Huzurlarında Huzur Bulduk

0
Sayı: Ocak 2005

Bir Allah Dostunu Ziyaretin Ardından

Yüce Allah’a, O’nun istediği şekilde kulluk etmek…

Kâinatın Efendisi, İki Cihân Güneşi, Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (sav)’i bütün ayrıntılarıyla öğrenerek, tanımak-tanıtmak, sevmek-sevdirmek…

Ashâb-ı Kirâm (rae) Efendilerimizi de mümkün olduğu kadarıyla öğrenerek, tanımak-tanıtmak, sevmek-sevdirmek…

Peygamberimizin ve Ashâbının sevgileri ve muhabbetleriyle yoğrularak, sevgi ve muhabbetin en anlamlısına ulaşmak…

İslâm esaslarını onların hayatlarından görüp öğrenerek, Can Efendimiz ve O’nun can yoldaşlarının yaşayışı gibi yaşamak…

İşte bizim varlık gayemiz…

Bu gayeye ulaşmak için çalışıp çabalamak da, ayrı bir varlık gayemiz…

Her şeyin başı muhabbettir şüphesiz. Muhabbet, sadece okumayla, dinlemeyle, konuşmayla ve yazmayla elde edilmiyor. Muhabbeti, muhabbetle yaşamak gerekiyor.

Bu muhabbetin gerçek anlamda tahakkuku için, bir Allah Dostunu ziyarete karar verdik.

Yola çıktığımızda heyecanımız doruktaydı…

Allah kendilerinden razı olsun. Bunca meşgalelerine, oldukça yoğun programlarına rağmen, bizi kabul ettiler.

Bu özel ikram ile gönlümüz öylesine dolup taştı ki, içeri nasıl gireceğimizi, huzurlarında nasıl duracağımızı, orada nasıl hareket edeceğimizi ve nasıl konuşacağımızı bilemez bir hale geldik.

Nihayet nefes tazeleyip, besmele çekerek girdik içeri…

Allah’ın bu güzel kulu, kapı önünde ve ayakta karşıladı bizi…

El öptürmediler, yüzlerinde güzel, sıcak bir tebessümle, samimiyet, sıcaklık ve muhabbetle musafaha ettiler.

Nasıl anlatmalı, nasıl yazmalı; bu zarafeti, samimiyeti, sıcaklığı... Hani derler ya; “Anlatılmaz, yaşanır” diye. Aynen öyle...

Sonra.. sonra muhabbet damlaları sundular kavrulmuş yüreğimize…

“Duygu derini, anlayış ve kavrayış engini birer Müslüman olmalıyız” derlerken, bir şahsiyet çerçevesi çiziyor gibiydiler.

“Allah yolu, Peygamber yolu, Sahâbe yolu sevgi ve muhabbet yoludur” derlerken, “Sevgisiz ve muhabbetsiz hiçbir yere varılmaz” der gibiydiler.

“Peygamber Efendimiz (sav), her şeyi ile çökmüş bir toplumu nasıl bu hale getirdi? Ashâbını, gökteki yıldızlar misâli nasıl yetiştirdi? Bunları çok iyi bilmeli ve biz de buna göre hareket etmeliyiz” derlerken, “Peygamber ve Ashâbını doğru dürüst bilemeyenler, gerçek anlamda eğitimci olamazlar” der gibiydiler…

Sonra da birkaç örnek verdiler Asr-ı Saadetten… Öyle ki, alıp götürdüler bizi Asr-ı Saadete… Alıp götürdüler Peygamber ve Ashâbının yanına…

O iklimdeki sevgi, şefkat ve ilgiyi hissettik orada...

“Peygamber Efendimiz (sav), sevgili Ashâbını çok severlerdi. Sevgili Ashâbı da, O’nu çok severlerdi. Hem de her şeylerinden çok. Ashâb-ı Kirâm Hazretleri, Sevgili Peygamberimize her hâl-ü kârda itaat ederler, her şeylerine O’nu yansıtmaya çalışırlardı. O’nu örnek almak ve sürekli O’nun yolunda olmak, ve nihayet o yolda ölmek Ashâb-ı Kirâm için büyük bir şeref vesilesiydi.” derken, gerçek şerefin nerede ve nasıl olduğunu gösteriyorlardı mutlaka...

“Güzel insanların güzel hayatlarını günümüze taşımaya çalışırken, mümkün olduğunca güzel bir dil kullanmalı, sevgi, aşk ve muhabbetle yoğrulmalıyız” derlerken, bir başka şahsiyet çerçevesi sunmaktaydılar..

Her şeyleri ile, her şeylerine Peygamber Efendimizi örnek alan bu güzel insanla, birlikteydik.

Hiçbir şey konuşmayıp, öylece susup durulsaydı bile, muhabbet gülistanından muhabbet gülleri devşirecek bir ortamın içindeydik…

Yüreğimize işleyen, sadrımıza şifa olan o muhabbet dolu kısa sohbetiyle beraber, güzel koku da ikram ettiler bize. Kitap ve dergi hediye ettiler. Verdikleri şeyleri öyle bir incelikle ve öylesine çarpıcı bir tebessümle verdiler ki, yüreğini alıverdik sanki ellerimize… Önce gözlerimizi, sonra ellerimizi, sonra da bütün yüreğimizi ısıtıverdi bu hediyeler. Bir başka âlem yaşadık ki, anlatılması mümkün değil…

Muhabbetle konuşurlarken, “Kardeşim” diyorlardı sürekli. Bu içinde Asr-ı Saadet sırları taşıyan bir hitaptı.

Bir Allah Dostu, bize “Kardeşim” diye hitap edecek!.. Bu ne saadet yâ Rabbi!..

10-15 dakika ancak kalabilmiştik huzurlarında. Sadece o kadar… Bu an hiç bitmese, diye geçti içimizden…

Huzurlarından çıkarken, musafahalarında muhabbetlerini bir kere daha hissettik.

Yıllardır aradığımız muhabbet buydu işte…

Bir Allah dostunun karşısında yeni bir kalıba dökülmüştük sanki…

Gönlümüz daha bir muhabbetle dolacaktı artık… Hayatımız daha bir anlamlı olacaktı…

Çünkü bir Allah dostunu ziyaret edip, duasını aldık onun. Muhabbet devşirdik muhabbetinden…

Huzurlarında huzur bulduk… Rabbimize hamd olsun…

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook