Altınoluk Tarihinden - Ekim 2019

0
Sayı:
Altınoluk Tarihinden - Ekim 2019

3 YIL ÖNCE
2016 Ekim
Sayı: 368
Bu sayımızda gündemde tartışma konusu olan konularda “Temel ölçüler”i ortaya koymaya çalıştık. Altınoluk, tasavvuf disiplinini hayati önemde buluyor. Ama tartışılan meselelere baktığımızda onun da temel ölçüler içine oturması gerekiyor. Onları da işaretlemeye çalıştık bu sayımızda. Gelecek sayılarımızda da devam edeceğiz. Sayfa: 1

Gönül Dünyamıza Taarruzlar
İnsan, kelimelerle düşünür; lisan ile tefekkür ufkunu genişletir. Bu sebeple, kelime kadrosu daraltılmış veya mefhumlarının mânâları çarpıtılmış bir lisan ile, İslâmî tefekkürün derin ufuklarına yol bulmak mümkün değildir.
Bir mütefekkir şöyle der:
“Bir milleti değiştirmek istiyorsanız önce onların kelimelerini değiştirin!”
Bugün aziz milletimize yapılan en büyük saldırılardan biri de, İslâmî kimliğe sahip kelimelerin mânâlarıyla oynamak, müsbet mânâ taşıyan kelime ve mefhumlara menfî mânâlar yükleyerek onların îtibârını yok etmeye çalışmaktır. Bununla hedeflenen, aslında gönüllerdeki İslâmî hassâsiyetlerin zayıflatılmasıdır.
Osman Nûri Topbaş. Sayfa: 32

Sevdiğim!
Sevmek umursamaktır. Umursamak uyarmaktır. Uyarmak uyandırmaktır. Sağımızda, solumuzda yanlışlar yapmakta olan kimseleri umursayacağız. Umursadığımızı şevkle göstereceğiz. İdrâki tıkanmışların yardımına koşmazsak, hakkı ve hayrı anlatıp duyurmazsak, yarın nasıl hesap vereceğiz?
Neslihan Nur Türk. Sayfa: 38

13 YIL ÖNCE
2006 Ekim
Sayı: 248

Allah’ın Boyası
Sentetik bir dünyada yaşıyoruz. Kıyafetler sentetik, yiyecekler hormonlu, bedenler silikonlu, tebessümler iğreti, dostluklar geçici... Sanki gerçek hayatı değil de tiyatro hayatı yaşıyoruz. Fıtrat ilahi formattır, yaradılışın ilahi kodlarıdır.
Gerçek müslümanlık fıtrata uygun yaşamaktır. Allah insanı temiz ve günahsız olarak yaratmıştır. İnsanın görevi bu temiz fıtratı bozmamak, maddeten ve manen kirlenmemektir. Maddi boyalardan ziyade manevi ve insani boyalara iltifat etmek, solmaz ahlakî boyalarla boyanmaktır. Mevlana’nın dediği gibi koku ve boyayı bedene değil öncelikle ruha sürmektir. Bedenler nasıl olsa sonunda bozulup toprak oluyor.
Ali Rıza Temel. Sayfa: 38

Kabir Sorgusu ve Başarı Duası
Kulun kabirde karşılaşacağı haller, kabir azabı olarak nitelendirilmiştir. Zira kabir, korku, dehşet ve yalnızlık yeridir. Orada farklı görünüşleriyle dehşet saçan, kimsenin tanımadığı (Münker) ve kimseyi tanımayan (Nekîr) sorgu melekleriyle karşılaşmak bile başlı başına bir azaptır. Bu sebeple sorgu ve azap, birbirinin yerine kullanılan iki kelime durumundadır. Sonunda başarı da olsa sınav ve sorgu yeteri kadar sıkıntı, endişe, üzüntü ve azap vesilesidir. Bunu dünyadaki tecrübelerimizden de bilmekteyiz.
Kabir ve kabir hayatı ile ilgili hadislerde verilen bilgiler, kabri olmayan ölüler hakkında geçersizdir sanılmamalıdır. Bu zorlu sınav, dünyadan ayrılıp âhirete intikal eden herkes için geçerlidir.
Prof. Dr. İsmail L. Çakan. Sayfa: 40

23 YIL ÖNCE
1996 Ekim
Sayı: 128

Zaman ümid için mi gülümsüyor yoksa, yeis’e mi kapı aralıyor? Bu sayımızda “Çıkış Yolu Arayışı” üzerinde yoğunlaştık. Üç değerli ilim ve fikir adamımızla çok önemli bir sohbet yaptık. Soru yukarda ki soru idi. Üçü de ‘Ümit’te yoğunlaştı. Her birisinin ümid için gerekçeleri vardı. Yani prensip olarak “Allah’tan ümid kesilmez” demiyorlar, tarih perspektifine yansıyan Sünnetullah’dan yola çıkıyorlardı.     Sayfa: 1

Duaların Geçtiği Yollar
Pozitif bilimlerin doğurduğu teknik bütün gürültüsüyle, korkunçluğuyla üzerimize çökmüştür. Kalbimiz onun demir kıskaçları altında çırpınıp durmaktadır. Yeni yeni icatlar, dünyayı daha cazip hale getiren gönül oyalayıcı buluşlar bizi kendine doğru garip bir cazibeyle çekip götürüyor. Bu akıma kendimizi kaptırıyor, onun büyüsüyle varlık sebebimizi unutacak hale geliyoruz. Evimizin en mutena köşelerine kurulmuş olan bu oyuncaklara bir çocuk hevesiyle veya büyülenmiş bir kimsenin şuursuz haliyle sarılıyoruz. Büyülenmiş gözlerimizi onlardan ayırıp da kendimize, özümüze, ruhumuza çeviremiyoruz...
Gelin, kalplerimizi tatmine ulaştıracak bir tabibe başvuralım. Ondan bir reçete isteyelim. İşte ilahî kitabımızın tavsiye ettiği ilaç: “Şunu iyi bilin ki, Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.” [Ra’d süresi (13), 28]
Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir. Sayfa: 24

Susmanın Sevabı
Dilin afetleri çok ve kendini bunlardan korumak zor olduğu için, elden geldiği kadar susmak en iyi çaredir. O halde insan, zaruret miktarından fazla konuşmamalıdır. Dediler ki (abdallar), yani yüksek derecedeki veliler, konuşması, yemesi ve uyuması zaruret miktarında olan kimselerdir.
Sâdık Dânâ - Sayfa: 28

33 YIL ÖNCE
1986 Ekim
Sayı: 8

Altınoluk, Türkiye’de yeni bir öğretim döneminin başlangıcına tekabül eden sekizinci sayısını “Gençlikteki kimlik bunalımı”na tahsis etti. Eğitim gibi müsbet bir faaliyet tarzı ile “kimlik bunalımı” gibi olumsuz bir sonucu yan yana düşünmek birbiriyle çakışmaktadır. Altınoluk’un gayesi de, öncelikle bu garabete dikkat çekmek, sonra da bunun sebepleri ve çareleri üzerine düşünmeyi sağlamaktır.     Sayfa: 1

Kimlik Muhasebesi
Türkiye, çocukları için ıslahevi, gençleri için hapishane inşa ettireceğine, başını ellerinin arasına alıp, bir kimlik muhasebesi yapabilir. Yapmalıdır Türkiye, her on yılda bir yeniden kuruluyor, yeniden yön belirliyor. Her on yılda bir Türkiye’nin yüzlerce, binlerce genç insanı kan kaybediyor, can kaybediyor. Kralın üzerinde elbise olmadığını söyleyecek bir kişi çıkmalı bu ülkede. Kimlik krizine tekabül eden bir değer boşluğu bulunduğunu haykırmalı. Bu Türkiye’nin gerçek münevveridir. Namuslu münevveridir.    Ahmet Maraşlı. Sayfa: 3

Zikrin Çeşitleri
Ayet ve hadislerin işaretiyle zikrin üç çeşidinin var olduğu görülür.
a - Dil ile zikr (Zikr-i lisanî): Allah (c.c) ı, Esma-i Hüsnası ile yadedip hamd etmek, O’nu teşbih edip Kitabını okumak ve dua etmek şeklinde yapılan zikrdir.
b-Kalbî zikr (Zikr-i Kaibî): Gönülden Allah’ı anmaktır. Zikrin bu çeşidi, Allah’ın varlığını gösteren delilleri düşünmek, O’nun tekliflerini, emir ve yasaklarını tefekkür ederek kalbi her türlü şüphelerden arındırmakla olur.
c- Bedenî zikr (Zikr-i Bedenî): Bedenin azalarını her birini memur bulundukları vazifelerle meşgul edip, nehy olundukları şeylerden uzaklaştırmaktır.
Doç. Dr. Fahreddin Yıldız. Sayfa: 26

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook