Amerikan Hapishanelerinde İslam

0
Sayı: Ağustos 2001

Amerika Birleşik Devletleri, vatandaşlarına tanıdığı özgürlükler ile ün yapmış bir ülke. Buözgürlük ortamı sayesinde İslâm dini Amerika'da hızla yayılan dinlerin başında geliyor.. 2000'li yıllarda iyice ivme kazanmış olan İslâm'ın yayılışı dikkat çekici bir boyut kazanmış durumda. Bu hızlı yeşerişin en çok yoğunlaştığı bir yer de hapishaneler... Amerika'da binlerce hapishane bulunuyor. Buralarda bulunan mahkum müslüman sayısının 100 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Sakin aklınıza Amerikalı müslümanların suç işleme oranı oldukça fazlaymış gibi bir düşünce gelmesin. Bu insanların büyük bir çoğunluğu yaklaşık %75'inden fazlası İslâm ile hapishanede tanışıyorlar.

Özellikle düşük gelirlilerden ve zencilerden oluşuyor bu kitle. Hapishaneye girerken büyük dünyalıklar peşinde koşan insanlar birdenbire değişiyorlar. Hayatları değişiyor. Gerçek kimliklerini buluyorlar. Hatta bir tanesi mektubunda, hapishaneye düştüğü için Allah'a binlerce kez şükrettiğini ifade ediyor. Çünkü hidâyete ermesine hapishane ortamı vesile olmuş.

Altınoluk'un İngilizce nüshasına ve bizim işyerimize bu insanlardan yüzlerce mektup geldi. Bu mektuplardan sizlere bir demet sunmak istiyoruz. Gönderilen mektupların hepimizi çok yakından ilgilendirdiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye'deki tüm müslümanlardan yardım bekliyorlar.

Bütün mektuplar "Assalamu Aleykum" yazısı ile başlıyor. İçlerinde kendi gayreti ile Arapça öğrenmiş olanlar Arapça yazıyorlar. Bizlere "Kardeşim" diye hitab ediyorlar. Mektuplarda konuya girmeden önce Allah-u Teâlâ'ya hamd ve sena'ya dair yazdıkları oldukça çarpıcı mahiyette:

* "Rahman ve Rahim olan Allahın adı ile... Kainatın başındaki ve sonundaki, doğmamış, doğurulmamış, yaratan ama yaratılmamış, eşi ve benzeri olmayan, bize rızık veren, koruyucumuz olan Allah'a hamd ederiz." diyerek başlamış bir tanesi mektubuna.

* Bir tanesi hediye seccade isterken "Ben size bir şey veremem. Ben İslâm'dan başka bir şeyi olmayan birisiyim.." diye tanıtıyor kendisini.

* "Sizden aslında namaz kılmak için seccade isteyecektim ama daha namaz kılmayı da bilmiyorum. Burada İslâm'ı öğrenmem için kaynak yok, o yüzden bana Allah Subhane Teâlâyı ve onun elçisi olan Peygamberimiz (s.a.)'ı daha iyi öğrenmemi sağlayacak kitap gönderirseniz sevinirim. Lütfen bana şu güzel dini öğretin. Bana sıraatı müstakimi gösterin"

* "Ben kimsesiz fakir birisiyim. Eskiden annem benim ihtiyaçlarımı karşılardı. Fakat o da geçenlerde vefat etti. Burada İslâm ile tanıştım. Kimseden bana bu konuda yardım gelmiyor. Ben de Allah-u Teâlâ'ya dua ediyorum ki bana sizler gibi hayırsevenlerden İslâm dinini öğrenmem için yardım gelsin. Bana İslâm'ı öğrenmem için yardımcı olur musunuz?"

* "Allah birdir ve Muhammed (s.a.) onun rasûlü ve elçisidir. Lütfen bana bu güzel peygamberi daha iyi tanımam için siyer kitabı gönderir misiniz?"

* "Şu anda Kur'an-ı Kerimi'mi başımın ucundaki havluya sararak muhafaza ediyorum. Geceleri kalkıp Kur'an okuyorum. Ve aynı havlunun üzerinde namaz kılıyorum. Lütfen bana namaz kılabilmem için bir seccade hediye eder misiniz?"

* "Burada Hıristiyanlar sürekli bize kendi dinleri hakkında kitaplar, dökümanlar getiriyorlar. Maalesef bize hiçbir yerden yardım gelmiyor. Allah'a dua ediyorum ki sizler vesilesi ile bizlere yardım edip İslâm'ı öğrenmeyi nasip etsin. Çünkü hidayet ancak ondandır ve onun izni ile olur."

* "Zamana yemin olsun ki insanoglu hüsrandadır. İki yıl sonra çıkıyorum. Yeni bir hayata başlayacağım ama hâlâ İslâm dinini gerektiği gibi bilmiyorum. Ne olur bana bir siyer kitabı gönderin. Peygamber efendimizi örnek almak istiyorum."

* "Crowley County vaizi John Mc Kenzie olarak sizlerden bizlere İslâm'ı öğrenmemiz için yardım etmenizi istirham ediyoruz. Burada müslüman olduk fakat kaynaklarımız sınırlı. Toplanan kaynaklar hapishane kütüphanesinde muhafaza edilecek"

* Ben (Clinton, New Jersey'den) bir müslimeyim. Kocam veya vekilim yok. Kur'an, kitap, eşarp gibi ihtiyaçlarım var. Allah rızası için yardım eder misiniz?"

* "Burada hapishane imamı olarak görev yapıyorum. Geceleri Kur'an okumak istiyorum. Fakat bir Kur'an'ım yok. Fiziksel olarak besleniyorum ama manevi olarak beslenemiyorum. Bu beni çok üzüyor. Rabbim! Ne olur benim ruhumu iman selameti üzere al diye sürekli dua ediyorum."

* "Burada her Cuma namazında, seher vaktinde ve her an Allah'tan beni ilmi ile rızıklandırması için dua ediyorum. Lütfen bana bu konuda yardım edin"

* "Hapishanedeki arkadaşlarıma seccade hediye edip onlara süpriz yapmak istiyorum. Lütfen bana parası ile seccade gönderir misiniz?"

* "Sizlerden bir şey istemeye çok utanıyorum ama istediğim şeyin ulviliği benim bu utangaçlığımı kaldırıyor. Çünkü istediğim Allah'a yakın olan kullardan olabilmek. Bana İslâmî kitaplar gönderir misiniz?"

Bu ve bunlar gibi yüzlerce mektup birikti kutumuzda. Bu insanlar için hayat, adeta hapishanede başlamış durumda. Hiçbirisi içinde bulunduğu durumdan şikayet etmiyor. Hepsi adeta manevi huzurun vermiş olduğu sarhoşluk ile sadece manevi ihtiyaçlarını yazmış mektuplara. Birçoğu İslâm'ı iyi öğreneyim de çıktığımda yaşantımı paygamber efendimiz gibi yaşayabileyim ve elimden geldiğince tebliğ yapayım düşüncesindeler. Bir bebeğin hayatı öğrenirken gösterdiği gibi merak ile İslâm'ı öğrenmeye çalışıyorlar.

BİR TANESİ HAPİSHANEDEKİ RAMAZAN'I ANLATMIŞ MEKTUBUNDA

* "ABD'nin maksimum güvenlik ile korunan hapishanesinde gecenin en derin ve sessiz anı. Kâbe'ye yönelmiş ve yere serdiği hapishane battaniyesinin üzerinde secde halinde ve dua ediyor. Arapça bilmiyor. Sadece Cuma namazında imamın söylediklerinden aklında kalan bir iki kelime. Tevbe ediyor yaptığı hatalar için, incittiği insanlar için. Ve birden gözyaşlarına boğuluyor ve duaya devam ediyor. "Allah'ım! Sana teslimim. Biliyorum ki senin hidayetin olmadan ben bir hiçim. Hayatımı sen verdin. Bende onu sana adıyorum" O sırada hücresinin parmaklıklarından bir ses: "Assalamu Aleykum, haydi kardeşim sahur vakti." diye sesleniyor müslümanları uyandırmakla görevli diğer bir müslüman mahkum. Hücrelerimizden toplanıp aşağıda yemekhanede topluca sahur yapıyoruz. Topluca iftar ediyoruz. Bazen müslüman olmayanlar da sırf meraklarından oruç tutuyorlar. Hatta bazıları bu gibi vesileler ile İslâm ile şerefleniyorlar. Ramazan'ın rahmet ve bereketini gözlemliyoruz bu küçük dünyamızda. Allah kalplerimizi açıyor ve nuru ile dolduruyor adeta. Birbirimize olan muhabbetimiz bugüne kadar hiç hissetmediğimiz bir şekilde artıyor. Bu hapishanelerde binlerce insanın hayatı her yönüyle degişti. Değiştiren hapisane değil, İslâm'dı aslında. Biz burada sevmeyi, saygıyı, edebi, herşeyi öğrendik."

ABD'nin çeşitli yerlerindeki yerel mescidlerin büyük bir çoğunluğu kendi sorunları ile meşgul olduklarından bazen istedikleri derecede yardım edemiyorlar mahkumlara. Bunun yanı sıra ülke çapında sadece hapishanelerdeki müslümanlara hizmeti hedef almış gönüllü organizasyonlada var. Bazı yerel camiler, cuma namazlarını kıldırması için bir üyesini gönderiyor hapishaneye.

BİR BAYRAM ZİYARETİ

Bir ilkbahar sabahı Kurban bayramı nedeni ile Pekin Illinois hapisanesindeki müslüman mahkumların organize ettiği Bayram kutlamalarına katıldık. 1200 kişilik hapishanede yaklaşık 70 kişilik bir müslüman cemaati vardı. Çoğunluğu zencilerden oluşan müslümanların büyük bir çoğunluğu İslâm ile hapishanede tanışmış. Dini faaliyetlerin yürütüldüğü binaya geldiğimizde, bir odada yaklaşık 12 kişilik bir grubu duvara astıkları bir şeye taparken gördük. Hemen yanındaki oda da müslümanlar bir salonda tertipli bir şekilde oturmuş video izliyorlardı. Odaya girer girmez elimize programın yazılı olduğu bir kağıt verdiler. Kağıdın kapak sayfasında Arapça. "Allah birdir, Hz. Muhammed (s.a.) onun Rasûlü ve elçisidir" yazıyordu. Hepsi adeta bayram hazırlığı yapmışlar idi. Üzerlerindeki elbiselerin ütü izlerinden yeni ütülendikleri anlaşılıyordu. En güzel elbiselerini giymişlerdi. Kimisi uzun cübbe ve birbirinden güzel takkeler ile bayram gününe yakışır bir manevi havadaydılar. Videodaki konuşmadan sonra dışarıdan gelen ziyaretçiler, topluluğu selamlayarak kısa konuşma ile birbirilerini selamladılar.

Program gereği konuşmacılar tek tek çıkıp konuşmalarını yaptılar. Hepsi cümlesine Arapça şekliyle Allah-u Teâlâ'ya hamd, Peygamber Efendimiz'e salat ve dinleyicilere selam ile başlıyorlardı. Yeni ezberledikleri her hallerinden belli olan Arapça metni söylemekte zorlanmalarına rağmen kelimeleri itina ile tane tane üzerlerine basarak söylüyorlardı.

Öyle bir manevi hava vardı ki odanın içerisinde, hapishanede olduklarını unutmuşlardı adeta insanlar. Bir mahkum veda haccını okurken herkes duygulandı. Çünkü, "Bu mesajı burada bulunanlar bulunmayanlara aktarsın" cümlesinin geçtiği paragraf adeta o güzel peygamberin bir mucizesinin yaşandığı an idi. Mekke'den 10 bin km uzakta, 1400 yıl sonra, Amerika'nın Illinois eyaletinde o güzel mesaj bir kez daha aktarılıyor idi. Ve o sırada yeni müslüman olmuş 50 kişi hep bir ağızdan "Allahu Ekber" diyerek zikr ediyorlardı.

Hapishanenin imamı Cemil kardeş, bayram, hac ve İbrahim (a.s.) hakkında öyle güzel bir konuşma yaptı ki hayretler içinde kaldık. Çünkü bir insan sadece kitaplardan çalışma ile bir dini bu kadar güzel anlayıp ve onu anlatabilmesine şahid oluyorduk.

Konuşmacıların hiçbirisi içinde yaşadıkları durumdan şikayet etmiyorlardı. Tek konuşulan şey Kur'an, Hadis ve İslâm idi.

Konuşmalardan sonra yine mahkumlar tarafından hazırlanmış yemekler için yemekhaneye geçildi. Müslümanlar o kadar güzel organize etmişler ki her şey planlandığı gibi oldu. Misafirlere tıpkı Peygamber Efendimiz'in öğrettiği bir edep ile hizmet etmek için yarışıyorlardı. Hep yüzleri gülüyordu. Yemek sırasında bir sıkıntıları var mı diye sormalarımıza rağmen hiçbir tanesi dünyalık meseleleri gündeme getirmedi. Sadece kitap yokluğundan biraz bahsettiler. Bir de kendilerine haftada bir kere bir öğretmenin gelip dini öğretmesinin iyi olacağını söylediler. Bu arada yan kamptaki hanım müslümanları da unutmamışlardı. Yaklaşık 9 kadın müslüman vardı yandaki kampta. Cuma günleri imam olmadığı için kadınların cuma namazı kılamadıklarını ve dışarıdan bir müslümanın cuma günleri oraya gidip imamlık yapmasının mümkün olup olmadığını sormayı ihmal etmediler.

Yemek sonrası fotoğraf faslına başlandı. Hepsi bayramlık fotoğraf çektiriyorlardı. Malum bayramlıkları üzerinde. Hatta bir iki tanesi öyle bayram havasına girmiş idi ki. Bayramlık elbiseleri ile bir elinde Kur'an'ı tutarak poz veriyordu. Adeta müslüman olmaktan gurur duyu-yor ve bunu dışarıdaki yakınları ile paylaşacak ve belki de onlara bu resmi gönderecek idi.


BİZİM ENSARA İHTİYACIMIZ VAR

Hapishanelerin varlık sebeplerinden birisi, içine aldığı insanları tekrar topluma kazandırmaktır. Bu sebeple dışarı çıkacak suçlular için uzun zaman öncesinden eğitim programları hazırlıyor Amerikan hükümeti. Birçoğuna uyuşturucudan kurtulma seminerleri, mafyaya geri dönmeme seminerleri, rızkını meşru yönlerden kazanmak için seminerler veriliyor. Nisan ayı içerisinde Missouri eyaleti hapishaneleri üst düzey yöneticileri Columbia şehrindeki camimize misafir oldular. Toplantının amacını bay Dickersen şöyle açıkladı: "Bizler yapmış olduğumuz çalışmalardan şu sonucu çıkarttık ki, dini alanda eğitim gören ve bu konuda beslenen insanların hapishanelerden çıktıktan sonra topluma kazandırılma şansı çok daha yüksek. Hapishanelerimizdeki müslümanların % 75'i hapishanede iken İslâm ile tanışıyor. Bu nedenle dini bilgileri çok az oluyor. Gelin siz dışarıdaki müslümanlar ile işbirliği yapalım ve içeride bulunan Müslümanlara İslâm'ı öğretelim." İşte İslâm Missouri eyaleti yöneticilerine de çözüm olmuş. Burada, eyalet yöneticileri ideal bir yönetim sisteminden beklenen davranışı gösterirken, aynı zamanda yeni çıkartmakta oldukları kanundan biraz bahsederek müslümanların bu kanun tasarısına görüşlerini bildirmelerini istemeyi ihmal etmedi. Toplantının kapanış bölümünde son söz 25 yıldır hapishanede memurluk yapan ve eyaletin tek resmi chaplini (hapishane din görevlisi) olan Tadar kardeşe soruldu. Kendisi bunca yıllık deneyimi üzerine bu insanlara hapishane içerisinde iken yapılması gereken dini desteklerin yanı sıra hapishaneden çıktıklarında en büyük problemin başladığına dikkat çekti. Birçoklarının İslâm'ı kabul ettikleri için hapishane dışına çıktıklarında eski aileleri tarafından kabul edilmediğini ve bu sebeple açıkta ve işsiz kaldıklarından bahsetti. Bütün dünyalıklarını Allah rızası için geride bırakıp İslâm'ı kabul etmiş bu insanların ihtiyaç duyduğu kardeşlik ve sevgiyi bizim o güzel İslâm tarihinden önerdi Tadar kardeş: "Bizim Ensarlara ihtiyacımız var!" dedi.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook