Aziz Okuycu

0
Aziz Okuycu - Altınoluk
Sayı : 359 - Ocak 2016 - Sayfa : 1

Bir miladi yılı daha geride bırakıp, hayat yoluna devam etmekteyiz.
Evet hep deriz, bu günler, aylar, yıllar bizi bizim bilmediğimiz bir ecele doğru ilerlediğimizi hatırlatan duraklardır. Belli ki o gün gelecek.
Onun için uyanık olmak lazım. Her işimizde o vaktin hassasiyetini kuşanmak ve o günden sonra bir gün daha geleceğini ve “O gün” mal ve evlad gibi dünyevi imkanların, statülerin insana fayda vermeyeceğini, oraya “selim bir kalb götürme”nin insanı kurtaracağını unutmamak lazım.
Kerim Kitabımız Kur’an bu alanda ikazlarla dolu.
İnsan “imkan”ı kullanırken genelde aldanıyor, onu keyfemayeşa (dilediği gibi) kullanabileceğini zannediyor ve çoğu zaman dizginleri, eğitilmemiş nefse (nefsi emmaraye) kaptırıyor. O da gidip “insanın düşmanı olan” varlıkla, Şeytanla işbirliği yapıyor. Ondan sonra salın başınıza belayı... İnsan mümkünse kurtulsun günah çukurlarına, şeytan tuzaklarına düşmekten...
Bu sayımızda “sosyal medya” denilen alanı gündeme aldık. İnsana neredeyse Hüdhüd’ün kul-landığı imkanı sağlayan teknolojinin kullanılma biçimindeki çarpıklığı ve onun doğuracağı afetleri ele alalım istedik.
Evet afet var bu alanda. İnsanı en behimi alanlara sevkeden, şeytanın hep kalplerde dolaşmasının yolunu açan bir afet.
Bıçağın normal kesme aracı olmaktan çıkıp, katil aracı haline gelmesi olayı.
Görüntülemenin mesela damarlardaki bir hastalığı izale için kullanılması değil, mahremleri ifşa edecek şekilde kullanılması fesadı.
Bu var maalesef.
Bu insanın hayat yolculuğunda insanı günah çukurlarına sürükleyen bir afet niteliği de taşıyor maalesef.
Hazreti Ömer (r.a.) hani, “İslam’ın ticaret hukukunu bilmeyen bizim çarşımıza gelmesin” demiş.
Bir vakit bir siyasetçi gazetedeki sütununu tetikçilik için kullanan yazara “Senin eline kalem vermek çocuğun eline silah vermeye benzer” diye tepki göstermişti. Yani kalemin, mikrofonun, kameranın, ekranın, kürsünün, yani bir sözü, mesajı çoğaltan araçların, hukuk bilmez insanların eline verilmemesi lazım. Hukuk bilmiyorsak bizim de onları kullanmamamız lazım. Çünkü bu işler yaydan çıkan oka benzer ve geri döndürülmeleri imkansızdır. Denilmiştir ki, “Söz sen kullanıncaya kadar senin esirindir, kullandıktan sonra da sen onun esirisin.” Medya alanındaki her eylem, işte bu özdeyişteki şeydir.
Medya alanında işlenen suçlar, yani gerçekleşen hak ihlalleri için açılmış milyonlarca dava var. Mahkumiyetler oluyor veya olmuyor. Bir çok hakaret “eleştiri” nitelemesi ile cezadan kurtuluyor.
Ama bir yer var, orada her şeyin hakkı verilecek. Ne bir eksik ne bir fazla.
İşte bir gün daha, bir ay daha, bir yıl daha geride kaldı. Yani bir gün, bir ay, bir yıl daha yaklaştık hesap gününe.
Dileyen dilediğini yazsın, söylesin vs. ama yarın “Bu kitaba ne oluyor ki küçük büyük hiçbir şeyi ihmal etmeden kaydetmiş” diye ah vah etmenin zamanı geleceğini unutmasın.
Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a eman

 

Yorum Yazın

Facebook