Mihmândâr-ı Nebî: Ebû Eyyûb El Ensârî (r.a)

0
Mihmândâr-ı Nebî: Ebû Eyyûb El Ensârî (r.a) - M.Nihat Malkoç
Sayı : 363 - Mayıs 2016 - Sayfa : 17

Nebî’nin mihmandârı, gönüllerin sultanı
Derdini gül eyledi, yoktu çilesiz an’ı
Menzile varmak için nefsini kul eyledi
Sünnet-i seniyyeyi kendine yol eyledi
Hicretten evvel giydi hakikat libasını
Yüzüne bakan gördü, müminlerin hasını
Peygamberin devesi, kutlu hanede çöktü
Dağıldı karanlıklar, ruhunda şafak söktü
Maneviyat sultanı, Mihmandâr-ı Nebî’ydi
Küfrün kör kuyusunda hakikatin ipiydi
Hazret-i Nebî ona yedi ay konuk oldu
Resul ayrıldığında, hüzün çöktü, göz doldu
Resul’e mihmandarlık, gönlünü hoş eyledi
Kıymet vermedi mala, dünyayı boş eyledi
Bedir, Uhud, Hendek’te gazvelere katıldı
İnce hesap yapmadı, hep en öne atıldı
Kılıç kına girmedi, cihat aşkıyla yandı
Resulullah âşığı, hak rengine boyandı
Resul’ü bırakmadı, izini iz eyledi
Sözünü hakka temel, gizini giz eyledi
Fetih düşüyle düştü İstanbul yollarına
O güzel sevgilinin atıldı kollarına
Cihadın yaşı olmaz, ‘ihtiyarım’ demedi
Gün geldi susuz kaldı, zaman geldi yemedi
Surlara yakın yerde kurdu ak otağını
Yaşatmayı düşledi, şehre altın çağını
Tükendi sermayesi, ecel kapıyı çaldı
İstanbul’un bir semti adını ondan aldı
İslâm’ın aynasıydı; özüyle ve sözüyle…
Akşemseddin, kabrini gördü gönül gözüyle
Surların eteğinde sonsuzluğa ulaştı
Beka yurduna göçtü, ten kafesini aştı

 

Yorum Yazın

Facebook