Dünü ve Bugünü ile Doğu Türkistan Gerçeği Mazlum Yurt

0
Sayı: Ağustos 2009

Yaşadıkları inanılmaz insan hakları ihlallerine rağmen Batı dünyasının görmezden gelmeyi tercih ettiği, İslam dünyasının ise görse de siyasi-ekonomik çıkarlar uğruna cılız tepkilerle, kolaylıkla feda edebildiği bir yer Doğu Türkistan. Bu yüzdendir ki yıllardır Çin yönetiminin Doğu Türkistan halkı üzerinde estirdiği terör ve asimilasyonu durdurak bilmiyor. Yıllardır baskı altında inleyen Doğu Türkistan, uluslararası camianın gündemine ancak olağanüstü durumlarda girme fırsatı bulabiliyor. Tıpkı Çin’in resmi rakamlarına göre 196, yerel kaynaklara göre ise 1000 kişinin ölümüne neden olan meçhullerle dolu 5 Temmuz olayların ardından olduğu gibi…

Malum olduğu üzere Doğu Türkistanlıların ve onlar gibi tüm dünyada baskı altında yaşayan halkların en büyük sıkıntısı sahiplenilmemek, çığlıklarının duyulmaması, duyulsa bile bu çığlıklara kulak verilmemesi… Çıkarcı politik yaklaşımlar kadar yaşanılan sıkıntıların dünya medyasına yeterince yansımaması sahiplenilmenin önündeki en önemli engel. Bu yüzden pek çok ortak değeri paylaştığımız Doğu Türkistan ve onun mazlum halkının sıkıntılarını daha çok sahiplenmek adına bu dosyamızda, Doğu Türkistan’ı mercek altına almak istedik.

Türklerin Yurdu; Türkistan

 Doğu Türkistan Çin’in batısında; Orta Asya’nın ortalarında yer alıyor. Göçebe Türk imparatorluklarının merkezi ve Türklerin anavatanı olduğu için 7. yüzyılda Türklerin Yurdu anlamına gelen “Türkistan” olarak adlandırıldı. 1949 yılında Mao yönetimi Doğu Türkistan’ı işgal etti ve adını  “Şincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak değiştirdi.

Çin kaynaklarının verdiği resmî rakamlara göre Doğu Türkistan coğrafyasının büyüklüğü 1.600.000 km2, nüfusu 20 milyon 500 bindir. Ancak Çin yönetiminin aksine Doğu Türkistan’ın gerçek yüz ölçümünün 1.823.418 km², Uygur nüfusunun ise 40 milyonun üzerinde olduğu iddia edilmektedir.

Bir Asimilasyon Metodu Olarak Kürtaj

- Çin yönetimi, bölgenin aslî unsuru Uygur ve Kazak Türklerini eritmeyi kendine ana misyon edinmiştir. Bölgedeki nüfus dengesi Çin yönetiminin “eritme politikası” neticesinde önemli ölçüde değişmiştir de. Bugün Doğu Türkistan nüfusunun %54’ünü Uygur ve Kazak Türkleri oluştururken geri kalanı Çinliler oluşturmaktadır. Oysa 1949 yılında Çinli nüfus %3’dü.

Bu eritme politikasında, fazlalık olarak görülen çocukların daha ana karnındayken ortadan kaldırılması metot olarak ön plana çıkmaktadır. Yapılan kürtaj ve zorla kısırlaştırma uygulamaları yüzünden her yıl on binlerce kadın ve çocuk ölmekte; hamile kadınların eşleri devlet memuru iseler işten atılmakta ve bütün sosyal haklardan mahrum edilmektedir.

Dinsizleştirme Politikası

Komünist rejimlerin hedef tahtasına koyduğu din ve manevi değerlere karşı açılan savaş, Doğu Türkistan’da en uç uygulamalarla kendini göstermektedir.

Mesela hükümet kurumlarında çalışanların namaz kılması, oruç tutması ve hacca gitmesi gibi ibadetler yasa dışı faaliyet sayılmaktadır. Devlette herhangi bir görev alabilmek ya da terfi edebilmek için Komünist Parti’ye üye olmak gerekmektedir. Toplumda partiye üye olmak, hayatın her alanında bir ayrıcalığa sahip olmak anlamına gelmektedir. Komünist parti üyesi bir vatandaş idamlık bir suç işlediyse cezası ömür boyu hapise çevrilebilmektedir. Daha açık bir ifadeyle bir insanın görmesi gereken asgari muamele sadece Komünist Partisi üyelerine yapılmaktadır. Ancak komünist parti üyesi olmanın bedeli bir hayli ağır; parti üyesi ister memur isterse sıradan bir vatandaş olsun, dine inanması parti tüzüğü gereği yasaktır.

-İster okulda isterse okul dışında olsun öğrencilerin namaz, oruç gibi dinî vecibelerini yerine getirmeleri yasaklanmıştır.

- Türkistan’ın işgal altında yaşadığı 60 sene içerisinde Kızıl Çin tarafından öldürülen din adamlarının kesin sayısını vermek oldukça zordur. Ancak sadece 1949 ile 1952 yılları arasında 120 bin din adamının idam edildiği bilinmektedir.

- Tarihî kaynaklara bakıldığında Doğu Türkistan’da yapılan mescitlerin sayısının oldukça fazla olduğunu görmekteyiz. Ama maalesef bu mescitlerden günümüze ulaşanların sayısı çok azdır. Çünkü Kızıl Çin, Doğu Türkistan halkını dinsizleştirmek için camilere yönelik politikalar uygulamıştır.

1949 ile 1979 yılları arasında Doğu Türkistan’da 29 bin cami yok edilmiştir. Tahrip edilmeyen camiler domuz ahırı, askerî kışla, depo veya sinema, tiyatro gibi eğlence yerleri olarak kullanılmıştır. Doğu Türkistan’da bu durum Mao’nun ölümünden sonra biraz iyileşse de günümüze kadar davam etmektedir. Mesela 1997 yılından bu yana sadece Hoten bölgesinde 1218 cami zorla kapatılmış, 939 cami ise yerle bir edilmiştir.

- Kadınların ister memur ister ev hanımı olsun camiye gitmesi yasa dışı faaliyet sayılmaktır. 18 yaşından küçüklerin de öğrenci olsun olmasın camilere girmesi yasaktır.

- Her caminin cemaatinin namazlarını kendi camisinde kılması mecburidir. Bir kimsenin kendi mahallesindeki camiden başka mahalledeki bir camiye gitmesi yasa dışı bir eylem sayılmaktır. Dolayısıyla bu kişiler cezalandırılmaktır. Camilerde ezanın hoparlörle okunması yasaktır. Bir de merkezî camilerden başka camilerde teravih namazının kılınması yasaktır.

Eğitimde Çince Zorunluluğu

Uygur dilinde eğitim veren yüksek eğitim kurumlarında bütün derslerin Çince olması zorunlu hâle getirmiştir. Dersleri Çince olarak anlatamayan öğretim görevlilerine ise yerlerini boşaltmaları yönünde baskı yapılmaktadır. Çince bilmeyenleri toplumdan dışlamayı hedefleyen bu yasa aynı zamanda Doğu Türkistan halkına kimliğini, milletini, bağımsızlığını, dinî inancını ve ana dilini unutturarak gelecek nesilleri tamamen Çinlileştirmeyi amaçlamaktadır.

Uygur’a İş Yok

Çin’de eğitim, iş ve işçi bulmaya yönelik yayın yapan bir derginin (2006 Mayıs sayısı) verdiği bilgilere göre 2003 yılında Doğu Türkistan’daki azınlıkların iş bulma oranı %70 iken, 2005’te bu oran %32,8’e gerilemiştir. Hatta 2009 itibarıyla bu oran bazı yerlerde %1 seviyelerindedir. Örneğin her yıl Aksu ilinde yüksek okul bitirenlerin sayısı 5000 civarında olmasına rağmen bu sayının ancak 1%’i iş bulabilmektedir. Bir Uygur iyi bir iş bulmak için iyi düzeyde Mandarin Çincesi bilmek durumunda. Son on yılda Mandarin Çincesi bilmek Doğu Türkistan’da yaşayan birisi için şart haline getirildi. Daha önce uygulanan Uygur/Mandarin ikili dil politikasına son verildi. Bu, Uygur dilinin hızlı bir şekilde kullanımdan kalkması ve ekonomik gelişmenin dışında kalması anlamına gelmektedir.

5 Temmuz Olaylarının Perde Arkası

26 Haziran’da bir Çin gazetesi “6 Uygur genci 2 Çinli kadına tecavüz” etti diye yalan haber yapınca, Hong Kong’a yakın bir eyaletteki oyuncak fabrikasında Çinli işçilerle Uygur işçiler arasında çatışma çıktı. 2 Uygur gencinin öldürüldüğü olaylardan sonra büyük bir bölümü Çin Devleti’ne ait olan fabrika yönetimi, olayı Çinliler çıkarmasına rağmen, ayrımcılık yaparak 600 Uygur işçisini işten çıkardı. İşten çıkarılan Uygur işçiler konuyla ilgili Urumçu’deki ailelerine bilgi aktarınca, bu durumu protesto etmek isteyen Uygurlar bir yürüyüş düzenledi. Birkaç bin Uygur Türk’ü gösteri yürüyüşüne başlayınca, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na ait içindeki tankların da olduğu askeri konvoy hızla Urumçi’ye girdi ve 4-5 saat devam eden ilk çatışmada 140 kişi öldürülürken 900 kadar insan da yaralandı. Çatışmalar daha sonraki günlerde devam etti ve resmi bilanço 196 ölüyü gösterirken yerel kaynaklar ölü sayısının 1000’i geçtiğini duyurdu.

Hotan İlinin Lop ilçesi Merkez Camii’nin Girişinde asılı bir uyarı panosunda kimlerin camiye giremeyecekleri yazılı: 1- Partiye girmeye aday öğrenciler. 2- Devlet memurları, işçileri ile emekliler ve izine ayrılmış olanlar. 3- 18 yaş altındakiler. 4- Kent yöneticileri ve memurlar. 5- Kadınlar

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook