Salih ve Efendi Genç Modeli

0
Sayı: Mayıs 2019
Salih ve Efendi Genç Modeli

Hz. Yahya'nın Gençlere Model Olan Güzel Vasıfları • 3

Salih ve Efendi Genç Modeli

Yahya (a.s) kısa ama örnek davranışlarla dolu güzel bir hayat yaşamıştır. Geçen yazımızda onun gençler tarafından îmânda, ilimde, ibadette ve ahlâkta örnek alınacak güzel sıfatlarından bahsetmiştik. Bu yazımızda ise diğer önemli vasıflarını zikretmeye gayret edeceğiz.
TAKVÂDA MODEL OLMASI
- Yahya (a.s) Allah’tan korkar, O’nun tâatine koşar, emirleri yerine getirir, haramlardan kaçınırdı. Gayet temizdi, hiç günah işlemezdi. Takvayı şiar edinmişti. (Taberî, 1420: 18/159) Haşyetullah sebebiyle çok ağlardı.1 Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Âdemoğullarından herkes mutlaka bir hata (günah) işlemiş veya buna istek duymuştur, ancak Yahya b. Zekeriyyâ bunun hâricindedir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1: 292, 295, 301)
Peygamberler Allah tarafından günahlardan korunmuş masum insanlardır. Onların dışındaki insanlar ise böyle değildir. Ancak onlara düşen de her şeyden evvel günahlardan sakınmaya gayret etmektir. Yasaklardan uzak durmak, emirleri yapmaktan önce gelir. Gençlere de her şeyden önce bu hassasiyeti kazandırmak lâzımdır. Buna rağmen içine düşülen hatalar için de hemen tevbe ve istiğfara sarılmanın lüzumu anlatılmalıdır. Nitekim Yahya (a.s) bu hususta da gençlere örnek olmuştur. Hasan Basrî’nin rivayetine göre bir gün Hz. İsa ile Hz. Yahya karşılaşmışlardı. İsa (a.s): “Benim için istiğfar ediver, sen benden daha hayırlısın!” dedi. Yahya (a.s) da ona: “Asıl sen benim için istiğfar ediver, sen benden daha hayırlısın!” dedi. İsa (a.s): “Sen benden daha hayırlısın, çünkü ben kendi üzerime selâm ettim sana ise Allah selâm etti” dedi.2 Bu rivayette iki peygamber, bir taraftan istiğfarın ehemmiyet ve lüzumunu anlatırken bir taraftan da tevazu ve karşıdakine hürmetin en güzel örneğini sergilemişlerdir.
- Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Yahya’nın iffetli ve nefsine hâkim bir genç olduğu bildirilirken “hasûr” kelimesi kullanılır. (Âl-i İmrân 3/39) Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (ö. 1942) bu kelimeyi: “Kudreti var iken, gerek kadın ve gerek sâir şehevât-ı dünyâdan nefsini son derece hasr ü zapteden mücerred (bekâr), afîf, zâhid, târik-i dünya” diye tefsir eder. (Hak Dîni, 2: 1096) Burada mübalağa sîgasının kullanılması, Hz. Yahya’nın iffetini koruma, şehvetine hâkim olma ve haramlardan uzak durma hususundaki itina ve dikkatini ve bu vasfın Allah katındaki değerini göstermektedir.
Bir gencin nefsine ve şehvetine hâkim olması, aşırı dünyevî arzularını kontrolü altında tutması, günahlardan korunmasının en büyük adımıdır. Şehvetin en kuvvetli olduğu gençlik devrinde, birçok günahlar bu duygu sebebiyle işlenir ve insan pek çok zarara bu vesileyle uğrar. Dolayısıyla çocuklara ve gençlere iffetin önemi iyice anlatılmalı ve bunun eğitimi verilmelidir. Bunun yanında büyüklere düşen vazife de gençlerin bulunduğu ortamları onların iffetlerini kolayca koruyabilecekleri bir şekilde tanzim etmektir.
Allah Teâlâ doğduğu gün Hz. Yahya’ya selâm etti. Aynı şekilde öleceği gün ve dirileceği gün de selâm edeceğini bildirdi. (Meryem 19/15) Bu selâm şöyle anlaşılmıştır: Allah Teâlâ, Hz. Yahya’nın doğduğu gün Şeytan’ın ona bir kötülük yapmasına müsaade etmemiş, ona eman vermiştir. Bu sebeple kıyamet günü herkes mutlaka bir günah işlemiş olarak gelirken Hz. Yahya’nın hiç günahı olmadığı hâlde geleceği rivayet edilir. Öldüğü gün de kabir fitnesinden emin olmuştur. Yeniden diriltileceği gün ise kıyamet gününün azabından, o dehşetli günün korkularından emin olacaktır. (Taberî, 18: 160)
AİLEDE MODEL OLMASI
- Yahya (a.s) anne babasını çok sever, emirlerine itaat eder, isteklerini yerine getirmek için koşar, onlara asla karşı gelmez ve isyan etmezdi. (Meryem 19/14; Taberî, 18: 160) İslâm’da Allah’a ibadetten hemen sonra ana-babaya iyilik ve itaat etmek gelir. Allah Teâlâ, “Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını vasiyet ettik! Çünkü anası, onu nice sıkıntılara katlanarak (karnında) taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için:) «Önce bana, sonra da ana-babana şükret!» diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır” buyurur. (Lokmân 31/14. Bkz. en-Nisâ 4/36)
- Allah Teâlâ, Hz. Yahya’nın cebbâr ve isyankâr olmadığını bildirir. (Meryem 19/14) O, insanları Allah’a isyana zorlamaz, öfkelenip kimseye vurmaz, kimseyi öfkeyle öldürmezdi. (Mâtürîdî, 7: 225) Zira nefsinin öfkesine kapılarak haksız yere cezalandıran herkes cebbârdır. (Râzî, 21: 518) Yahya (a.s) ise tüm bunların aksine Rabbine ve anne babasına büyüklenmez, bilakis onlara karşı son derece mütevazı ve alçak gönüllü davranır, emrettikleri şeyleri yapar, nehyettikleri şeylerden uzaklaşırdı. (Taberî, 18: 160)
Gençlere öfke kontrolünü öğretmek gerekir. Bunu başarabilen bir genç gerek anne babasına gerekse diğer insanlara karşı zorba ve isyankâr olmaktan daha kolay kurtulabilir. Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre, bir adam Nebî (s.a.v)’e, “Bana öğüt ver” dedi. Rasûlullah (s.a.v), “Kızma!” buyurdu. Adam dileğini bir kaç kez tekrar etti. Peygamber Efendimiz her defasında ısrarla “Kızma!” buyurdu. (Buhârî, “Edeb”, 76)
- Taberî “Bana katından bir velî lütfeyle” (Meryem 19/5) âyetini, “beni katından bana vâris ve yardımcı olacak bir çocukla rızıklandır” diye tefsir etmiştir. (Taberî, 18: 145) Hz. Zekeriyyâ’nın bu ifadesinden şöyle bir ders çıkarabiliriz: Müslüman bir genç babasının ve soyunun maddî ve mânevî varlığına sahip çıkmalı, âilesine güzel işlerinde yardımcı olmalıdır. Bilhassa da onların dinî hayatına sahip çıkarak sahih din anlayışını gelecek nesillere aktarmaya çalışmalıdır.
TOPLUMDA MODEL OLMASI
İki âyette Hz. Yahya’nın sâlihlerden olduğu bildirilir.3 “Sâlih” kelimesi lügatte “faydalı, iyi, doğru ve güzel olan, işe yarar, her türlü bozukluk ve yanlışlıktan arınmış; barışçı, uyumlu” gibi mânalara gelmekte olup fâsid (bozuk, düzensiz) ve sû’ (kötü, çirkin) kelimelerinin zıddıdır.4 Istılahta, dinî ve ahlâkî bakımdan iyi davranışlara sahip,5 Allah’a ve âhiret gününe iman eden, iyiliği emredip kötülükten nehyeden ve hayırlarda yarışan kişiye “sâlih” denir. (Âl-i İmrân 3/114) Yahya (a.s) bizim için “sâlih bir genç modeli”dir. Aslında genç, orta yaş, yaşlı bütün insanlar sâlih olmaya teşvik edilmelidir. Ancak bir gencin sâlih olması daha farklı bir anlam ifade eder. Allah Teâlâ sâlihlerin dostu ve gözeticisi olduğunu, yeryüzüne Allah’ın sâlih kullarının hâkim olacağını, erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak sâlih işler yapanlara Allah’ın güzel ve hoş bir hayat yaşatacağını ve onlara âhirette çok değerli mükâfatlar vereceğini haber vermektedir.6 Bu sebeple peygamberler her vesileyle, “Beni sâlihlerden eyle” diye Allah’a dua etmişlerdir.7
- Hz. Yahya’nın bir diğer sıfatı olarak zikredilen “Seyyid” kelimesi efendi, yüksek seciyeli; ilimde, fıkıhta, anlayışta, ibadette, hilimde, vera‘da üstün; şerefli, akıllı, takvâ sahibi, kerîm, güzel ahlâklı, Allah katında değerli olan ve öfkesine mağlup olmayan diye tefsir edilmiştir.8 Bunun yanında kerîm, halîm, bâtıla tenezzül etmeden güzel bir şekilde insanların rızasını alan, yaşıtlarına üstün, idareciliğe lâyık diye de anlaşılmıştır.9 Bunların hepsi de gençlerin önüne ideal olarak konulacak çok güzel vasıflardır. Bu sebeple büyükler devamlı gençleri efendi olmaya teşvik ederler.
HER YÖNÜYLE BENZERSİZ BİR GENÇ OLMASI
Meryem Sûresi'nin 7. âyetinde geçen “semiyy” kelimesi farklı şekillerde anlaşılmıştır. Müfessirlerin çoğu, “adaş” manasını kuvvetli bulmuşlardır. Bu durumda “Yahya” isminin daha önce kimseye verilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim araştırmalar bu ismin daha evvel hiç kullanılmadığını, Hz. Yahya’dan sonra yaygınlaştığını ortaya koymuştur. Yahudiler çocuklarına atalarının ismini vermeye çok önem verirlerdi. Hz. Yahya’ya atalarından birinin değil de daha önce hiç kullanılmayan bir ismin verilmesi, onları çok şaşırtmış, bu uygulama yahudilerdeki “soyun üstünlüğü” ve “aile geleneğine dayalı kurumsal din anlayışı”nın yıkılışını başlatmış ve zamanla din adamları sınıfı ile Yahudi “kohen” geleneğinin lağvedilmesine yol açmıştır.10
Mücâhid, Said b. Cübeyr (ö. 94/713 [?]) gibi bazı âlimler ise “semiyy” kelimesinin “eşi ve benzeri olmayan” manasını tercih etmişlerdir.11 Mâtürîdî, daha önce fazilet ve makam itibariyle onun bir benzerinin gelmediğini söylemiş ve onun hiç günah işlemediği, buna istek bile duymadığı rivayetine yer vermiştir.12 İkinci manayı esas aldığımızda Hz. Yahya’nın bu vasfı da gençlere örnek gösterilebilir. Büyükler ve eğitimciler, gençleri imanda, ilimde, amelde, edepte, ahlâkta benzersiz bir genç olma hedefine yönlendirebilirler.
Sonuç olarak Yahya (a.s) Kur’ân’da güzel vasıfları zikredilerek methedilen örnek bir gençtir. Dolayısıyla her asırdaki gençlere model bir şahsiyet olarak takdim edilebilir. Âyetlerde zikredilen güzel ahlâkı geniş bir şekilde işlenerek gençlerin bu özellikleri kazanmaları sağlanabilir. Kur’ân’daki bütün peygamberlerin insanlara örnek gösterildiği, peygamberlerin ortak vasıflarının gençlere anlatılabileceği düşünülebilir. Ancak hususî olarak muayyen bir şahsın model olarak gösterilmesi insan üzerinde daha kuvvetli bir tesir icra eder. İnsanların onunla aynîleşmesini kolaylaştırır. Hz. Yahya gibi genç yaşta şehit edilen ve hayatın sadece çocukluk ve gençlik devrelerini yaşayan bir peygamber gençler için daha farklı bir anlam ifade edebilir. Gençler, daha fazla dikkatlerini çeken bu modelde kendi yaşlarına ait problemlerin çözümünü daha rahat bulabilirler. Bu sebeple gençlerin dikkati özellikle Hz. Yahya’nın iffetli hayatına çekilmelidir.
Hz. Yahya’ya ve bütün peygamberlere selâm olsun!
Dipnotlar: 1) Ahmed b. Hanbel, ez-Zühd, 76. 2) Meryem 19/15, 33; Yahyâ b. Sellâm, Tefsîr, thk. Dr. Hind Şelebî (Beyrut, 1425/2004), 1: 218. 3) el-En‘âm 6/85; Âl-i İmrân 3/39. 4) Râgıb el-İsfahânî, Müfredât, “slh” md., 489-490; Seyyid Şerîf Cürcânî, et-Taʻrîfât, “sâlih” md., 131. 5) Hûd 11/46; el-Ankebût 29/9. 6) el-A’râf 7/196; el-Enbiyâ 21/105; en-Nahl 16/97. 7) Bkz. Yûnus 12/101; eş-Şuarâ 26/83; en-Neml 27/19. 8) Âl-i İmrân 3/39; Taberî, 6: 374-376. 9) Elmalılı, Hak Dîni, 2: 1096. 10) Yasin Meral, “Biz Yahya ismini daha önce kimseye vermedik!”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 58:1 (2017): 213-223; Tolga Savaş Altınel, “Soyun Önemi Bağlamında Yahudi-Haşmoni Krallığı ve Vaftizci Yahya”, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi 52 (Haziran 2017): 134. 11) Tefsîru Mücâhid, thk. Dr. Muhammed Abdüsselâm Ebu’n-Nîl (Mısır: Dâru’l-Fikri’l-İslâmi’l-Hadîs, 1410/1989), 454; Taberî, 18: 148; İbn Ebî Hâtim, 7: 2399; Semerkandî, Bahru’l-ulûm, 2: 369; Zemahşerî, 3: 5. 12) Mâtürîdî, Te’vîlâtü Ehli’s-Sünne, 7: 221.

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook