TEVHİD-İ İLAHİ İÇİN…

0

Allahu Teâlâ buyuruyor:

“Romalılar arzın yakın bir yerinde mağlup oldular. Fakat onlar bu mağlubiyetten sonra bir kaç sene zarfında gâlip geleceklerdir. Ve irade evvel-âhir Allah’ındır. O gün müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir.” (Rum Sûresi, 1-4)

Hirakl, Husrev’i mağlûp edince İran inhilâl etmişti. Hirakl Suriye’de bulunduğu sırada İslâmi­yetin zuhû­run­dan haberdar olmuş, Hıra­kl’in orduları kat’i zaferi ihraz ederken müslümanlar da Bedir harbini kazanarak müşriklerin başına müthiş ve kâhir bir darbeyi indirmişlerdir.

Hirakl, Suriye’ye geldiği zaman Hudeybiye müsâlahası akdolunmuş ve Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- dünya hükümdarlarına mektuplar göndermişti.

Hicretin sekizinci senesinde müslümanlar Suriye’yinin bir kasabası olan Mute’de hıristiyan araplarla harp etmişlerdi.

Hicretin onuncu senesinde Tebûk seferi vukubulmuştu. Nihayet Hz. Ebû Bekir’in devrinde hem İran’a, hem Bizans’a karşı ordular techiz ediliyor ve müthiş muharebelere girişiliyordu. Fakat asırlardan beri yaşamakta olan bu imparatorlukların, Arabistan’da doğup etrafına intişar etmekte olan nûr-ı İslâmiyet ve inayet-i Hakk ile bir avuç mücahidin karşısında yıkılmaları tarihin hiç şüphesiz hârikulâde  bir hadisesidir.

Nur-ı İslâmiyet intişar ettikçe müslümanlığı kabûl eden her millet, derin ve asırlar süren bir uykudan uyanmıştı. Esirler onunla esaretten kurtulmuşlardı. Dalâletze­de­ler de onunla dalâletten sıyrılmışlardı. Şaşırmışlar da İslâmiyet ile doğru yolu bulmuşlar, karanlıkta kalanlar onunla nûra erişmişlerdi.

*

Hz. Ebû Bekir devrinde en çok temayüz etmiş kumandan Halid bin Velid -radıyallahu anh- idi. Hz. Halid İslâmiyete pek büyük hizmetler ifa etmiştir. Hz. Halid bin Velid’in muharebelerde gösterdiği şecaat ile her muharebede kazandığı muzafferiyet bir tevfîk-ı rabbanidir.

Hz. Halid, harbin esbâb-ı zâhi­re, usûl ve idâresine vukûfu pek mükemmel olduğundan Cezî­re­tü’l-arabın kısm-ı âzamını tiril tiril titretmiştir. Bir çok kıtalara hükmeden İmparator Hirakl’ın bir çok muntazam ordularını alt üst ederek küfr ile dolu olan memleketleri zıyâ-i tevhid ile tenvir etmiştir.

Din uğrunda kendini her türlü tehlikelere atarak yıldırım sürati ile düşman ordularını mağlup ediyordu. Tevhid-i ilâhi için fetihten fetih’e koşuyordu. Ve zafer haberi geldikçe Hz. Ebû Bekir “Analar Hâlid gibi bir er doğurmaktan acizdir.” diyordu.

*

“Gideceğiniz memlekette zinhar zulüm ve teaddi etmeyiniz, çok yaşlı olanı katletmeyiniz. Hayvanatı da helak etmeyiniz. Düşman ile ahid ve karar etdikte, ahdinizi bozup da ikrarınızdan dönmeyiniz ve manastırlarda bir takım ruhbanlar vardır ki, onların kavl-i bâtılları iktizası nefislerini hapsetmişlerdir. Onları sakın katletmeyiniz. Ma’bedlerini hedmetmeyiniz ve zaruret-i fevkâlâde olmadıkça hayvanatı kesmeyiniz ve ağaçları da kesip yakmayınız.”

Orduyu Yezid bin Ebû Süfyan’ın kumandasında sevk etmişti. Hz. Ebû Bekir, Yezid bin Süfyan’ı teşyi ederken şu sözleri söyledi:

- “Sana tecrübe ve imtihan için bu vazifeyi veriyorum. İyi hareket ettiğini görür isem seni memuriyette ibka ve terfi ederim. Allah’dan sakın, Allah, senin içini de dışını da görüyor. Allah’a en yakın insanlar, ona işledikleri işle yaklaşanlardır. Sana, Halid’i tayin edeceğim bir iş vermiş bulunuyorum. Cahiliyet gururundan kaçın. Cenâb-ı Hak onu ve onunla gururlananları sevmez. Askerlerle arkadaşlığın iyi olmasına dikkat et.

Onlara hayırdan bahs ve hayrı vaad eyle. Askerlere nasihat ettin mi, nasihatlerin veciz olsun. Kendini ıslah et ki, insanlar sana karşı salâh bulsun. Düşman elçileri nezdine gelir ise onları i’zaz et ve onları fazla tutma ki, askerlerin halini anlamadan gitsinler. Onlara askerlerini gösterecek olursan zaif noktalarını gösterme! Bilakis onları en güzide, en muhteşem askerlerin arasında kabûl et. Senden başka kimsenin onlarla görüşmesine müsaade etme! Maksatlarını iyi anla!”

Ramazanoğlu M. Sâmi, Hz. Ebû Bekir Sıddîk, s. 114-121

Yorum Yazın

Facebook