Muammer Tan Hoca ile… • 1 Hafızlık Yapma Sözüm Vardı Yetmişbeş Yaşında Nasip Oldu

0
Sayı: Ocak 2020
Muammer Tan Hoca ile… • 1  Hafızlık Yapma Sözüm Vardı Yetmişbeş Yaşında Nasip Oldu

* Bu mülâkat, muhterem pederim Muammer Tan ile. Kendimi bildim bileli onda gördüğüm en öncelikli husus, takva üzere bir hayat yaşayabilme titizliği olmuştu. Bu konudaki tavizsizliği ve gayreti onu azimet ile amel eder hale getirmişti.
Adanmışlığı kuvvetli, ısrarlı bir davetçiydi. Bütün hayatını manevi yola vakfetmekle geçirmiş teslimiyet ehli bir dervişti. Yaşadığı imtihanlar onun teslimiyetini hiç sarsmadı. Zorluklar onu yıldırmadı, hatta hep üzerine giderek çözdü.
Kur’an’a ömrü boyunca ihlasla hizmet etti. Şu anda dini hizmetlerde olan birçok insanın üzerinde emeği oldu.
İctimâî yönü kuvvetliydi ve devamlı etrafına yardımcı olmaya odaklanmıştı.
Paraya da, mevkiye de hiç ehemmiyet vermemiş, elinin tersiyle itmişti.
Bana örnek olduğu en önemli husus ise hangi şartta olursa olsun “doğruluk”tan ayrılmaması olmuştur. Bazen bu kadar doğruluğu kendisinin aleyhine neticelenmiş, ama o hiçbir zaman yine doğruluktan vazgeçmemiştir.
Bizler onun nasıl bir hayat yaşadığının şahitleriyiz. İmanı kuvvetli, hayatı salih ameller ile bezeli kavî bir mümindir. Evladı olmakla iftihar ettiğim muhterem babama hayırlı hizmet ömürleri temenni ediyorum.

• 
Efendim doğumunuzdan itibaren hayatınızı dinleyerek başlayalım mı?
Muammer TAN: Eûzübillahimineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn, vessalâtü vesselâmü alâ rasûlinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim.
Rabbim rızasına uygun şeyler söylemeyi lutfetsin inşallah.
1937 yılında Konya’nın Seydişehir kazasının Ortakaraviran Köyü’nde doğmuşum. İlkokulu köyümüzde okudum. 4 ve 5. sınıfta öğretmenim daha sonra uzun dönem Adalet Partisi milletvekilliği yapmış olan Necati Kalaycıoğlu idi. Bizim de akrabamızdı.
İlkokulda mahalle camii imamımızdan Kur’an-ı Kerim’i öğrendim. İlmihal bilgilerimizi öğretirdi. Gayretli bir insandı ama tecvidi, hurûfâtı yoktu. Tabi ben bu durumu bilmiyordum.
• 
O dönemlerde Kur’an-ı kerim öğrenmenizle ilgili bir engelle karşılaştınız mı?
M. TAN: İlkokul 2. sınıftayken bir öğlen tatilinde okuldan çıkıp koşarak bu hocaefendiye Kur’an-ı Kerim okumaya gitmiştim. Başöğretmenimiz beni takip etmiş. Ben caminin içindeki bir Kur’an-ı alıp cami odasında hocaefendinin önüne oturduğum sırada başöğretmen içeri girdi ve hocama hışımla “Hoca, hoca bu çocuğu bir daha okutursan senin kafandaki sarığı alır boğazına dolar Seydişehir’e götürürüm” dedi. Hocam da korktuğu için bir daha beni ancak akşam veya yatsı namazında okuturdu. Kendisi Türkçe ezanı okumak istemediği için gündüzleri ezanı bana okuturdu. Allahuekber yerine Tanrı uludur diye ezana başlardık. Tangur, tungur diyerek çok ezan okumuşumdur. Yatsı ve sabah ezanını ise Arapça olarak kendisi okurdu.
İlkokul dörtten beşe geçtiğim sene köyün aşağısındaki Köyiçi Camii’nden yanık bir ezan sesi, bir edâ geliyor ki ben ona meftun oldum. Anama o yaz tatili aşağıdaki camiye gideceğimi söyledim.
Ertesi sabah camiye vardığımda camide kimseyi  göremedim. Sonra hocaefendinin caminin arkasındaki mezarlığın içinde ağaçların gölgesinde 9- 10 talebeyle meşgul olduğunu gördüm. “Hocam müsaadeniz olursa sizde okumaya geldim” dedim. Bana “Otur bakalım imanı kandilli” dedi. ‘Allah Allah bu ne demek acaba?’ dediğimi hatırlıyorum. Meğer yukarı mahalleden gelip kendi isteğimle onda okuma gayretimi gördüğü için hoca iltifat ediyormuş. Hocam İstanbul’daki makam piri Hasan Akkuş’un icazetli talebelerindenmiş. Hasan Akkuş’un talebelerinin parmakla gösterildiğini ise ben İmam Hatip’te öğrendim.

..............

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook