Ortadoğu'da Sıcak Yarınlar

0
Sayı: Kasım 2002

Ortadoğu savaş ortamına doğru hızla sürükleniyor. Ne Irak lideri Saddam Hüseyin’in savaşı bertaraf etmek için attığı adımlar, ne dünyanın dört bir tarafında yapılan savaş karşıtı gösteriler, ne bir kaç ülke dışında neredeyse tüm dünya yöneticilerinin bu savaşa karşı olduğunu açıklaması ne de Amerikalı Hollywood yıldızlarının Bush’u durdurabilmek için “Amerika’yı Iraklı çocukları, bizim çocuklarımızı ve kendi çocuklarınızı hatırlayın” ifadeleriyle dolu savaş karşıtı gazete ilanları bir şeyi değiştirmiyor. Bölgeye yerleşmeye kafasına koyan Bush yönetimi, hiç bir şekilde tatmin olmuyor, yeni bahanelerle savaşta kararlı olduğunu hem fiili hem de siyasi tavrıyla gösteriyor. Sözün özü Ortadoğu bir bilinmeyene doğru sürükleniyor. Bölgedeki gelişmelerden etkilenecek bütün ülkelerin kamuoyunda, “Ortadoğu nereye gidiyor? ABD-İngiltere’nin nihai hedefi ne”? sorularının cevabı bulunmaya çalışılıyor. 

Amerika’nın neyi hedeflediğine ilişkin yapılan yorum ve tahliller; Washington yönetiminin bölge haritasını değiştirmeye kadar varan emeller taşıdığını gösteriyor.

 Bu tespitlerden ön plana çıkan tez şu; 11 Eylül hadisesini bahana ederek Afganistan’a dolayısıyla Asya’nın göbeğine yerleşen ABD, bugün de Irak’ın nükleer silahlarını gerekçe göstererek bölgeye demir atmaya çalışıyor. Böylece son derece hassas iki enerji bölgesinde mutlak hakimiyet kurmuş olacak. Bu durum Amerika’ya hem Asya kıtasında hem de Ortadoğu’da siyasi ve ekonomik anlamdaki gelişmeleri yönlendirme imkanı sağlayacak.

ABD, bu hedef doğrultusunda harekete geçtiği zaman Körfez Savaşı’nda olduğu gibi “vur-çekil” stratejisi izlemeyecek. Operasyon Saddam’ın tüm kadrosu ve sistemi ile saf dışı edilinceye kadar devam edecek. İktidara getirilecek yeni yönetim ABD yörüngesinde, yani onun ekonomik (petrol) ve stratejik çıkarlarına ters düşmeyecek bir rejim olacak.

Peki ya Irak’ın bütünlüğü hususundaki beklentiler ne yönde? Açıkçası Irak lideri Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak haritasının ne şekilde şekilleneceğine ilişkin planlarda büyük belirsizlikler bulunuyor. Ancak Kuzey Irak’ta olup bitenler bölgede hızla bir Kürt devleti kurulması sürecinin devam ettiği izlenimini veriyor. Bush yönetimi sıklıkla bölgede bir Kürt devleti kurulmasına karşı olduğunu söylese de kimse ABD’nin bu tavrında samimi olduğuna inanmıyor. ABD’nin er-geç bölgede bir Kürt devleti kuracağı pek çok uzmanın ortak görüşü olarak karşımıza çıkıyor.

 Bush yönetiminin bu niyetlerini bugün gizlemeye çalışması, ABD’nin de Ankara ile Iraklı Kürtler’in talepleri arasında sıkışmasına bağlanıyor. Çünkü ABD, Irak harekatında hem Türkiye’ye, hem de Iraklı Kürtler’e ihtiyaç duyuyor. Yani ABD Saddam’ı devirme sürecinde, hem Türkiye’nin kaygılarını gidermek hem de Kürtlerin taleplerini gidermek gibi bir açmazla karşı karşıya bulunduğu için bir takım hedeflerini gizli tutuyor.

Evet kimilerine göre muhtemellikten çıkıp “kaçınılmaz” olarak görülen ve nerelere  kadar uzayacağı bilinmeyen savaş, Ortadoğu yönetimlerinin uykularını kaçırıyor. Hiç kuşkusuz Türkiye, Irak’ın komşusu ve bir bölge ülkesi olarak bölgedeki gelişmelerden en çok rahatsız olan ve tedirginlik yaşayan ülkelerin başında geliyor.

Siyasi çevrelerden askerlere ve dış politika yazarlarına varıncaya kadar hemen herkes muhtemel bir askeri operasyonun Türkiye’nin felaketi olacağını dile getiriyor. Eski Harp Akademileri Komutanı Emekli Orgeneral Necati Özgen, “Eğer ABD, Irak’ı parçalarsa, Türkiye de parçalanır.” “Kürt devleti bayrak sallaya sallaya geliyor” şeklindeki açıklamaları tedirginliğin boyutlarını ortaya koyuyor zaten. Özgen bölgede yapılmak istenilenlerin önüne geçmek için Türkiye’nin çok acil bir şekilde harekete geçmesi gerektiğini belirtmesine mukabil ABD’nin hesabının ne olduğunu tam olarak okuyamayan Türk Dişişleri ise açıkçası bölgeye yönelik nasıl bir politika izleyeceğini belirlemiş gözükmüyor. Genel kanaat savaşa engel olmak ya da en azından dışarıda kalmak üzerine ama Başbakan Yardımcısı Yılmaz gibi “Türkiye’nin Irak’a yapılacak bir saldırıda yerini alması gerektiğini” savunan çevreler de yok değil.

ABD’nin bölgeye ilişkin hesaplarının ne olduğu noktası da kafaları karıştıran bir başka soru. Saddam rejiminin devrilmesinden sonra Amerika’nın dünyaya nizam verme politikasının nerelere kadar uzayacağı? Bu hususta yapılan yorumlarda  Bush yönetiminin Ortadoğu’ya ilişkin planlarının Irak’ın ilerisine uzanacağını gösteriyor. Bugün Irak ile düşmanlığını büyüten ABD’nin Irak’ın ardından İran, Suriye gibi ülkelerle uğraşmayı planladığı öne sürülüyor. Sözün özü bölgeyi ve Türkiye’yi oldukça sıcak gelişmeler bekliyor.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook