Afganistan Gerçeği ve "Savaş Ritimleri"

Merhum Cahit Zarifoğlu'nun önemli bir eserini sütunlarımıza konuk etmek istiyoruz:

"SAVAŞ RİTİMLERİ"

Zarifoğlu bu romanında henüz tamamlanmamış bir şiir gibi süre giden Afganistan destanını sunuyor okuyucuya...

Romanın kahramanı Seyyid Amad... ve "Savaş Ritimleri" Seyyid Amad'ın dilinden bir Afgan destanıdır. Roman Seyyid Amad'ın köyünü tanıttığı sayfalarla başlar: "Yükseklerden bir yabancı gibi bakıyorum toprağımıza"... işte işgal altındaki vatanına bakışı Seyyid Amad'ın... Sonra ailesinin hikayesi gelir. Anasının beş kız çocuktan sonra altıncı çocuğu, fakat tek erkek çocuğu olarak dünyaya gelişini ve babasının sevincini dile getirir.

Seyyid Amad 1965 Aralığının tam yirmi dokuzuncu günü dünyaya gelmiştir. Yani işgal başladığında tam on dört yaşında olacaktır.

1965'in üzerine yıllar çabucak biner ve Seyyid Amad işgal yıllarına doğru büyür. Köyün diğer çocukları, Nurullah, Mehmet Emin, Musa vs. ile olan ilişkilerini uzun uzun anlatır Seyyid Amad. Küçük dağ köyündeki yaşantı Amad'ın sözlerinde asr-ı saadetten bir çizgi gibi uzanır günümüze...

Köyün imamının fonksiyonu da bu arada olanca gerçekliği ile dile getirilir. İmam, bir kısım gençlere dizi dibinde eğitim verirken, Amad ve Nurullah gibilerini de tabiatın koynunda yetiştirme çabasındadır. Amad bunu, "Kur'an-ı ve namazı işte böyle camiden dışarı taşıdık ve onu büyüyen gövdemize ve gönlümüze en güzel bir akıl yaptık" diye anlatır.

Büyümektedir Seyyid Amad ve diğerleri...

Sanki dağlaşıyorum

Sanki akan sular ben oluyorum. Sanki kartallar benim omuzuma konup kalkıyor.

Ve sanki iri kayaları yerlerinden söküp havalara atabilirim."

İşgal ve kıyam... Artık köyde konuşulan tek konudur.

Bu acılı günlerde Seyyid Amad'ın ve diğerlerinin tek düşüncesi var 'mücahidlere katılmak'. Yine Amad anlatıyor:

"Onları mihrapta, minberde, son cemaat yerinde, avluda dururken ve elleriyle Kur'an' a dokunurken görüyordum. Kan beynime sıçrıyordu. Geceleri bu duygular içinde uyuyamıyor, yavaşça kalkıp hançerimi belime takıyor, bahçeye çıkıyor, duvara kadar gidip zifiri karanlıkta aşağı uçurumlara bakıyorum. Bazen de tek tek ağaçların arkasına, taşların arkasına bakarak onları bulmak ve kıskıvrak yakalayıp tokatlamak istiyorum."

Ve beklenilen gün... Dağlardan Hüseyin Seyb adında bir mücahid gelir ve gençlere şu çağrıyı yapar: "Bir arkadaşınız vurulunca hem ayrılığın verdiği kederle gözyaşı dökün, hem de cennetin onu almak için kapılarını ardına kadar açışını düşünerek hayran kalın. Sizin yiğitliğinizi övenlere 'hayır bizim yiğitlerimiz şehit oldu' deyin".

İlk sınav köyde verilir ve İmam ile Hüseyin Seyb'in planladığı şekilde düşman imha edilir.

Daha sonra köy terkedilerek Seyyid Amad için, ablaları, anası ve diğer köy halkı için dağlarda zorlu bir hayat başlamıştır.

Bu roman belki masa başında yazılmıştır ama Afgan mü'mininin acısı, çilesi ve cihad şevkiyle yazılmıştır. Zarifoğlu, destanı sanki yüreğinde yaşamıştır. Nitekim Müslüman-Türk okuyucusunun Afganistan'daki gözü ve kulağı olan Meral Marufu da o tanıtmıştır bize.

Cahit Zarifoğlu şairdir. Ve aslında elimizdeki kitap da roman değil bir uzunca şiirdir.

Bizce merhumun en önemli eserlerindendir "Savaş Ritimleri". Ne var ki okuyucuya layıkıyla tanıtılmamıştır.

Afganistan destanını en güzel şekliyle anlatan "Savaş Ritimleri"nin yeni baskılarına daha büyük ilgi duyulacağına inanıyoruz. O şanlı destanın temel yapısını öğrenmek ve kavramak için de "Savaş Ritimleri" okunmalıdır. Hem de altı birkaç kez çizilerek...


YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

YENİLEME BİLİNCİ

Ebubekir Eroğlu / Nehir Yayınları

Nehir yayınlarının düşünce dizisi arasında yayınlanan "Yenileme Bilinci" yazarın ilk düşünce kitabıdır da aynı zamanda. Daha önce bir inceleme ve iki şiir kitabı yayınlanan Ebubekir Eroğlu'nun düşünce yazıları da zevkle okunur nitelikte. Üç bölümden oluşan eserin birinci bölümü kitaba isim olmuş, ikinci bölümde duygu aralıkları ve üçüncü bölümde red ve kabul ele alınmış.
 

ÖLMEDEN ÖLENLER

Durali Yılmaz / İklim Yayınları

"Çilekeş Müslümanlar" romanının devamı da denilebilir "Ölmeden Ölenler" için. Bu kitapta yazar, Peygamber Efendimizin ve mübarek sahabilerin Medine dönemi yaşayışlarından bir kesiti sunuyor. Efendimizin kıymetli mektubunu taşıma şerefine nail olan Umeyr oğlu Haris yolda Şurahbil'in adamları tarafından yakalanır ve şehit edilir. Bu olay üzerine Efendimiz Şurahbil'in yüz bin kişilik ordusuna karşı üç bin kişilik bir ordu gönderir. Hak ile batıl Mute'de bir kez daha karşı karşıyadır.

"Ölmeden Ölenler" Mute'nin destanlaşan hikayesidir.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

1