Kalplerde İzlerimiz Olsun

• Eğitim hayatınızın başlarından beri tasavufî hayatın içinde olmuşsunuz. Bazı çevrelerde ‘şeri ölçüler bize yeter tasavvufa gerek yoktur’ gibi yaklaşımlar var. Hatta hadislerle ilgili tartışmaların arttığı zamanımızda dinin manevi yönü oldukça azalmış durumda. Size göre tasavvuf nedir ve tasavvufa ihtiyaç var mıdır?

• Eğitim hayatınızın başlarından beri tasavufî hayatın içinde olmuşsunuz. Bazı çevrelerde ‘şeri ölçüler bize yeter tasavvufa gerek yoktur’ gibi yaklaşımlar var. Hatta hadislerle ilgili tartışmaların arttığı zamanımızda dinin manevi yönü oldukça azalmış durumda. Size göre tasavvuf nedir ve tasavvufa ihtiyaç var mıdır?
M. TAN: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem vefat edeli 1400 küsur yıl olmuş. Tasavvuf Peygamber Efendimiz ile yaşanılan zamandan bağ kurma, Peygamber Efendimiz’in dini anlayışını yakalama ve onu amele dökme gayretidir. Tasavvuf, Peygamber Efendimiz’e yolculuktur. Asr- ı saadete, Ashâb-ı kiram’ın arasına karışabilme çabasıdır. 
Aslında Ashab-ı kiram’ın yaşadığı hayat bizzat tasavvuftu. Ashâb-ı kiram Peygamber Efendimiz’den gördükleri neyse, nedenini niçinini en ufak bir şekilde sorgulamadan uyguluyorlardı. Ne zaman ki insanlar İslam’ın ruhundan uzaklaşmaya başlayıp dünya ile haşır neşir oldular, örfi alışkanlıklar, adetler arttı hatta yeniden bazı cehalet anlayışları hortladı işte o zaman bazı ehli gayret, ‘biz İslam’ı Peygamber Efendimizin yaşadığı gibi yaşamaya çalışacağız’ diye bir araya toplandılar ve tasavvufî ekoller oluşmaya başladı. Bu gayretlere ister tasavvuf, ister tarikat veya manevi yol ne dersek diyelim, bu yol yıldızlar topluluğunun yani Ashâb-ı Kiramın yoludur.
Tasavvuf ismi sonradan konulmuş ve Asr-ı saadet’te olmayan bir isimdir diye itiraz edilirse o zaman Kur’an ifadesiyle tasavvufa “Takva yolu” veya “Tezkiye yolu” diyebiliriz. Ya da Peygamber Efendimizin ifadesiyle “İhsan yolu” veya “Zühd yolu” diyebiliriz.
Furkan Suresi 74. ayette “O Rahman’ın kulları ki Rablerinin huzurunda kıyama durarak ve secdelere kapanarak geceleri ihya ederler” diye müminler tarif edilmektedir. Merak ediyorum şu zamanda, gecenin bir yarısında, teheccüt vaktinde secdelere kapananların içinde ehli tasavvufdan başka kaç kişi vardır?
Zariyat Suresi 18. ayette yine müminler tarif edilirken Rabbimiz “Onlar geceleri pek az uyurlar, seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi” buyurmaktadır.
Geceleri tevbe-i istiğfar eden ve bunu düzenli yapan ehli tasavvufdan başka kaç kişi vardır?
Tasavvuf, dini derunî yönleriyle hayatın bütün alanlarında yaşamaktır. O yüzden tasavvufa ihlastır, istikamettir, rıza ve teslimiyettir, cihattır, güzel ahlaktır, muhabbettir, şefkattir, merhamettir, hizmettir de diyebilirsiniz. Hasılı kelam tasavvuf, Allah’a güzel bir kul olabilme yoludur, sanatıdır. 
• Tasavvufta kalp eğitiminin gerekliliğinden bahsediliyor. Ayrıca letaifler ve murakabeler gibi farklı uygulamalar yapılıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde kalp eğitimi diye bir şey var mıydı? Böyle ders ve uygulamalar gerçekleşmiş miydi?
M. TAN: Belki şu anda tasavvuf erbabı arasında gördüğümüz usuller, uygulamalar yoktu ama elbette kalp eğitimi vardı. 
Ashâb-ı Kiramın hepsinin kalbi Peygamber Efendimize ayarlıydı. Kalplerinde bir eğrilik yoktu. Buna rağmen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onların kalpleri üzerinde hassasiyetle dururdu. 
Buhari’nin İman bölümünde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Dikkat edin cesette bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur, o bozuk olursa bütün beden de bozulur işte bu et parçası kalptir” buyurduğuna göre Ashâb-ı Kiram’ın kalpleriyle özellikle ilgilenmiştir. 
Yine buna benzer Müslim hadisinde Efendimiz (s.a.v.) “Allah Teâlâ sizlerin şekillerinize ve mallarınıza değil kalplerinize ve amellerinize bakar” buyurmaktadır.
Kuran-ı Kerim’de 150 yerde kalp kelimesi, 300 yerde nefs kelimesi geçiyor. Buradan da anlıyoruz ki Allah Teala insanların kalp ve nefs eğitimi üzerinde önemle durmaktadır. Hasılı İslam kalplere inmiştir, müsait olan insan inanmış, müsait olmayan insan inanmamıştır. İslam kalpler üzerine inşa edilmiştir. İslam kalp dinidir desek yanlış söylemiş olmayız.
O yüzden bizim kalbimizin üzerine titrememiz gerekmektedir. Enfal Suresi’nin 2. ayetinde Allah Teala (c. c.) “Mü’minler ancak Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen kimselerdir” buyurmaktadır. Bu mizanın üzerinde de dikkatle durmamız gerekir. 
Rabbimiz ahiret günü için Şuara Suresi’nde “O gün ne mal fayda verir, ne de evlat. Ancak Allah’a kalb-i selim yani tertemiz bir kalp ile gelenler müstesna” buyurmaktadır. 
Kalp ile ilgili bu kadar açık ayeti kerimeler var ise elbette kalp ile ilgili bir eğitim de olması gerekir. 

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle