ASLINDA NE OLMUŞTU?

0

Bu yazımızda kısaca Menemen Olayı ve Es’ad-ı Erbilî Hazretlerinin -ks- şehadetinin arka planı üzerinde durup konuyla ilgili çeşitli görüşleri inceleyeceğiz.

ASLINDA NE OLMUŞTU?
Evet, büyük bir operasyon, ödetilen bedeller ve alınan başlar… Hükümet ve siyaset yönüyle teknik görüntü bu… Ancak, tarih felsefecileri olayları (fenomen’i) üstte akıp giden bir nehir olarak görür. Onlara göre olayların görünmeyen iç yüzü (neumen’i), bu nehrin altında ağır ağır gerçeğe/hakikate doğru akmaya devam eder. Yine tarihçilerin gözünde olayların dış görünüşü, aslında, ardında yığılıp birikmiş pek çok nedenin, sadece sonucudur. Yani zincirin son halkasıdır. Bu yüzden hakikat adına bakarsak, olayların dış yüzü çoğunlukla aldatıcıdır, bu yüzden iç yüzünün dikkatle ve doğru olarak okunması (te’vîl-i hâdise) gerekir.1

Bu yazımızda, şu ana kadar Menemen Olayı’nın görünen tarafını anlattık. Şimdi görünmeyen/iç yüzü üzerinde duracağız. Hemen ifade etmek isteriz ki, olayın görünmeyen yönü üzerinde çeşitli görüşler dile getirilmiştir. Bu sebeple biz buna, “aslında ne olmuştu?” diyoruz. Yani Menemen’i hazırlayan gerçek sebepler… Şimdi sırasıyla bunları görelim.

SERBEST CUMHURİYET FIRKASI ve İRTİCA YAFTASINA “MENEMEN” MALZEMESİ
Daha önce Kazım Karabekir Paşa ve ekibinin 17 Kasım 1924’te kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası,2 programındaki “Partimiz dinî inanç ve fikirlere saygılıdır” ifadesi Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından irtica olarak değerlendirilmiş bu yüzden de kapatılmıştı. 1930’da Gazi’nin emriyle Ali Fethi Okyar’a kurdurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın programında, bu tür irtica ifadeleri yoktu(!?..). Fakat Halk Partisi’nin zulmünden usanan halkın bu yeni partiye kurtuluş ümidiyle topyekün sarılması, ister istemez siyasi tansiyonu artırmıştı.3

Aynı irtica kampanyası, bir şekilde SCF (Serbest Cumhuriyet Fırkası) için de gündeme getirildi. İsmet İnönü’nün başbakanlığındaki hükümet, bu bir iki aylık yeni kurulmuş partiye, direkt irtica suçlamalarında bulundu. Başta İsmet İnönü olmak üzere, Meclis Başkanı Kazım Özalp, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, yazar Kemal Zeki Gençosman, İçişleri Başkanı Şükrü Kaya, Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Cevdet Kerim İncedayı, Adalet Bakanı Mahmud Es’ad Bozkurt, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras vs. gibi zevatın aşırı saldırıları sonucu Ali Fethi Bey, 12 Ağustos 1930’da kurduğu Partisini 17 Kasım 1930’da kapatmak zorunda kaldı.4

Ancak onca patırtı, gürültü ve toz duman arasında, ülkenin herhangi bir yerinde SCF bağlantılı bir irtica olayından veya mürteci diye yargılanıp mahkûm olan tek bir mürteciden bile bahsedilmemiş, ayrıca fes giyen, tekke süpüren, yeşil bayrak taşıyan falan veya filanın, değil mahkûmiyetinden, hakkında tahkikat açılmasından dahi söz edilmemiştir.5

İşte bu iddiaları ispatlamak üzere bir oyunun âcil olarak sahneye konması gerekiyordu. Özlemle beklenen bu oyun, SCF’nin kapatılmasından 35 gün sonra Menemen’de 23 Aralık 1930’da sahnelenmiş ve bu şekilde irtica hortlamış oldu. İşte o zamandan itibaren başlayan bu irtica kurgulamaları, 80-90 yıl boyunca çeşitli renk ve şekillerde, tekrar tekrar hortlatıldı ve Anadolu insanın ensesinde boza pişirilmeye devam edildi.6

Menemen’in bu olay için seçilmesinin nedenlerinden biri de şudur:

Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulduktan sonra Menemen’de “Yedisinden yetmişine kadar” herkes bu yeni partiye geçmişti. Ayrıca o sırada Menemen’e ziyarete gelen CHP kodamanları halk tarafından yuhalanmıştı. İşte bu yüzden “Menemen’e en tesirli bir şekilde gözdağı vermek lazımdı.7”

Menemen’in arka planını bu şekilde değerlendirenler, genellikle sol entelektüellerdir. Yani Halk Partisi ve çeşitli renkleri…

Kemal Karpat’ın; “Serbest Fırka’nın feshinden otuz beş gün sonra, yani 23 Aralık 1930’da patlak veren Menemen Olayı’nı, bu fırkanın faaliyetlerine bağlayanlar, şüphesiz ki yanılmaktadır… Halkın (CHP iktidarına) muhâlefeti, fakirlikten, hürriyetsizlikten, işsizlikten, ağır vergilerden ve buna benzer şikâyetlerden kaynaklanmaktadır. Serbest Fırka’nın İslâmî Değerlere önem vermesi yüzünden, (bu) Parti mensupları irticâyı hortlatmakla itham edilmiş ve bu durumdan istifâde eden sol ve komünist yayınlar birden bire artmıştır.”8 şeklindeki tesbiti, bizce en makul değerlendirmedir.

Özet olarak Menemen Olayı SCF ile irtibatlansa bile, bu kurgulama; bağlam bütünlüğü içinde herhangi bir gerçekliği yansıtmamaktadır.

SOSYO-KÜLTÜREL VE SOSYO-EKONOMİK SEBEP
Bazı araştırmacılar, Menemen Olayı’nın arka planında, kültürel ve ekonomik yapının görülmesi gerektiğini söylüyorlar.

Mesela Nurşen Mazıcı, sırf bu konu ile ilgili olarak ilmî bir araştırma yapmış ve bu araştırmasını makale olarak yayınlamıştır. Ona göre Menemen’in ortaya çıkış sebeplerinden biri de, (1923’ten sonraki) “yeni rejimin geleneksel halk kitleleri arasındaki kopukluğu gidermek üzere aldığı önlemlerin ve sivil kurumların yetersizliğidir.”9

Cemal Kutay da, halkın Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi) yönetiminde ekonomik gücünün çok zayıfladığı, fakirlik ve yoksulluğun yayınlaştığı tesbitini yaparak, milletin bir tas çorbaya hasret kaldığını ifade eder.10

24 Ekim 1929’da Amerika’da yaşanan ekonomik kriz bütün dünyayı sardığı gibi11 Türkiye’yi de etkilemişti. Ayrıca, 1930’da Menemende tarlalardan verim alınamamış, buna ilaveten büyük bir sel felaketiyle halk, tüm mallarını ve hayvanlarını kaybetmişti. Üstüste gelen iki felakete rağmen devlet, bu ilçeye yardımda bulunmamıştı. Yani Menemen sosyo-ekonomik olarak oldukça daralmıştı. Ve bu, Menemen Olayı gibi sosyal bir patlamaya yol açmıştı.

Bizce, Menemen Olayı’nın seyri incelendiğinde görülen şudur: Halkın toplu olarak katılmadığı bu olay, derviş olmayan üç-beş esrarkeş serseriyle sınırlı kalmıştır. Oysa toplumsal patlamalarda toplum hep beraber ayağa kalkar. Bu yüzden Menemen Olayı’na toplumsal ayaklanma ve kalkışma denemez. Zaten Menemenliler bu olayın Menemen halkına fatura edilmesinden rahatsızdır.

Mazıcı’nın ifade ettiği gibi olay, bütünü gözönünde tutulduğunda acaba bu boyuta indirgenebilir mi? Bu soruya rahat bir cevap vermeden önce, sanırım epeyce bir düşünmek lazım. Yani bu gerekçe Menemen Olayı için epeyce su götürür.

Dipnotlar: 1) Ayşe Hür, Öteki Tarih-1, Profil Yayınları, İstanbul 2013, ss. 7-12; Cemil Koçak, Tarihin Buğulu Aynası, Efsaneler Çökerken, Timaş Yay., İstanbul 2013, ss. 12-14; ayr.bkz: Fatma Acun, “Yakın Dönem Tarihi Metodolojisi”, AAMD, sy:42, ss. 717-756. 2) Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması 1923-1933, Türk Vakfı Yurt Yay., İstanbul 2015, ss. 104-6. 3) Kemal Karpat, Kısa Türkiye Tarihi, 1800-2012, Timaş Yayınları, İstanbul 2016, ss. 154-5. 4) Cemil Koçak, Tek Parti; Cumhuriyet ve Şefler, Timaş Yay, İstanbul 2016, ss. 199-205; ayr. bkz: Yetkin Ç., Atatürk’ün Başarısız Demokrasi Devrimi, Serbest Cumhuriyet Fırkası, Toplumsal Dönüşüm Yayıncılık, İstanbul 1937. 5) Müftüoğlu, Menemen, s. 56-7. 6) Müftüoğlu, Menemen, ss. 60-61. 7) Necib Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları, ss. 141-2. 8) Kemal Karpat, Kısa Türkiye Tarihi, 1800-2012, Timaş Yayınları, İstanbul 2016, ss. 155-6. 9) Nurşen Mazıcı, “Menemen Olayı’nın Sosyo-Kültürel ve Sosyo-Ekonomik Analizi”, Toplum e Bilim, sayı: 90, İstanbul 2001, s. 144. 10) Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, c.XX, İstanbul 1962. 11) 1919-1930’da bütün dünya ticareti % 65 oranında düşme göstermiş, 50 milyon kişi işsiz kalmıştır: Bkz: Korkut Boratav, Türkiye İktisat Tarihi (1908-1985) Geçek Yay. İstanbul 1998; Ömer Açıkgöz ve Bülent Özkan “1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Türkiye Ekonomisine Etkileri” Mevzuat Dergisi, sayı: 136, Nisan 2009.

 

Yorum Yazın

Facebook