Sağlığımız İçin Hayatımızı Sorgulamalıyız

0
Sayı: Şubat 2010

Günümüz insanı sayısız nimetlerden istifade ederken, farkında olmadan onun tuzakları ile de ilgili bedel ödemektedir. Daha 20 yıl öncesine kadar sadece mevsiminde ulaşabildiği sayısız sebze ve meyvelere artık 12 ay her an ulaşabilmekte. İletişim araçları, ulaşım imkanları ile uçsuz bucaksız dünyanın bize sunduğu nimetleri ile de her birimizi bir yönden kendisine bağlamaktadır. Bir çok insan bu bağlanmanın etkisi ile olsa gerek mutsuz gergin ve sorunlu…

Hızla gelişen dünyada bu gelişmelere ve hıza ayak uydurabilmek için insanlarda her işlerine hız katmaya başladılar. Ancak bu gelişmeler, insanların hayatlarını hızlandırmasının beraberinde bazı sağlık problemlerini de getirdi. Bu problemlerin ilk sıralarında stres, depresyon, huzursuzluk, uyku düzensizliği, kalp krizi, beyin felci, dengesiz beslenme, obezite, hareketsizlik, karamsarlık, dinlenememe yorgunluk, gerilim gibi sorunlar geliyor.

Bütün bunlar ve beraberinde getirdikleri, insanı bu hızlı tempo içinde çürütmekte, yok etmektedir. Artık insanların en büyük kaygısı sağlıklarını korumak ve kaybettikleri sağlıklarını yeniden kazanmaktır. Bunu da pratik bilgi ve uygulamalarla yapmak istemekte, yine hızlı yaşam temposuna uyacak şeyler arzulamaktadırlar.

Sağlık sadece fiziksel bir değer değil, büyük çoğunlukla zihinsel ve ruhsal bir değerdir. Çünkü zihinsel durumumuz fiziksel durumumuzu büyük ölçüde etkiler. Sağlıklı bir insanın bedeni ve ruhu uyumludur. Düşünce gücü yerindedir. Kendinin farkındadır. Hareketleri olumlu ve dengelidir.

Bozuk bir psikolojiyle sağlıklı bir bedene sahip olunması mümkün değildir. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” atasözü sağlığın fiziksel, ruhsal ve zihinsel bir bütün olduğunu açıkça ifade etmektedir.

Beslenmesine dikkat etmeyen, stres altında ezilen, iyimserliğini kaybetmiş, egzersiz yapmayan, yaşadığı anı zinde ve mutlu olarak sürdüremeyen, kendine dinlenme fırsatı vermeyen bir insan sağlığını uzun süre koruyamaz. Değerli bir nimetin asıl değerini onu kaybedince anlarız. Bunların başında da sağlığımız gelir.

Hastalanmadan önce kıymetini bilmemiz tavsiye edilen sağlık nimetini kaybettikten sonra bulmamız bazen çeşitli zorluklarla karşılaşmamızı, maddi hatta manevi bedeller ödememize sebeb olmaktadır.

Pamuk ipliği gibi çokta sağlam olmayan bir iple bağlı olduğumuz sağlıklılık ve zindelik bazen saniyeler içinde elimizin altından kayıp gidebilmektedir. Bir hekim arkadaşımın yıllar önce kulağıma fısıldadıklarını hiç unutamıyorum. Sinir ucu iltihabı nedeni ile hastanemizde yattığı günlerde şunları söylemişti:

‘Şöyle bir iyileşsem günde 50-100 hastaya bakar, onları bu durumlara düşürmemek için gecemi gündüzüme katardım.’

İnsanoğlu genellikle boş zamanının, sağlığının, ömrünün nerelerde geçtiğinin sorgulamasını pek yapmaz. Ancak bir imtihanla karşılaştığı zaman bu düşünceleri gelişmeye başlar ve iyileştikten hemen sonra da, eski tas eski hamam yaşamını sürdürmeye devam eder.

İnsanoğlunun muhakkak hüsranda olduğunu yüce kitabımız bize uyarı mahiyetinde bildirmektedir. Doğruluğu ve sabırlı olmamızı ise kurtuluşa erişimiz için yeterli görmektedir. Sağlık, mutluluk, muhabbet, iyilik ve güzelliklere ancak bu hasletlere sarıldığımızda ulaşacağımız bilincinde olmamız gerektiğini bir kere daha hatırlatıyorum.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook