Hafıza Emanettir İyi Bakalım

0
Sayı:
Hafıza Emanettir İyi Bakalım

Akıllı telefonla yeni tanıştığımız zamanlar.
Pazartesi sabah evden çıktınız telefonda bir not; falanca iş merkezi, 23 dakika yazıyor. Her gün gittiğiniz yeri bırakın sadece pazartesileri gittiğiniz yeri bile ayrıca kaydetmiş. Üstelik iki tuşa daha bastığınızda yolu da tarif ediyor.
Aslında şaşıracak bir durum yok. Endüstri tasarımcıları akıllı adamlar. Kimi takip ve taklit etmeleri gerektiğini biliyorlar.
Helikopter modelini ilk çizenler yusufçuktan ilham aldıkları gibi, akıllı telefon programcıları da hafıza ve yön bulma yeteneklerinin insandaki merkezi olan hipokampusu örneklemiş. Mantık aynı; ilk gördüğünü öğren, yaklaşık olarak kaydet, tekrarlandıkça bu bilgiyi önemli bilgi kategorisine alıp daha özel bir alana kaydet. Tekrar kullanımlar arttıkça adeta mermere kazınmış yazıya dönüştür.
Bu yazıda başrolü verdiğimiz hipokampus sistemi beyninizde iki tarafta da var. Tamamı 1,5 kesme şeker kadar, bu kitleyi oluşturan beş kısımdan biri olan CA3 kısmı hafızadan sorumlu. Genel olarak hipokampusun büyüklüğü ile hafıza yeteneklerinin orantılı olduğu kabul ediliyor. Son yıllarda bunun yanında hafıza ile ilgili devrelerin çokluğu ve yoğunluğunun da hatırlatma – unutma döngüsünde etkili olduğu gösterilmiş.
Kuran hafızının ezberlediği 600 küsur sayfa, tüm mesleki bilgiler, gazoz kapağının nasıl açıldığı ve Çamlıca’dan Fatih camiine nasıl gidilir gibi soruları cevapları dahil akla hayale gelmedik genişlikte bilgi 1,5 kesme şekerin beş bölümünden birinde işlenip kaydediliyor. Sürekli kullanılacaksa kortekse gönderilip orada muhafaza ediliyor.
1953 yılında nöbetleri durmayan bir epilepsi (sara) hastasına son çare olarak bir ameliyat yapılır. Nöbetten sorumlu olduğu düşünülen beyin kısmı çıkarılır. Sonuç fena değildir aslında sara hastalığı oldukça hafifler ve hasta 55 sene daha yaşar. Ama bir problemle: kısa vadede yaşananlara ait hiçbir şey hatırlamamakta ve yeni bir şey öğrenememektedir. O zaman fark edilir ki beyinde bir entegre devre var ve bütün kayıtlar buradan geçiyor. Ama burada kalmıyor. Korteks denilen beyin dokusu; esas depo bölümünü oluşturuyor.
Belli bir yaşta herkesin başına gelen dert, “ilkokul öğretmenimin adını hatırlıyorum ama dün ne yedin desen, 40 yıl düşünsem bulamıyorum neden?” sorusunun cevabı da burada gizli. Her çeşit bilgi, görüntü, ses duyular aracılığıyla hipokampusa ulaşıyor. Gelen bilgi /veri burada işleniyor, kısa süreli hafızaya alınıyor. Tekrar tekrar kullanıldıkça bu bilginin önemi anlaşılıp uzun süreli belleğe kaydediliyor. Öğrenilmek istenilen konunun sürekli düşünülmesi, yani üzerinde kafa yorulması ve bilginin sürekli kullanılması kalıcı hafızaya aktarılmasında önemli unsurlardan biridir.
Birkaç ay evvel Science dergisinde bir makale yayınlandı.1 Farelere özel bir düzenek oluşturuldu, şekerli su dökülen alanlara bir takım işaretler konuldu, bu işaretleri takip ederek şekere ulaşma yeteneği değerlendirildi. Fare ne kadar çok bu yollarda giderse hedefe ulaştıracak yolu o kadar çok nöron (beyin hücresi) kodluyor/ kullanıyor. Bu durumda yolu bulması, hedefe ulaşması, ödül kazanması o kadar kolay oluyor.
Bu çalışmayı okuyup bana gönderen, psikiyatri kliniğinde öğretim üyeliği yapan arkadaşım, “niye bazı şeyleri ömür boyu, her gün, her gece hem de 111 defa tekrarlamam ve düşünmem gerektiğini bir kez daha anladım” diyerek farklı bir ufuk açtı. Gerçi eskiler genel mana da söylemiş bunu… “Et tekrarul ahsen…” diyerek…
Birkaç sayı evvel yaşlı nüfusun artışının batıda meydana getirdiği telaştan bahsetmiştik. Bu uyarı meyvelerini vermeye devam ediyor. Alzheimer nedeniyle erken yaşta işlerinden ayrılmak zorunda kalmış kişiler üzerinde bir araştırma yapılmış. Henüz hastalığın başında tanı konan bu kişiler takip edilmiş. Diyet, egzersiz, uyku süresi ve kalitesi, aldıkları vitamin takviyesine varıncaya kadar kontrol edilmiş. Sonuçta doğal seyrinde 5-10 yıl içinde evinin yolunu bulamaz denilen hastalar işlerine geri dönebilecek kadar düzelmişler. Yani bol su iç, iyi beslen, uykuna dikkat et gibi basit tavsiyeler, sanıldığı kadar basit değilmiş; küçülüp iş görmez hale gelen bir beyin kısmını bile geliştirip kullanılabilir hale getiriyor.
Aerobik egzersizin (tempolu yürüme, yüzme vb.) hipokampusu hacim olarak büyüttüğü ve hafızayı güçlendirdiği gösterilmiş. ABD’de yapılan bir araştırmada 55-80 yaşında unutkanlık sorunu olmayan 120 kişilik bir grubun yarısı haftada 3 gün 40 dakikalık yürüyüş yapıyor. Diğer yarısı ise basit egzersizler yapıyor. Araştırmanın başında, altıncı ayda ve birinci yılın sonunda katılımcılara beyin MR‘ı çekiliyor. Bir yılın sonunda düzenli egzersiz yapanların hipokampuslarının %2 genişlediği, yapmayanların hipokampuslarında ise yaklaşık %1,5’luk bir küçülme olduğu tespit edildi. Bu arada sigara içmenin net bir şekilde hafıza merkezini küçülttüğü biliniyor.
Peki, bu hipokampusu nasıl daha iyi çalıştırır, nasıl daha kolay öğreniriz?
Öğrenme anında olaya karışan birçok nörotransmitter (kimyasal madde) var. Bazıları stresli, sıkıntılı anlara eşlik edip tabiri caizse: “zoraki öğren işin biter bitmez bu bilgiyi/ hatırayı unut” mesajı verirken, bazıları adeta verilerin etrafına çimento döküyor. Bu sebeple; öğrenme, mümkün olduğunca dinlenmiş durumda yapılmalı. Aşırı stres, yorgunluk, uykusuzluk ve dengesiz beslenme öğrenmeyi olumsuz etkileyen unsurlardır.
Konular, basitten karmaşığa doğru hiyerarşik bir sıraya konularak öğrenilmelidir.
Bilgilerin gruplandırılması, ilişkilendirilmesi işinizi kolaylaştırır. Muhtemelen bu yüzden telefon numarasını ezberlerken içinde memleketimizin plaka numarasını arıyor gözlerimiz.
Özellikle öğrenme çağındaki kardeşlerimize bir tavsiye; yeni bilgileri öğrenirken arada dinlenmek (dinlenmek dersi bırakıp, telefonu karıştırmak anlamına gelmiyor tabii ki) öğrenme ve hatırlama performansını çok artırıyor. Bir çalışmada, katılımcılara hikâye dinletilip, bir saat sonra da onlarla ilgili soruları cevaplamaları isteniyor. Arada dinlenmeden bir işle ilgilenip çalışmaya devam edenler soruların sadece % 7’sini cevaplarken, dinlenenlerin başarı oranının % 79 olduğu tespit ediliyor.
Hâsılı kelam; basit işlemcili, küçük saklama kapasiteli aletler bile kullanım kılavuzuna uygun kullanıldığında size uzun süre hizmet ediyor. Hem işlem yapma yeteneği, hem saklama kapasitesi ölçülemeyecek kadar yüksek olan beynimiz de ne kadar iyi bakım görürse o kadar uzun süre ve kaliteli fonksiyon görüyor. Emanete iyi bakalım…
Dipnot: 1)  Persistence of neuronal representations through time and damage in the hippocampus”. Walter G. Gonzalez, Hanwen Zhang, Anna Harutyunyan, Carlos Lois. Science. doi:10.1126/science.aav9199.

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook