Araştırmacı Gazeteci Can Kemal Özer ile… Genetik Müdahale Yaratılışla Savaştır

0
Sayı: Şubat 2020
Araştırmacı Gazeteci Can Kemal Özer ile…  Genetik Müdahale Yaratılışla Savaştır

• Bakara Sûresi 205. ayet-i kerimede Rabbimiz yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan, ekin ve nesli yok etmeğe çalışmaktan söz ediyor. Bu ayetin ışığı altında Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (GDO) nasıl değerlendirmemiz gerekir, GDO yeni bir şey midir?
CAN KEMAL ÖZER: En basit tarifiyle GDO, kâinatta var olan herhangi bir canlının fıtratını, yaratılma biçimini değiştirmek demektir. Canlının yaradılışındaki murad-ı ilâhiyeye aykırı olarak onun üzerinde biyolojik müdahalede bulunmaya biz genetik müdahale diyoruz. Bakara 11-12, Bakara 211, Nisa 119 gibi pek çok ayet-i kerimede bu hususa temas edilir. Suâlinizde zikrettiğiniz ayeti kerimedeki ‘hars’ kelimesi mealler tarafından ‘ekin’ diye tercüme ediliyor. Ekin doğrudur ama yeterli değildir. 
Hars kelimesiyle ilgili eski eserlere, şerhlere baktığımız zaman bu kelimenin fıtrat ile ilişkili olduğunu görüyoruz. Hars’ın yaratılma biçimiyle ilişkili olduğu, daha da ileriye giderek erkeğin spermi, kadının yumurtası (hem insanlar hem hayvanlar için), tohumun rüşeymi, tohumun kendisi, toprak gibi pek çok canlıların üreme görevlerini ifa eden unsurları belirttiği anlaşılır. Mesela bugün hibrit tohum dediğimiz tohumların üreme organları yok edilmiştir. Dolayısıyla bunlardan elde ettiğiniz tohumlar kısırdır. Yeniden ekemezsiniz. Mütedeyyin olarak zikredebileceğimiz Müslüman genetikçiler ve ziraatçiler dahi ‘hibrit’i genetik müdahale olarak görmezler. Hâlbuki bir canlıyı kısırlaştırıyorsunuz, hem onun bir fonksiyonunu çıkartıyorsunuz, hem de içindeki unsurlardan birini yok ediyorsunuz. Sonra da ‘genetik müdahale değil’ diyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bunu yapanlar ya cehaletten ya da ihanetten yaparlar. 
Genetiği değiştirme, müdahale etme konusunu dışarıdan başka bir unsuru onun içine dâhil etme şeklinde tanımlayarak bizi aldatmaya çalışıyorlar. Genetik müdahale canlının yaratılma biçimine yapılan her türlü müdahaleyi ihtiva eder. O da zikrettiğiniz ayet-i kerimedeki ‘hars’ kelimesiyle tam da yerine oturur. Zaten Nisa suresi 119. ayet-i kerimede şeytan, “Onlara emredeceğim de Allah’ın yaratma şeklini değiştirecekler” şeklinde vaatte bulunuyor. Bakara Sûresi'nde bu tür müdahaleleri yapanların -illaki genetik olması şart değil- kendilerini “ıslah edici” olarak tarif etmeleri, halbuki bunların ifsad edici olduklarının ayet-i kerimede bildirmiş olması, günümüzdeki tohumcuların da sürekli ıslahtan söz etmiş olmaları çok manidardır. Bu arada genetik müdahale Mendel ile 19. asırda başlamıştır. 1930’lardan sonra büyük yol kat eden bu süreçte 2000’lere geldiğimizde artık ipin ucu iyice kaçmıştır. 
• Biz üniversitedeyken GDO’nun dünyadaki açlığı gidermek için önemli bir gelişme olduğu anlatılıyordu. Dünyada gittikçe artan bir açlık söz konusu, BM'ye bağlı gıda ve tarım örgütüne göre (FAO) yaklaşık 1 milyar insan gıdasız kalmış durumda (2017 raporuna göre). Dünyada açlık olduğu  bir gerçek. Peki, GDO’nun açlığı çözeceği iddiası ne kadar doğru?
C. KEMAL ÖZER: Birleşmiş Milletlerin verileri doğru değil, dünyada açlıkla mücadele eden insan sayısı 100 milyonun altındadır. Bunlar manipüle edilmiş veriler. Onların açlık algısı New Yorklu bir adamın doyma rakamlarıyla ölçülebilir bir şeydir. Dolayısıyla New Yorklu gibi tüketmiyorsanız aç sayılırsınız. Oradan bakarsanız dünyanın hepsi açtır. Oysa bugün dünyada obez ve şişmanların sayısı 2 milyarı geçmiştir. 2 milyar insan şişman ve obez iken 1 milyar insan aç demek gözümüzün içine baka baka bize saf muamelesi çekmek demektir. 
İkincisi bu konunun üzerinden para kazanmak gibi bir çıkar var. Unesco vs. gibi örgütler ve diğer yardım kuruluşları, bu konu üzerinden duygu sömürüsü yapmaktadır. Angolalı, Etiyopyalı, Nijeryalı, Sudanlı, Somalili bir adamın sofrasında 1 çeşit yemek varsa o doyar ve şükreder. Ama İstanbullu bir adamın sofrasında 5-10 çeşit varsa belki doyar. Bir New Yorklunun sofrasında ise her şey olmalıdır. New York’tan kastettiğimiz, tabi ki New York’un sokaklarında yatanlar değil, varlıklı olanları kastediyoruz. Dünyada açlık sorunu değil paylaşım sorunu var. 

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook