Tenefüs

0
Tenefüs - Altınoluk
Sayı : 398 - Nisan 2019 - Sayfa : 62

Sekinet ve Rahmet İçin
Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Cami, mescid, tekke, medrese ve evlerde bir araya gelerek Kur’ân okumak ve müzakere etmek en büyük faziletlerdendir.
2. Kur’ân’ın ilmine, akâidine, fıkhı ahkâmına, âdâb ve ahlâkına dair bilgiler edinmek, hangi alanda yetişirse yetişsin bir müslümanın ilminin temeli olmalıdır.
3. Kur’ân’ın okunduğu ve ilminin öğrenildiği yerlere sekînet iner, orayı rahmet kaplar ve melekler kuşatır.
4. Allah Teâlâ, kitabını okuyup ona değer veren ve müzakere eden kullarını semada melekler arasında anar ve mertebelerini yüceltir.
Riyâzü’s-Sâlihîn 5. Cilt, S:154

Ümmeti Ayakta Tutan Nedir?
Hz. Ömer bir gün Muaz b. Cebel’in yanından geçti ve ona “Ey Muaz! Bu ümmeti ayakta tutan şey nedir?” diye sordu. Muaz (r.a.) buna şöyle cevap verdi: “Bu ümmeti üç şey ayakta tutmaktadır ki bunlar kurtarıcıdırlar. Birincisi ihlâstır ki bu insanın yapısına ilişkindir. İkincisi namazdır; namaz dinin direğidir. Üçüncüsü ise emirlere uymaktır ki düzen bununla korunur.” (Kenz, VIII/226)

O Kadar Kandım ki...
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) bir gün şöyle buyurdular: «Uykuda iken bana bir kadeh süt getirdiler. Kana kana içtim. O kadar çok içtim ki kanma hissinin tâ tırnaklarımın ucundan dışarı çıkar gibi olduğunu hâlâ hissediyorum. Artanını Ömer ibnü’l-Hattâb’a verdim.» Ashâb-ı kirâm: «-Yâ Rasûlullah! Bunu ne ile te’vîl ettiniz?» diye sordular. Efendimiz (s.a.v): «-İlim ile!» cevâbını verdiler.” (Buhârî, İlim, 22)

Ben İnanırım, Ebubekir ve Ömer de İnanır
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) bir gün şöyle buyurdular: “Bir adam bir ineği götürürken üzerine bindi. İnek adama bakıp dile geldi ve: «-Ben bunun için yaratılmadım, ben ziraat için yaratıldım» dedi.” İnsanlar hayret ve korku ile: “-Sübhânallah, konuşan bir inek hâ!” dediler. Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v): “-Buna ben inanırım, Ebû Bekir ve Ömer de inanırlar” buyurdular. (Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 13) Benzer bir hâdisede Allah Rasûlü (s.a.v) yine aynı ifâdeleri kullanmış ve o esnâda Ebû Bekir (r.a) ile Hz. Ömer’in orada bulunmadığı kaydedilmiştir. (Buhârî, Ashâbu’n-Nebî, 8)

Kimin Duası Kabul Oldu?
Abdullah b. Cahş, Uhud günü Sa’d’a, “Gel, Allah’a duâ edelim” dedi. Önce Sa’d duâ etti: “Yâ Rabbi! Düşmanla karşılaştığımızda bana çok kuvvetli, zulmü şiddetli olan bir kişiyi rastlat ki, ben onunla, o da benimle savaşsın. Sonra onu mağlup etmeyi bana nasip et. Ben onu öldüreyim, onun üzerindeki silahlarını, ağırlıklarını alayım!” Abdullah b. Cahş, Sa’d’ın bu duâsına, “Âmin!” dedi. Sonra kendisi şöyle duâ etti: “Ey Allah’ım! Bana şiddetli bir kişiyi rastlat ki, hücumları şiddetli olsun. Ben senin yolunda onunla savaşayım, o da benimle. Sonra beni mağlup etsin, burnumu, kulaklarımı kessin. Ben seninle mahşer gününde mülâkî olduğumda, kulağımın ve burnumun niçin kesildiğini sorasın. Ben de, “Senin uğrunda ve senin Rasûlünün uğrunda oldu” diyeyim. Sen de, “Doğru söyledin” diyesin” dedi. Sa’d sonradan dedi ki: “Abdullah b. Cahş’ın duâsı benim duâmdan daha hayırlıydı. Onu aynı günün son saatlerinde gördüm. Burnu kesilmiş, kulakları kesilmiş, bir ipe dizilmişti.”
(Hâkim,el-Müstedrek, III,220)


Her Şeyi Anlatmak İstemiyorum
Ebû Mûsa el-Eş’arî şöyle anlatıyor: “Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem’le beraber savaşa çıktık. Altı kişiydik. Bizim bir devemiz vardı. Ona sıra ile biniyorduk. Ayaklarımız delindi. Her iki ayağım hem şişti, hem de tırnaklarım düştü. Bu yüzden ayaklarımıza çaputlar bağlıyorduk. İşte o gazveye bundan dolayı ‘Zatu’r-Rika’ denilmiştir. Her şeyi anlatmak istemiyorum.
Allah emeğimizi boşa çıkarmasın.”

 

Yorum Yazın

Facebook