İslâm Dünyası'ndan

0
Sayı: Temmuz 1991

Eritre'de İslâm'ın tarihi Rasûlullah (s.a.)'in zamanına kadar uzanır. O zaman, bazı Müslümanların Mekke müşriklerinin işkencelerinden kurtulmak için Habeşistan'a hicret etmeleri ile Habeşistan halkı İslâm'la tanıştı ve özellikle bugünkü Eritre bölgesi içine giren yerlerde pek çok insan İslâm'ı kabul etti. Daha sonra Emevî ve Abbasî devletlerine tabi olan Eritre bölgesi 1557-1885 yılları arasında Osmanlı devletine bağlı kaldı. 1885'te Eritre İtalya tarafından işgal edildi. Böylelikle Eritre toprakları İslâm'ın başlangıcından bu yana ilk kez gayr-i İslâmi bir devletin eline geçmiş oldu.

İtalyanlar Eritre Müslümanlarını dinlerinden uzaklaştırmak ve kendi anlayış ve kültürlerini onlara empoze etmek için hayli uğraştılar. Bunda başarılı olamayınca Eritre bölgesini cezalandırarak buraları sağlık ve eğitim hizmetlerinden mahrum ettiler ve bu hizmetleri hristiyanların yaşadığı bölgelere kaydırdılar. II. Cihan Harbi'nde İtalyanlar yenik düşünce Eritre İngiltere'nin idaresine geçti. Bu dönemde Eritre Müslümanları emperyalistlerin vatanlarını terketmelerini sağlamak için B.M. nezdinde ve daha başka kanallardan mücadele vermeye başladılar. Bu mücadelede Şeyh İbrahim Sultan Ali'nin liderliğindeki İslâmi Rabıta Partisi başı çekiyordu. Bu arada ABD ve İngilizlerin kıştırttığı hristiyan Eritreliler kendi bölgelerinin Etyopya ile birleşmesini istemeye başladılar. Sonuçta Eritre halkının %70'ini oluşturan Müslümanların tümü Eritre' nin bağımsız bir devlet olmasını istediği halde B.M. bu bölgenin Etyopya ile bir federasyon oluşturmasına karar verdi. Etyopya İmparatorluğu da, B.M.'nin 390 sayılı söz konusu kararına istinad ederek 1962 yılında Eritre topraklarını imparatorluk topraklarına kattığını açıkladı. Ancak Müslüman Eritre halkı BM'nin sözkonusu kararını tanımayarak Mücahid Hamid İdris Avati'nin liderliğinde ve Eritre Kurtuluş Cephesi bünyesinde 1961 yılında (Etyopya İmparatorluğu'nun Eritre ile ilgili kararını açıklamasından önce) fiilî cihad başlattı. Bu örgütün bütün liderleri de, savaşçıları da Müslümanlardan oluşuyordu. Hristiyan Eritreliler ise Müslümanların bu bağımsızlık savaşına karşı Etyopya ordusuna her bakımdan yardımcı oluyorlardı. 1961-1975 dönemi böyle geçti. Bu dönemde Müslüman Eritrelilerin Etyopya askerlerin-den çok hristiyan Eritrelilerle savaştıkları söylenebilir.

Hristiyan Eritreliler 1975'ten sonra metod değiştirerek Eritre Kurtuluş Cephesi'nin içine sızmaya başladılar. Gerçekten de kendilerine komando adını veren; İsrail'de ve ABD askerî kamplarında eğitim görmüş çok sayıda hristiyan, sözkonusu örgütün içine sızmayı başardı. Ama zaman içerisinde bunların asıl gayeleri ortaya çıkınca Eritre Kurtuluş Cephesi'nde dizginleri ellerinde tutan Müslümanlar hristiyan komandoları tasfiye etmeye başladılar. Bunun üzerine hristiyan komandolar da Eritre Halk Kurtuluş Cephesi adında ayrı bir örgüt kurdular. Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'ni kuranların çoğunluğunu marksist görüşü benimsediklerini ileri süren hristiyan asıllılar oluşturuyordu. Bu örgüte ABD, Avrupa ülkeleri, hristiyan misyoner teşkilatları ve Uluslararası Kızılhaç teşkilatı başta olmak üzere çok sayıda uluslararası güç destek vermeye başladı. Emperyalizmin güdümündeki uluslararası örgütler "insanî yardım" adı altında Eritre Halk Kurtuluş Cephesi militanlarına silah ve cephane temin etmeye çalışıyorlardı. Bu örgüte bağlı militanlar silahlarını önce Eritre'nin bağımsızlığa kavuşturulması ve bu topraklar üzerinde İslâmî bir devlet kurulması için mücadele eden müslüman Mücahidlere çevirerek bu Mücahidlerin kurtardıkları bölgeleri ellerinden almaya başladılar.

Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin militanları, ele geçirdikleri topraklarda yaşayan Müslümanlara ağır zulümler yapıyor, mal varlıklarına el koyuyor, hatta kadınlara tasallut ediyorlardı. Bunun yanısıra ele geçirdikleri bölgelerde İslâm esaslarına göre yaşanmasını yasak ettiler.

Müslüman Mücahidler Eritre Halk Kurtuluş Cephesi militanlarının sahip olduğu silahlara sahip olamadıklarından bunlara karşı kılıç, balta, kalkan ve değnek gibi ilkel silahlarla mücadele etmeye başladılar. Ancak bu çarpışmalarda çok sayıda Müslüman Mücahid şehid edildi ve pek çoğu da yaralandı.

1975 sonrası dönemde Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nden başka sol eğilimli çeşitli örgütler ortaya çıktı. Bu örgütlerin yürüttüğü propagandalar müslüman asıllı gençler arasında da etkisini gösterdi ve bu gençlerin arasından özellikle İslâmî bilgisi zayıf olanların bazıları sol görüşü benimsediler. Eritre Kurtuluş Cephesi'nde de liderliği Abdullah İdris Muhammed adında sol görüşlü bir kişi ele geçirdi.

Eritre'deki marksist örgütler daha sonra aralarında birleşerek Eritre Halk Devrimci Demokratik Cephesi'ni oluşturdular. Bu cephe içinde en güçlü grup Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'ydi ve halen de öyledir.

Daha önce marksist çizgideki Etyopya yönetimini destekleyen Sovyetler Birliği kendi iç problemleri ile uğraşmak zorunda kalınca ve Eritre'de marksist grupların güçlendiğini görünce Etyopya'dan desteğini çekerek tarafları aralarındaki anlaşmazlığı barış yoluyla çözmeye çağırdı. Bunun üzerine Etyopya, Siyonist İsrail yönetimine yanaşmaya başladı. Daha önce Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin militanlarını yetiştiren İsrail bazı çıkarları dolayısıyla Etyopya'ya çok yakın ilgi gösterdi. Bu ikili ilişkide İsrail'in en önemli kazancı Etyopya'da yaşayan siyah tenli Falaşa Yahudilerinin Filistin topraklarına nakledilmeleri olacaktı. Filistinli insan gücünü tasfiye edebilmek için sürekli şekilde yahudi insan gücüne ihtiyaç duyan Siyonist İsrail, Falaşaların zenci olmaları dolayısıyla yahudi asıllı olamayacakları yolundaki iddialara rağmen bunları Filistin topraklarına nakletti. Çünkü kendilerinin yahudi asıllı olduklarına inanmaları ve fakir olmaları dolayısıyla problemsiz bir işgücü potansiyeli oluşturmaktaydılar.

Öte yandan küçük devletlerin daha küçük parçalara bölünmesini çıkarlarına uygun gören ABD, Eritre Halk Devrimci Demokratik Cephesi'ne yardımlarını artırdı. Bu cepheye İsrail'in de gizli yardımları devam etti. Etyopya ise İsrail'in azımsanamayacak miktarda silah ve askeri uzman göndermesine rağmen Sovyet desteğini kaybettiğinden dolayı Eritre militanları karşısında daha fazla dayanamadı ve yılların diktatörü Mangesto Hiela Mariam tahtını bırakıp kaçmak zorunda kaldı. Başkent Adis Ababa'yı ele geçiren Eritre Halk Devrimci Demokratik Cephesi ise amacının bütün Etyopya'ya hakim olmak değil sadece Eritre toprakları üzerinde arzuladığı şekilde bir devlet kurmak olduğunu ifade ediyor. Şu an için Etyopya'da bir yönetim boşluğu sözkonusu.

Eritreli militanların başkente doğru ilerledikleri sırada ABD'nin yardımıyla kurulan hava köprüsü vasıtasıyla, birkaç yıldır devam etmekte olan nakil işinden arta kalan kırk bin Falaşa yahudisi bir iki gün içinde Filistin topraklarına taşındı. Böylece Mangesto Hiela Mariam'la yakın ilişki kurmaktaki amacına ulaşan siyonist İsrail, diktatör Mangesto'ya siyasi sığınma hakkı bile vermedi. Eritre halkının ekseriyetini oluşturan Müslümanlar ise ABD desteğindeki marksist militanların insaflarına terk edildi. Eritre Müslümanları bugün eskisinden daha çok yardıma ve desteğe muhtaçlar. Çünkü gelenler, gidenlerden daha insaflı değil.



ERİTRE VE ETYOPYA'DAKİ MÜCADELENİN MAHİYETİ

*Bugün Etyopya'nın başkenti Adis Ababa'yı ele geçiren Devrimci Halk Demokratik Cephesi içindeki en güçlü örgüt olan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin kurucuları; Eritre'de bağımsızlık hareketini başlatan Müslümanlara karşı Etyopyalı askerlerin yanında yeralan ve bunlarla birlikte Müslümanlara karşı savaşan hristiyan asıllılardır.

*Eritre Halk Devrimci Demokratik Cephesi marksist çizgide olduğu halde ABD ve Batı tarafından desteklenmektedir.

*Etyopya'da marksist yönetimin kurucusu Mangesto Hiela Mariam'ı başlangıçta destekleyen Sovyetler Birliği 1988'de Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin bazı başarılar gerçekleştirmesinden sonra yalnız bıraktı. Sovyetlerin Mangesto'yu yalnız bırakmasında, kendi içindeki ekonomik ve siyasi problemlerin de etkisi oldu.

*Sovyetler'in yalnız bırakmasından sonra Mangesto Hiela Mariam'a destek veren İsrail daha önce Eritre , Halk Kurtuluş Cephesi militanlarını yetiştiriyordu.



ERİTREDE İSLÂMÎ HAREKET

Eritre'de bağımsızlık hareketini ilk başlatanlar İslami anlayış sahipler'i oldu. Ancak emperyalist güçlerin ve misyoner teşkilatlarının da yardım ve desteği ile hristiyan asıllıların kurdukları örgütler güçlenince Müslümanlar kendi davalarını yürütmek ve söz konusu örgütlerin saldırılarına karşı bir güç oluşturmak amacıyla ayrı örgütler kurdular. Bu örgütler daha sonra 19-21 Rebîu's-sânî 1409 - 30 Kasım -2 Aralık 1988 tarihinde ortak bir kongre gerçekleştirerek Eritre İslâmi Cihad Hareketi'ni kurdular. Sözkonusu kongrede Eritre İslâmî Cihad Hareketi için bir şûrâ meclisi de oluşturuldu.

Eritre İslâmî Cihad Hareketi'nin mücahitleri bir yandan Eritre'nin bağımsızlığı için mücadele ederken bir yandan da Eritre Halk Kurtuluş Cephesi militanlarının saldırılarına karşı Müslümanları ve bilhassa kadınları koruma mücadelesi vermek zorundaydılar. Eritre İslâmî Cihad Hareketi, Halk Kurtuluş Cephesi militanlarının gerçekleştirdiği haince saldırılar ve insanlık dışı uygulamalarla ilgili olarak değişik zamanlarda bildiriler yayınladı. Ancak uluslararası emperyalizme hizmet eden iletişim araçları, bu seslerin dünya kamuoyu tarafından duyulmaması için her türlü gayreti gösterdiğinden söz konusu bildiriler pek fazla kimseye ulaştırılamadı.

Eritre İslâmî Cihad Hareketi'nin, halkının çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Eritre toprakları üzerinde İslâmî hakim kılmayı amaçlayan mücadelesi devam etmektedir. Ancak imkanları son derece yetersizdir ve hiçbir dış desteğe sahip değildir. Geçmişte Müslümanlara karşı her türlü insanlık dışı uygulamayı lâyık gören militanların hakimiyeti ele geçirmeleri ise gerçekten endişe vericidir. Bu itibarla dünya Müslümanlarının Eritre davası ile yakından ilgilenmeleri ve emperyalizmin Eritre topraklarından İslâm'ın izlerini tamamen silmeyi amaçlayan oyununa karşı buradaki İslâmî cihada destek vermeleri gerekmektedir.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook