“Yalancı Cennette” Madalyonun Diğer Yüzü

0
Sayı: Ağustos 2008

Son yıllarda artan petrol gelirleriyle ekonomik anlamda ihya olan Körfez ülkeleri uzunca bir zamandır dünya medyasının gündeminden düşmüyor. Gerek dudak uçuklatan mimari projeleriyle olsun, gerek turizm ve finans sektöründeki atılımlarıyla olsun hep gündemdeler.

Milyar dolarlık çılgın kent projeleri… 600 metreye varan dünyanın en yüksek gökdelenleri… 1 saat içinde kendi etrafında dönen ultra lüks binaları… Daire alanlara Jaguar marka arabaların, jetlerin bedava verildiği… Dünyanın sekizinci harikası olarak gösterilen palmiye adasından hangi dünya sosyetesinin villa satın aldığı haberleri… Denizin üzerine her biri bir şehri ya da ülkeyi temsil eden yapay adaların göz kamaştırıcı güzellikleri vs…

“Yalancı cennet” diye de anılmaya başlanan Dubai ve diğer Körfez ülkelerine ilişkin dünya medyasına yansıyan haber ve çılgın projeler listesi böyle uzayıp gidiyor.

Ancak Körfez’de madalyonun diğer yüzüne dair bir takım acı gerçekler her nedense gözlerden kaçırılıyor. Bir başka deyişle “yalancı cennet”te yaşanan bambaşka hayatlar tabir yerindeyse ıskalanıyor.

Mesela her alan ölüm riskiyle, 40-50 derece sıcaklıkta, günde 16 saat, ayda 200 dolara çalıştırılan inşaat işçilerinin yaşadıkları zorluklar Dubai’nin simgesi haline gelen Burj al Arab otelinin gölgesinde kaybolup gidiyor adeta… Ya da “örtülü kölelik” diye tanımlanan Körfez ülkelerine göçmen işçilerin getirilmesi ve bu ülkelerde çalıştırılmasının dayanağı kefillik sisteminin insanlık onurunu yerle bir eden gerçeği… Körfez ülkelerinde ailelerin yanında her gün aşağılanarak, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalarak çalıştırılan uzak doğulu kadın hizmetçilerin yaşadıkları, milyar dolarlık caf caflı projelerin haberleri arasında eriyip gidiyor…

Yemen’i saymazsak zenginliği tavan yapan altı Körfez ülkesinin (Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman) toplam nüfusu 37 milyon dolayındadır. Çoğu Asyalı olmak üzere Körfez bölgesine gelen göçmen işçilerin sayısı ise 'yaklaşık 17 milyonu buluyor. Yani toplam nüfusun yarısı kadar da göçmen işçi Körfez ülkelerinde çalışıyor. Dubai'de yabancıların toplam nüfusa oranının yüzde 95'e ulaşmış olabileceği bile söyleniyor. Gerçekten de müthiş bir tablo. Bu sayının önümüzdeki 10 yıl içinde yaklaşık 30 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Bahreyn Çalışma Bakanı Macid El Alavi, Körfez bölgesinde giderek artan iş gücü göçü gerçeği ve bunun bölge için muhtemel sosyo-ekonomik sonuçlarına dair ilginç bir benzetmede bulunuyor: “Nükleer bombadan daha tehlikeli, hatta bir İsrail saldırısından daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız”.

Göçmen işçiler, çoğunlukla bu ülkelerin yerli vatandaşlarının tercih etmediği ağır emek-yoğun ve tehlikeli işlerde, kimi zaman köleliği anımsatan ağır çalışma şartlarında çalışıyor ve oldukça zor şartlarda yaşıyorlar. Sağlık imkanlarından yararlanamama, olumsuz barınma şartları, yetersiz beslenme, iş güvencesizliği, fiziksel psikolojik şiddet, iz kazaları en belirgin sorunları arasında sıralanıyor

İki ayda bir yayınlanan “doğudan” dergisinin ‘Kapitalizm ve Emperyalizm’ sayısında Körfez ülkelerindeki göçmen işçilerin yaşadıkları drama dair ülkeler bazında oldukça kapsamlı bir araştırmaya yer verilmiş. Araştırma, kimileri için yalancı cennete dönüşen Körfez bölgesinin kimileri içinse hem de sayıları milyonlara varan kimileri için nasıl cehenneme dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Emperyalist-kapitalist sistemin Doğu coğrafyasını da nasıl dönüştürdüğünü, bu coğrafya içinde yaşattığı eşitsizlikleri ortaya çıkartıyor. İşte altı Körfez ülkesinden göçmen işçilerin yaşadıkları sıkıntılara dair bazı acı gerçekler:

- 2,5 milyon nüfusa sahip Kuveyt’te çalışan kesimin %82’sini oluşturan göçmen işçiler Kuveyt ekonomisinin can damarı niteliğinde. Ancak göçmen işçilerin emeğiyle var olan Kuveyt’in zenginliğinden göçmen işçiler çok az bir pay alabilmekte. Kuveyt’te vasıfsız temizlik işçisi ayda yaklaşık 100 dolar, yarı vasıflı bir işçi ise 310-660 dolar arası bir ücret alabilmekte. İşçiler sosyal güvenlik sisteminin dışında tutulmakta. Kuveyt’teki bir temizlik şirketinde çalışan Hintli işçiler, 10-12 metrekarelik odalardan oluşan kamplarda yaşamakta. Arab Times gazetesinin haberine göre sabah saat: 05’te işe gidebilmek için saat 02:30’da tuvalet kuyruğuna girmek zorunda.

- Kayıtlı 2.7 milyon göçmen işçinin çalıştığı Birleşik Arap Emirlikleri ise Katar ile birlikte en ucuz işçi çalıştıran ülkeden biri. Dünyanın en lüks otelleri, gökdelenlerini, alış veriş merkezlerini inşa eden göçmen işçiler ayda yalnızca 200 dolar kazanabilmekte ki bu ülkede aylık ortalama gelir 2 bin 106 dolar. İnsan Hakları İzleme Örgütü yalnızca 2005 yılında inşaat sektöründe 971 işçinin öldüğünü tespit etmiş.

-Bahreyn’de durum pek farklı değil. Çalışan kesimin % 62’sini göçmen işçiler oluşturuyor. Göçmen İşçileri Koruma Topluluğu’nun raporuna göre göçmen işçiler Bahreyn’e adım attıkları anda kefilleri tarafından suiistimale ve sömürüye maruz kalıyor. En kötü şartlarda çalışmaya mecbur bırakılan işçilerin çok ciddi bunalım yaşadıkları ifade ediliyor. Bahreyn Hintliler Derneği’nin raporlarına göre yalnızca 2007 yılının ilk beş ayında yaşanan 96 göçmen işçi ölümünün yaklaşık yüzde 20’si intihar.

- Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte çalışabilir en yüksek göçmen işçi oranına (%90) sahip ülke olan Katar ekonomisinin işlemesini sağlayan göçmen işçiler günde 12 ila 14 saat arasında çalışıyorlar ve ayda ancak 120 dolar kazanabiliyorlar. Dayanışma Merkezi (Solidarity Center) Katar’daki göçmen işçilerin çalışma şartlarını ve konumlarını tümüyle kefilin takdirine bırakılmış “fiili kölelik” olarak tanımlıyor.

- Körfez ülkeleri arasında en çok nüfusa sahip olan Suudi Arabistan’da çalışabilir nüfusun yüzde 50’sini göçmen işçiler oluşturmakta. Göçmen işçilerin en yaygın yaşadıkları sorunlardan biri hem yasalarda hem de uygulamada görülen ayrımcılık. Ayrımcılık çalışma hayatının dışındaki alanlarda da görülüyor. İnsan Hakları Örgütü (HRW)’ne göre S. Arabistan’da her yıl idam edilenlerin %40’ını göçmen işçiler oluşturmakta.

- Umman Altı Körfez ülkesi içinde en düşük kişi başı gelire ve çalışabilir nüfus içinde yüzde 78’lik göçmen işçi oranına sahip olan Umman’da da göçmen işçiler, ucuz ve korumasız işgücü kaynağını oluşturmakta. İnşaatlarda 40/50 derece sıcağın altında çalışan Hintli işçiler ayda ortalama 170 dolar alabilmekte.(1)

Kefillik Sistemi ya da diğer adıyla ‘Örtülü Kölelik’

İnsan hakları örgütlerinin, Körfez ülkelerinde göçmen işçi haklarına ilişkin en çok eleştirdikleri husus Kefillik sistemi. “Örtülü Kölelik” olarak tanımlanan sisteme göre, altı Körfez ülkesinden birinde çalışacak olan göçmen işçinin, vize ve oturma izni alabilmesi ancak bu ülke vatandaşları ya da kurumlarından biri tarafından istihdam edilmesi ile mümkün. Göçmen işçinin ülkede kalabilmesi, hatta ülke içinde bir şehirden diğerine gidebilmesi kefilinin iznine bağlı. Kefiller işçilerin ilk iki aylık maaşlarına “bu gelenektir” diyerek el koyabilmekteler.

Bahreyn Göçmen İşçileri Koruma Topluluğu sorumlusu kefillik sistemini şu ifadelerle özetliyor: “Bu adam (kefil) sana, senin bedenine ve ruhuna sahip oluyor. Kefillik sistemi gerçek bir lanettir”

Brezilya’da Yükselen Değer; İslam

“Futbol denilince aklınıza gelen ilk ülke hangisidir?” sorusuna büyük bir çoğunluğun Brezilya diyeceğinden kuşku yoktur herhalde. Hakikaten Brezilyalı futbolcuların bu spor dalındaki kabiliyetleri gerçekten büyüleyici niteliktedir. Brezilyalı futbolcuları diğerlerinden farklı kılan bir diğer özellikleri ise dindar oldukları gerçeğidir. Gerek Avrupa gerekse ülkemizde oynayan pek çok Brezilyalı futbolcunun bu özelliklerini açığa çıkarmaktan çekinmediklerine sıklıkla şahit oluyoruz.

Pek çoğu haç çıkarmadan yeşil sahaya çıkmıyorlar mesela. İtalya’da oynayan Brezilyalı yıldız futbolcu Ricardo Santos Leite (bilinen adıyla Kaka)’nın "Her gece İncil'den bir şey okumadan yatmam." diyecek kadar dinine bağlı bir insan olduğu biliniyor.

Hatta bizim futbolcularımızın inançlarını hissettirecek en ufak açıklamalarına inanılmaz tepkiler veren medyamıza mukabil ünlü Time dergisi yakın zaman önce Hz İsa'ya sevgisini her yerde açıklamaktan çekinmeyen yıldız futbolcu Kaka'yı dünyayı etkileyen 100 isim listesine almıştı. "Kahramanlar ve Öncüler" kategorisinde Kaka'yı da gösteren Time dergisi, ünlü futbolcuyu, "inancını korkmadan açıklayan yıldız" sözleri ile okurlarına lanse etmişti. Dini ve insani çalışmalarından dolayı Milanlı futbolcuya övgüler yağdırmıştı.

Oyunculuğu kadarı dindarlığıyla da ön plana çıkan ünlü futbolcu Kaka, Brezilya genelinde gibi aslında bir istisna değil. Nitekim yakın zaman önce Almanya’da yapılan bir araştırma din olgusunun Brezilya gençleri için oldukça önemli bir hale geldiğini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre Allah’a ve ölümden sonraki hayata inandığını söyleyen Brezilyalı gençlerin oranı Türkiye ve Nijerya ile aynı çıkmış. Yani %90.

180 milyon nüfuslu ve inançlı bir toplum olan olarak öne çıkan Brezilya’da artık net bir şekilde fark edilmeye başlanan bir başka gerçek ise; İslamiyetin Brezilya’daki hızlı yükselişi. El-Cezire televizyonunda yer alan mülakatında Brezilyalı araştırmacı Faris Faris “Brezilya’da yaşayan Müslümanların sayısı her ay % 3 oranında artıyor” sözleriyle dile getiriyor bu sevindirici gerçeği. İslami cemiyetlere göre isi sadece Sao Paolo’da her gün ortalama üç Brezilyalı Müslüman oluyor.

Brezilya’da yaşayan Müslümanların sayısının ne kadar olduğunu ortaya koyan kesin istatistikler yok. Ancak İslami Cemiyetler Arap ve İslam ülkelerinden gelenler ve Müslüman olan Brezilyalılarla birlikte bu sayının üç milyon civarında olduğunu tahmin ediyor.

Sao Paolo’da bir camide imamlık yapan Hüsam el-Büstani ise müslüman olan Brezilyalıların daha çok gençlerden ve kadınlardan oluştuğunu ifade ediyor. Bunun da Brezilya’da İslam’ın geleceği açısından oldukça önemli olduğunun altını çiziyor.

Brezilyalı gazeteci Ritha de Siba ise daha çok kadınların ve gençlerin İslamiyeti seçmesini sebep olarak, Brezilya toplumunda gittikçe daha büyük bir sorun haline gelen aile içi istikrarsızlıktan en çok kadın ve gençlerin etkilenmesini gösteriyor ve ekliyor: “Kadınlar ve gençler yitirdikleri değerleri İslam’da buluyorlar.” Rita’ya göre Brezilyalı erkeklerin eşlerine karşı maddi ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmemeleri de Brezilyalı kadınların müslüman olmalarının diğer bir nedeni.

Brezilya’da Portekizce yazılmış islami kitap ve kaynakların yetersizliği ülkede İslam’ın yayılması önündeki en büyük engellerden biri olarak gösteriliyor. Brezilyalıların ibadete yatkın yapıları ve sürekli araştırmayı seven bir halk olması göz önüne alındığında bu eksikliğin İslamiyetin Brezilya’da yayılması önünde önemli bir handikap olduğu daha iyi anlaşılır.

Brezilya’da, İslam’a davet edenlere göre İslam ülkeleri dini kitapların Portekizce’ye çevrilmesi ve Brezilyalılara kendi dillerinde İslamı anlatacak heyetlerin gönderilmesi konusunda ihmalkar davranıyor. Bu sorunlar giderildiği takdirde Brezilyalıların müslüman olması önünde engellerin kalkacağı ve bir çok Brezilyalının islamı seçeceği dile getiriliyor.

(1) doğudan dergisi Mayıs-Haziran sayısı “Çölün Ortasında Vaha mı, Cennet Görünümlü Cehennem mi?” Onur Bakır-Koray Büyüktuncer.
Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook