aile Saadeti

Oğlum evlenirken düğüne Musa Efendi Aksaray’a gelmişti. Damat ile gelin duasını almak için Musa Efendi’nin huzuruna girdiklerinde onlara; “Evladım ailede saadet çok önemlidir. Saadeti temin etmeye çalışalım. Eğer onu temin edebilirseniz dünyada da huzur bulursunuz, ahirette de huzur bulursunuz” dedi. Hakikaten yuvalarda Aile saadeti çok önemlidir. Bunun için yapılması gerekenler zamanla unutuluyor. Hatırlatmak babında Musa Efendi’nin Aile Saadeti kitabını erkekler ve hanımlar ara ara okumalıdırlar.

Ölüm Anında...

Ölüm anındaki bir yakınımızın başında bulunduğumuz nasıl davranmamız gerektiği hususunda Musa Efendi şöyle buyurmuştur: “Ölüm anındaki bir kişiye kelimeyi tevhid telkin ediniz. Eğer söylemekte zorlanıyor ise ısrar etmeyiniz. Gözünün göreceği bir yere kelime i tevhidi yazıp koyunuz, ona bakıp hatırlayabilir.” Bir de ölüm anında hüsnü hâtime ile gitmek isteyenler hayatlarında bol bol ihlas suresini okusunlar.

Muhafaza İçin...

Kardeşlere tavsiyem her sabah veya akşam mutlaka bütün yönleri niyete alarak birini de kendimize olmak üzere yani yedi defa Ayet-el Kürsi okumalarıdır. Bunu okudukları zaman büyüden, cinden, insanların şerrinden, hayvanların şerrinden Allah onları muhafaza buyurur.

Ayrıca Kuran-ı kerim’de geçen nazar ayetlerini ezberleyip onu da sık sık okumaları kendi menfaatlerinedir.

Musa Efendi evimize geldiğinde 2-3 gün kalırdı. Bir gün yatsı namazından sonra terasta oturuyoruz karşı taraftan mezarlık görünüyor. Musa Efendi “Cemaleddin Efendi bak şu mezarlıkta yatanların bir kısmı hep nazardan vefat etmişler, nazara karşı dikkatli olalım” buyurdu. Nazar haktır, dikkat etmek lazımdır.

Yorum Yazın

Facebook