Globalleşme Fırtınası ve Kültür Ağacımız

0
Sayı: Temmuz 2001

Dünya hızla globalleşiyor. Bu hususta fikrimizi pek kaale alan yok. Hoşumuza gitse de, gitmese de zaman hükmünü icra ediyor. Dokunulmaz, tartışılamaz zannedilen "tabu"lar birer birer yıkılıyor ve bu sürecin hızlanarak devam edeceğine pek şüphe yok!...

Meselâ, çocukluğumuzda "Yerli mallar haftası" kutlanırdı. Gerçi yerli malı olarak kuru incir, üzüm, fındık gibi ürünleri ile bazı dokumalardan başka bir şey bulunmazdı, ama yine de önemli addedilirdi.

Bugün ise dünya markaları var. Yerli markalar onlara benzeyebildiği ölçüde rağbet görüyor. Ekonomik faaliyetlerin her safhası nerede daha kârlı, daha verimli ise orada icra ediliyor. Bir ürünün tasarımı Avrupa'da üretimi Çin'de, pazarlaması Amerika'da olabiliyor rahatlıkla. Büyük sermaye dünyanın her yerinde borusunu öttürüyor. Ekonomik globelleşmenin çok yol aldığı ortada.

Şimdi bir başka dokunulmaz, "devletlerin hükümranlık hakları" sarsılıyor. Globalleşmenin öncüleri olan hâkim güçler diyorlar ki: "Artık kendi ülkende, kendi sınırların içinde de her istediğini yapamazsın! Uluslararası kabul görmüş normlara uymak zorundasın, yoksa..." Evet, yoksa silâhlı müdahale de dahil her türlü müeyyideyi uygulayabiliyor.

Bugün gerekli donanıma sahip herkes, herhangi bir ülkenin TV kanallarını seyredebiliyor, gazetesini, dergisini okuyabiliyor, alışveriş veya borsasında yatırım yapabiliyor, hele internet'in sunduğu imkânlar tek kelime ile müthiş... "2006'dan sonra internet kullanmadan hiçbir iş yapılamayacak deniyor.

Bu ve benzeri gelişmeler bize şunu düşündürüyor: Çok yakın bir gelecekte hükûmetler, sınırlar, gümrükler, millî paralar, ordular, mahkemeler ve hatta devletler önemini kaybedecek! Belki de dünya bilim-kurgu filmlerindeki gibi, tek hukuklu, tek ordulu, tek merkezden yönetilen bir federasyona dönüşecek.

Hayâl mi dersiniz? Belki... Ama yine de biz şunu düşünelim: Böyle bir dünyada biz kim ve nerede olacağız? Kendimizi tanımlarken referanslarımız neler olacak? Bize göre bu sorunun cevabı:

1- Din

2- Dil ve kültür olmalıdır.

Dil ve kültürü özellikle birarada zikrettik, zira her büyük dilin bir kültürü vardır ve dil bu kültürün en önemli taşıyıcısıdır.

Denebilir ki, globalleşme rüzgârı bu unsurları da tesir altına almayacak mıdır? Şüphesiz, bu yöndeki gayretler bütün şiddetiyle sürmektedir.

İşte bizim tam da bu sebeple kuvvetli direnç oluşturmamız gereken noktalar bunlardır.

Zira dinimizi kaybedersek (Allah muhafaza buyursun) herşeyimizi; dil ve kültürümüzü kaybedersek -en azından- şahsiyetimizi kaybederiz.

Kültürün birçok tarifi arasında en kısa ve öz olanı "bir milletin şahsiyeti" olduğudur. Bir başka güzel tarif de şudur: "Kültür, öğrenilen bilgilerin hepsi unutulduğunda geriye kalandır."

"Global kültür" veya "Evrensel kültür" diye cazip ve itiraz edilmezi zor bir ambalaja sarılarak yutturulmaya çalışılan, aslında Batı'nın kültüründen başkası değildir. "Globalleşen" dünyayı yöneten güçlerin kendi kültürlerini hâkim kılmak istemeleri de elbette normal karşılanmalı. Buna mukabil, şuurlu insanlar da bu oldu-bittiye vargücüyle direnmeli.

Aslında bu dirençin devlet politikası ile olması gerekir. Ne var ki, devletlûlarımız hayli zamandır "Devletin kültür politikası olmaz" buyurarak bu emperyalist kültür saldırısı karşısında pasif kalmayı yeğlemekteler. Bu sebeple, aynen din bahsinde olduğu gibi, kültür bahsinde de iş bu çilekeş milletin münevverlerine düşüyor.

Vurdumduymazlığı bırakıp biraz gayret göstermekte, tevarüs ettiğimiz muhteşem kültürün yansımalarını bugüne taşımak zor olmayacaktır. Bundan da hiç şüphesiz bütün insanlık kazançlı çıkacaktır.


TEAMÜL - TEMAYÜL

Teamül, "amel" kökünden türemiş bir kelime. Lügatte mânâsı: "öteden beri olagelen, alışılmış muamele". Muamele de aynı kökten geliyor, "davranış" demek. Kullanılışına misâl vermek gerekirse:

"Reis bey, teklif edilen usûl teamüle aykırıdır!"

Kökü "meyl" olan temayül kelimesinin mânâsı için "meyletme, bir yana veya bir kimseye fazla taraftarlık ve ilgi gösterme" denebilir. Bu fiili işleyen de "mütemayil" olur. Misâl:

"Söylediklerinden satın alma yerine kiralama temayülü olduğu anlaşılıyor."

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook