Karantinada Ramazan

0
Sayı: Mayıs 2020
Karantinada Ramazan

Çocukluğumuz ve gençliğimizdeki ramazanları hatırlayınca: “Nerede o eski ramazanlar” derken bu sene koronavirüs sebebiyle topyekûn karantina hayatına mahkûm olunca; garip gördüğümüz geçen seneki ramazana bile hasret kalarak; “Nerede o geçen seneki ramazan” demek durumuna düştük.
Tedbiren camilerde cemaatle namaz kılmak, haftalık bayramımız olan cumayı eda etmek yasaklanınca farkında olmadığımız ne büyük nimetlerden mahrum kaldığımızı anladık. Bizimle birlikte namazlarda, oruçlarda, teravihlerde, iftarlar da karantinaya girdi. Çünkü ibadetler bizimle yaşıyor, bizimle kendilerini gösteriyor. Biz mahkûm olunca onlar da mahkûm oluyor, bizim giremediğimiz, gidemediğimiz yerlere onlar da giremiyor, gidemiyor.
Buna göre bu sene camiler, sokaklar, meydanlar ve evlerin dışındaki bütün mekânlar genellikle ramazan neşesinden, ramazan coşkusundan mahrum kaldı. Boynu bükük yetimlere döndük. Bizimle birlikte oruç da, namaz da, iftar da, teravih de, bayram da mateme büründü. Bütün genişliğine rağmen dünyamız bize dar geldi. Dünyaya sığmazken evimize, dört duvar arasına sığmak veya sığınmak zorunda kaldık. Uzaya çıkanlar evden çıkamıyor. Mars’a gidecek olanlar markete gidemiyor.
Ömr-ü hayatımızda yaşamadığımız bu umumi felaketi neden yaşadık? Bu musibetin sebepleri nelerdir? “Bir musibet bin nasihate bedel” olacak mı? Dünyaya meydan okuyanların, kâdir-i mutlak olduğunu zannedenlerin, firavunlaşan ve nemrutlaşanların bile aciz kalıp, kaçacak delik aradıkları bu müthiş felaket, kaybettirdikleri yanında bize, bütün insanlığa ne kazandıracak?
Hiç bir olay sebepsiz değildir. Maddi sebepler yanında manevi sebepler de vardır. Sevapların müspet sonuçları olduğu gibi günahların da elbet menfi sonuçları olacaktır. İyilikle kötülüğün neticesi elbette aynı olmaz. “Yoksa o kötülük işleyen kimseler kendilerini, hayatlarında ve ölümlerinde iman edip salih amel işleyenlerle bir tutacağımızı mı sandı  lar? Onlar ne kötü hüküm veriyorlar.” (Câsiye, 21) Şayet herkes için sonuç aynı olacaksa o takdirde iyi olmanın, iyilik yapmanın hiç bir anlamı kalmaz. İyilere mükâfat, kötülere ceza hem dünyada hem de ahirette söz konusudur. “Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil”.
Bazı sıkıntılar sırf imtihana yönelik olur. Peygamberlerin, salihlerin çektikleri eziyetler sabır ve şükürle karşılık bulduğu için derecelerin yükselmesine, günahların silinmesine vesile olur. Hayat baştan sona imtihandan ibarettir. Bütün mesele bu kulluk imtihanını kazanabilmektir. Çünkü insanların gerçek kimliği ve değeri sebep olduğu olaylar ve hadiseler karşısında takındığı tavırla ortaya çıkar.

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook