Şefkat, Muhabbet, Merhamet

0
Sayı: Mayıs 1988

İslamiyet; insaniyet alemine huzur ve sükun te'minine ve ferdler ve cemaatler arasında "muhabbet, şefkat, merhamet" esaslarının tesbitine son derece haris olduğu içindir ki; müslümanlara sadece zekat farîzasını icbar ile iktifa etmiyor. Muhtelif suretlerde tecellî ederek başka isimlerle anıldığı halde ga­ye ve mahiyetleri bir olan çeşitli yardımlaşmaların hepsine teşvik ediyor.

Alem-i beşeriyet için en müdhiş hüsran ve mahrumiyet ocakları kesilen ihtiras, tama', buhı gibi çok fena huylara alış­maktan İslamiyet şiddetle nefret eder. Semahate, kereme, şefkate doğru teşvik eder. Ve buna "sadaka", "hak", "zekat", "birr ü ihsan", "sıla", "maun" gibi türlü türlü isimler verir. Çün­kü isimlerin ve tarzların değişme­siyle buhle mail olan nefisler bi­raz daha kolay razı edilir. İhsana varmayan sıkı eller biraz daha çabuk açılır.

Sonra İslamiyet birr ü ihsa­nın sarf cihetini yalnız fukara ile bîçarelere hasretmiyor, çok şü­mullü, çok umumî tutuyor.

Allah Teala buyuruyor:

"Neyi ve kime infak ede­ceklerini sana soruyorlar, onlara de ki: hayıra dair ne infak ederseniz ananıza, babanıza, akrabanıza, yetimlere, bîçarelere, yolda kalmışlara verin. Ha­yır namıyle ne işlerseniz Allah onu bilir." (Bakara: 215)

Evet fukara ile biçarelere ih­sanı nasıl teşvik ediyorsa yetim­lere, dullara, yolda kalmışlara, kölelere, cariyelere bezl-i muavenet (yardım) etmeyi de öylece emre­diyor.

Kezalik anaya, babaya, akrabaya, uzaktaki, yakındaki komşulara, yol arkadaşına iyiliğe —velevki muhtaç olmasınlar— şiddetle emir ediyor. Maksat in­sanlar arasındaki muhabbet, merhamet rabıtalarını kuvvetlen­dirmek, ruhları birbirine ısındır­mak suretiyle yabancılığın orta­dan kalkması, münaferet ve ihti­laf hislerinin kalblere yol bulmamasıdır.

Peygamber -sallallahü aley­hi vesellem- Efendimiz buyurur:

• "Velev bir hurma parçasını sadaka olarak vermekle ateşten sakının. Eğer bunu da bulamazsanız güzel kelime, tat­lı dil ile o ateşten korunun."

• "Sadaka muhakkak Rabb'in gazabını söndürür, kötü ölmeyi önler." (Tirmizi)

• "Kişinin hayatında bir dirhem sadaka vermesi ölür­ken yüz dirhem sadaka vermesinden hayırlıdır." (Ebu Davud)

• "Sadaka yetmiş nevî bela­yı men' eder. Bunların en hafifi cüzzam ve baras illetidir."

Şüphe yoktur ki, "birr ü ihsan"rıfk ile muamele mu­zır temayülleri fena fikirleri def edecek en büyük kuvvetlerdir.

Delil isteyenler varsa adab-ı İslamiyye ile yükselmiş asırlarda­ki müslümanların arasında hü­kümran olan o mahabbeti, o sü­kun ve selameti hatırlayabilirler.

Müslümanlar nereye gitmişlerse bu sükun ve selameti götür­müşler ve yerli halka muhabbe­tin, yardımlaşmanın eşsiz örne­ğini göstermişlerdir.

Hangi bir kavim ki İslamın gölgesi altında bulunsun da hu­kuk ve imtiyazların kaffesinden istifade ödemesin? Bu görülme­miştir! O hukuk, o imtiyazat ki sırf onları korkutmamak için müslümanlar, başka milletlerin rahat ve huzurunu kemiren, memleketlerinde sükundan, itminandan eser bırakmayan kin, hased mücadelelerinden istirkab, husumet muharebelerinden en uzak bir üm­met olarak yaşadılar.


İcbar: Zorlama, zorlanma
İktifa: Yetinme, yeter bulma 
İhtiras: Şiddetli istek, aşırı heves 
Tama: Açgözlülük, çok isteme                  
Buhl: Cimrilik, pintilik
Semahat:iyilikseverlik, el açıklığı
Mail:istekli, düşkün
Münaferet:Nefret etme
Birr:İyilik, güzellik, hayır.
Rıfk:Yumuşaklık
İtminan:Emin olma, güvenme
İstirkab:Rakabette bulunma, çekememe

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook